Amerika başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde uygulanan ‘manevî terapi’ projesi Türkiye’de de hayata geçiriliyor. Gaziantep’in pilot il seçildiği projeye göre; destek ünitelerine bağlı olarak hayatını sürdüren hastalar, Müslüman ise Diyanet görevlilerinden, Hıristiyan ise papaz, Musevi ise hahamlardan hizmet talep edebilecek. Varsa, helalleşmek istedikleri kişilerle buluşturulacaklar. Türkiye, dünyanın birçok ülkesinde uygulanan ve hastalar üzerinde olumlu sonuçlar veren ‘Destek Tedavi Merkezi’ projesi için ilk adımı attı. Destek üniteleriyle hayatını sürdüren hastalara, dinleri dikkate alınarak manevî destek sağlanacak. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın pilot il olarak seçtiği Gaziantep’te uygulanacak proje kapsamında hastalar, helalleşmek istediği tanıdıklarıyla da bir araya getirilecek. Yazının tamamını oku »
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin yer aldığı Çocuk Hakları Üst Kurul üyelerinin katıldığı toplantıda, Ulusal Çocuk Hakları Strateji Belgesi kamuoyuna açıklandı. Bakan Fatma Şahin, Ankara Palas’taki toplantıda yaptığı konuşmada, ileri demokrasi, büyüyen ekonomi hedefinin gerçekleştirilmesi için güçlü toplumun şart olduğunu söyledi. Güçlü toplum için önemli olanın ise ”beşeri sermaye” olduğunu dile getiren Bakan Şahin, bu kapsamda çocuk hakları kültürünün toplumda yerleşmesi gerektiğini vurguladı. Şahin, çocuğun doğuştan gelen hakkını savunma, gelişimini takip etme, karar alma mekanizmasına katılımını ve olabilecek tehlikelere karşı korunmasını sağlamaya yönelik düzenlemelerin yapılmasının önemine işaret etti. Türkiye’nin bu konularda son 10 yılda başarı sağladığına işaret eden Bakan Şahin, çocuklara haklarını öğretmenin yanında çocuğun ihmal ve istismarına neden olabilecek tehlikeler hakkında da kamuoyunu bilgilendirmesi bakımından ”çocuk dostu medya”yı çok önemsediklerini bildirdi. Yazının tamamını oku »
Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı’nın araştırmalarına göre 1970′lerde Türk ailelerin yüzde 84′ü erkek çocuk isterken, bugün bu oran kentli anneler arasında yüzde 41′e düştü. Türk aile yapısında son 30 yıldaki değişimleri inceleyen bu yılın TÜBİTAK Bilim Ödülü sahibi Koç Üniversitesi öğretim üyesi ve Türkiye Bilimler Akademisi Şeref Üyesi Prof. Çiğdem Kağıtçıbaşı’nın araştırması, 1970′li yıllarda ekonomik nedenlerle erkek çocuğu yaşlılıkta güvence olarak gören Türk insanının, 2000′li yıllara gelindiğinde bu düşüncesini büyük oranda terk ettiğini ortaya koydu. “Çocuğun Değeri Araştırmasına” göre, 1970′li yıllarda yüzde 84 oranında erkek çocuk tercihi gösteren aileler, 2000′lerde özellikle şehirlerde bu tercihini yüzde 41′e kadar düşürdü. Yazının tamamını oku »
Sakarya Üniversitesi öğrencileri ‘empati’ yapıp 5 gün boyunca sokak çocukları gibi simit ve mendil sattı. Gençler, kazandıkları parayı muhtaç çocuklara bağışlasa da ‘çocuklarınızı çalıştırmayın’ mesajı verdi. Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Sosyal Hizmet Bölümü 2. sınıf öğrencileri, 5 gün boyunca sokak çocukları gibi çalıştı, kazandıkları parayı muhtaç çocuklara bağışladı. Bölüm öğrencileri, ‘Kuram ve Yaklaşımlar’ dersini sokakta uygulamalı olarak yaptı. Sokakta çalışan çocukların yaşadıklarını daha iyi anlamak isteyen öğrenciler, Doç. Dr. Mehmet Zafer Danış koordinatörlüğünde, 5 gün boyunca çarşıda ayakkabı boyadı, simit, mendil, yara bandı, su ve mendil sattı. Ayrıca Sakarya Emniyet Müdürlüğü’nden alınan broşürleri halka dağıtan öğrenciler, sokakta çalışan çocuklara yapılan her yardımın onları sokağa mahkûm ettiği konusunda halkı bilinçlendirmeye çalıştı. Broşürlerde ‘Açılan ele verilen her para bir sonraki eli getirir’, ‘Çocuklardan alışveriş yapmayın’, ‘Çocuklardan alışveriş yaparak onları sokağa mahkûm etmeyin’ içerikli yazı ve görseller yer aldı. Yazının tamamını oku »
These days, children are glued to their social media. Whether tweeting between lessons, or updating their Facebook status on a smartphone at lunch, the younger generation is in constant communication with their peers. That’s why addressing the issue of privacy on social media sites should be a priority for all parents. As the definition of “privacy” changes in the modern age, it’s more important than ever to ensure your child is posting safely and responsibly on social networks. Take the time this month to address these issues with your child. According to Pew Research, nearly 72 percent of young adults and teens use social networking sites. Most sites require users to be at least 13, but a May 2011 Consumer Report found 7.5 million children age 12 and younger are on Facebook, meaning social media is becoming a larger presence in the lives of our younger generation. Yazının tamamını oku »
Türkiye maalesef ‘midesi geniş’ insanların çoğaldığı aile kültürünü besliyor ve ihraç ediyor. Azerbaycan ve Orta Asya’dan çeşitli dostlar edindikçe kadın misafirlerin İstanbul Türkçesini rahat kullandıklarını gördüm. Bunun izlenen Türk dizilerine bağlı olduğunu anladıktan sonra bazı sorulara cevap bulmaya başladım. Aileler neden daha kolay parçalanıyor, çocuklar neden mutsuz, uyuşturucu neden yaygınlaşmış, şiddet neden artıyor soruları zihnimde karşılık bulmaya başladı. Eskilerin “şöhret, servet, şehvet” şeklinde ifade ettiği üç cazibeli psikolojik tuzak diziler sayesinde sosyal virüs gibi yayılıyor. Bu dizilerin Ortadoğu ve Balkanlarda da talep görmesi sosyal hastalıkların geleceği konusunda toplum bilimcileri ve ruh bilimcileri düşündürüyor. Yazının tamamını oku »
Kadına şiddet uygulayan kişilere elektronik kelepçe veya bileklik takılmasına imkan sağlayan Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine ilişkin kanun tasarısı TBMM Başkanlığına sunuldu. Buna göre, kanun kapsamında korunan kişilerle ilgili alınacak tedbirlere mülki idare amiri tarafından karar verilecek. Alınacak tedbirler kapsamında kanun kapsamında korunan kişiye, gerekiyorsa beraberindeki çocuklara, bulunduğu yerde veya başka bir yerde, uygun barınma yeri sağlanabilecek ve gerekli görüldüğünde geçici maddi yardım yapılabilecek. Psikolojik, mesleki, hukuki ve sosyal bakımdan, rehberlik ve danışmanlık hizmeti verilebilecek. Korunan kişinin hayati tehlikesinin bulunması halinde, ilgilinin talebi üzerine veya resen geçici koruma altına alınabilecek. Korunan kişinin çalışması durumunda, varsa çocukları için, gerektiğinde ücreti karşılanmak üzere kreş imkanı sağlanabilecek. Yazının tamamını oku »
Türkiye’de ‘Çocuklar İçin Adalet Projesi’ hayata geçiriliyor. Proje ile 160 adliye binasında çocuk dostu görüşme odaları hazırlanacak, özgürlükten yoksun bırakılmaya son çare olarak başvurulmasını sağlayacak mevzuat ve mekanizmalar geliştirilecek. Adalet Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, adalet sisteminde çocuk haklarını güçlendirmeyi amaçlayan ‘Çocuklar İçin Adalet Projesi’ kapsamında işbirliği yapıyor. Toplam 3,15 milyon Euro’luk projenin tanıtım toplantısı Ankara Swiss Otel’de yapıldı. Programa katılan Adalet Bakanı Sadullah Ergin, projenin 2012-2014 yılları arasında uygulanacağını söyledi. Çocuk suçluluğunun, dünyada ve Türkiye’de arttığını kaydeden Ergin, “Suça sürüklenerek ceza infaz sistemine dahil olan çocuklar, hem gelişim süreçlerinin erken aşamalarında bulunmaları hem de olumsuz yaşam deneyimlerinden kaynaklanan çeşitli etkenler nedeniyle fiziksel, zihinsel, sosyal ve psikolojik gelişme açısından özel bakıma, yardıma ve yasal korumalara ihtiyaç duymaktalar.” diye konuştu. Yazının tamamını oku »
Zorbalık denince önceleri aklımıza sözlü veya fiziksel şiddet gelirdi. Şimdilerde ise sanal bir kılıfa büründü. ‘Siberzorbalık’ adını alan internet ortamındaki saldırı ve tehditler, öyle bir boyuta ulaştı ki kullanıcıları paranoyak olmaya hatta intihara bile sürükleyebiliyor. Bilgi ve iletişim teknolojilerinin en büyük ağı olan internet, insanların her geçen gün artan bilgiye ulaşma, saklama ve paylaşma isteğini karşılayan bir mecra haline geldi. Ama bu imkânların sınırsız ve denetimsiz olması, avantajını dezavantaja dönüştürecek kapılar aralıyor. Her ne kadar bu imkânları olumsuz yanlarının başında internet bağımlılığı gelse de son beş yılda bilişim ve psikoloji literatürüne yeni bir terim daha girdi: ‘Siber zorbalık’. Sanal ya da elektronik zorbalık olarak da bilinen bu tehdit türü, birey üzerindeki etkileri sebebiyle bağımlılıktan çok daha zararlı sorunlara yol açıyor. Yazının tamamını oku »
İnsanları çoğu, duygularını bastırarak, unutmaya çalışarak, başka şeyler düşünerek bunlardan kurtulabileceklerini sanırlar. Bastırılmış duygular şuur altında birikerek ruh sağlığımızı tehdit etmeye başlar. Oysa sıkıntı veren duygular, açıkça dile getirildiklerinde çoğu zaman etkilerini kaybeder. Anne babalar etkin dinleyerek, çocukların duygularını tam olarak açıklamalarına yardımcı olmalıdır. Duygular bizim bir parçamızdır. Duygusuz insan düşünülemez. Sevinç, neşe, güven ve mutluluk veren duygular ne kadar normalse; üzüntü, kaygı, şüphe, endişe ve korku veren duygular da o kadar normaldir. Olumsuz duygularından dolayı kınanmadığını, suçlanmadığını ve anlayışla karşılandığını gören bir çocuk duygularından korkmamayı öğrenir. Bir başkası tarafından kabul görmek ve anlaşılmak insana o kadar iyi gelir ki, anlatan kendisini dinleyip anlayana karşı her zaman sıcak duygular besler. Benzer duygular anne babalarda da uyanır. Çocuklarına karşı daha sıcak ve yakın duygular beslemeye başlarlar. Biri sizi dinleyince, size de onu dinlemek daha kolay gelir. Bu yüzden anne babalar çocuklarını daha önce dinlemişlerse, çocuklar da anne babalarını dinlerler. Çocuklarının kendilerini dinlemediğinden yakınan anne babalar, büyük ihtimalle, çocuklarına dinleme konusunda, iyi örnek olmamışlardır. Yazının tamamını oku »
Eskiden anne babalar çocuklarını sokağın ve kötü arkadaşın etkilerinden korumak için çaba gösterir, çabaları sonuç vermediği zaman gelip bize danışırlardı. Bilgisayar ve bunun yan ürünü olan internet hayatımıza girdikten sonra, sokağın ve kötü arkadaşın yerini ‘internet kafe’ler aldı. Anne baba ile duygusal bağları zayıf, aile içinde kendilerini değerli hissetmeyen, okul başarısı düşük çocuklar ve gençler, artık sokak yerine internet kafelere gidiyorlar. Kötü arkadaşın yerini, şimdi internet bağlantısı olan ev bilgisayarları aldı. Bize danışmak için gelen anne babalar, sokak yerine, internet kafelerden ve evdeki bilgisayardan yakınıyorlar. Bilgisayar kullanmayı bilmeyen çoğu anne baba, derslerine yardımcı olacağı zannıyla, yüzlerce dolar ödeyip çocukları için bilgisayar alıyorlar. Bilgisayar ise, tek başına, bir makineden ibarettir; ders öğretmek ve çocuğu daha akıllı yapmak gibi bir marifeti yoktur. Bilgisayarı faydalı kılan ‘software’ dediğimiz programlar ve eğitim CD’leridir. Bu programlar da, ancak kullanmasını bilen ve doğru biçimde kullanabilen ellerde faydalı olabilir. Yazının tamamını oku »
16-17 Aralık tarihinde İstanbul Beyoğlu İlçesi Cezayir Konferans Salonu’nda Roman Topluluklar İçin Sosyal Politikalar Konferansı’na Konya Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü adına katıldım. İlimizden Dr. Özgür Ünal ve Yeni Mahalle Muhtarı Ali Hakikat’te konferansın katılımcıları arasındaydı. Konferans süreci ve önceki çalışmaların tümü; edRom (Edirne Roman Derneği), Boğaziçi Üniversitesi SPF (Sosyal Politika Forumu) Anadolu Kültür, Consulate General of Swiden ve Tacso (Stk için Teknik Destek) işbirliğiyle gerçekleştirildi ve Avrupa Birliği tarafından desteklendi. Roman topluluklar için Bütünlüklü Sosyal Politikalar Geliştirme Projesi Ayşe Buğra, Başak Ekim Akkan, Mehmet Baki Deniz, Mehmet Ertan, Özlem Anadol, Goncagül Gümüş tarafında yürütüldü. Konya, Erzurum, Samsun, İzmir Bergama, Hatay, Sakarya, İstanbul’da atölye çalışmaları yaptılar. Konferans bu atölye çalışmasının sonuçları ve çözüm önerilerini paylaşmak üzere düzenlenmişti. Yazının tamamını oku »