adderall online

sasam-rapor.jpgSağlık-Sen SASAM Enstitüsü tarafından Türkiye’de Sosyal Hizmet ve Sosyal Yardım Politikaları adlı bir rapor hazırlanmıştır. Raporun girişinde çalışmanın amacı şu şekilde anlatılmıştır: “Son yıllarda uygulanan sosyal politika uygulamalarında ciddi gelişmeler sağlandığı ortadadır. Ancak bu gelişmelerin toplumsal yansımalarının tamamının olumlu ve başarılı olduğunu söylemek mümkün değil. Yaşanan olumsuzlukların, gelişen sosyal problemlerin nedenlerini araştırmak, toplumsal ve kültürel koşullarımıza uygun politikalar geliştirmek durumundayız. Bu noktada Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kurulduğunda, Türkiye’nin aydınlık geleceğinin sosyal kalkınma ile mümkün olacağına inananlar olarak çok umutlandık. Sağlık Sen olarak “Nasıl Bir ASPB?” başlığı altında bu analizin ekinde de yer verdiğimiz bir rapor hazırladık ve beklentilerimizi ortaya koyduk.

Yazının tamamını oku »

tuketim.jpgBu makale, tüketim kültüründe kadın bedenin cinsel bir meta olarak kurgulanmasını ve sunumunu konu edinmektedir. Tüketim kültürünün kadın bedeni için öngördüğü güzellik ve standardize edilmiş beden anlayışında; kadın bedeni, görselliği ön planda olan cinsel cazibeli bir gövde olarak sunulmaktadır. Böylece çağımızdaki kapitalist ekonomik piyasa ve onun ürettiği kültür ve yine ekonomik piyasanın endüstriyel aygıtları tarafından kadın bedeninin cinsel haz ve tüketim nesnesine indirgendiğine şahit olunmaktadır. Kapitalist ekonomik piyasa ve onun kültürü sürekli değişen ve yenilenen tasarı bir kadın bedeni kurgulama peşindedir. Kadın bedeni ve cinselliğine ait toplumda var olan sosyo-kültürel kodlar tüketimi arttırma amacıyla kolaylıkla kullanabilmektedir.

Yazının tamamını oku »

kadin-imaji.jpgBu çalışma, kadın bedeninin ve cinselliğinin geleneksel ve modern toplumdaki tezahürlerine odaklanmaktadır. Makalede, toplumların modernliğe evrilmesi ile birlikte kadın, beden ve cinselliği üzerindeki tahakkümün tümüyle yok olmadığı, dahası modern tüketim toplumunda kadın üzerinde yeni tahakkümlerin kurulduğu tezi ileri sürülmektedir. Geleneksel toplumlarda özellikle ataerkil yapı ve “namus” etrafında ikincil kılınan kadın kimliğinin, modern toplumda kapitalist tüketimci piyasanın ideolojik buyrukları çerçevesinde hedonistik ve imajsal göstergeler üzerinden yeniden sorunsallaştırıldığı belirtilmektedir. Bu çerçevede, modern bilinç ve kültürün gelişmesiyle birlikte kadının görünürlük, inisiyatif alma ve özgürlük konumunda kaydedilen olumlu gelişmelere rağmen, kapitalist tüketim toplumunda kadın bedenin veya cinselliğinin sunulma biçiminin ironik bir biçimde kadını “değersizleştirme” yönünde ilerlediği, “cinsel objeye” indirgenerek “kadını tüketme” şeklinde gerçekleştiği ileri sürülmüştür.

Yazının tamamını oku »

bagimlilik.png

Uyuşturucuyla savaş politikalarıyla geçen son yüz yıl boyunca öğretmenlerimiz ve hükümetlerimiz bize bağımlılığın nedenleriyle hikâyeler anlattılar. Bu hikâyeler beyinlerimizde öyle yer etti ki, sorgulamaz olduk. Bana da inandırıcı geliyordu, üç buçuk yıl önce Chasing the Scream: The First and Last Days of the War on Drugs (Çığlığın Peşinde: Uyuşturucuyla Savaşın İlk ve Son Günleri) kitabımı yazmak için 30 bin millik bir yolculuğa başlayana kadar. Bu yolculukta öğrendiklerim, bağımlılıkla ilgili bize anlatılan her şeyin yanlış olduğunu ve bambaşka bir hikâyenin bizi beklediğini anlamamı sağladı. Bu yeni hikâyenin özünü anladığımızda yalnızca uyuşturucuyla savaş politikalarını değil, toplumumuzu da değiştirmemiz gerekecek…. Bu hikâyenin peşine düşmemin ardındaki neden kişiseldi: Çocukluğumun ilk anılarından biri, bir akrabamı uyandırmaya çalışıp uyanmadığını fark etmemdi. O günden beri bağımlılığın temel gizemini, neden bazı insanların kendilerini durduramayacak kadar uyuşturucu bağımlısı olduğunu, bu insanları nasıl geri kazanabileceğimizi düşündüm durdum.

Yazının tamamını oku »

hollanda_azinlik.jpg

İnsan haklarını beşeriyete kendilerinin bahşettiği yanılgısına dünyayı inandırmış görünen Batılı devletlerin, mazide kalan hesabı verilmemiş ağır hak ihlalleri karnesine her gün yenileri eklenmeye devam etmektedir. Afganistan’dan Irak’a, Çeçenistan’dan Bosna’ya, Suriye’den Tunus’a bütün bir İslam coğrafyasında ustalıkla tutuşturdukları savaş ateşlerinde milyonlarca insanın en temel hakları insafsızca çiğnenmektedir! Kendilerinin desteklediği zalim yönetimler eliyle rutine bindirdikleri hak ihlallerini ‘azgelişmiş’ ya da ‘gelişmekte olan’ diye tanımladıkları ülkelerin bir sorunu, hattâ “kaderi” gibi yansıtan Batı, ‘gelişmiş’ olduğunu iddia ettiği sömürgeci devletlerin insan hak ve hürriyetlerine hiç de saygılı olmadığını saklayamaz hale gelmiştir. Sevgi, saygı, merhamet, kardeşlik ve adalet yerine nefret, kibir, şiddet, düşmanlık ve zulmü içselleştirmiş olan Batı dünyası, insanlığı sahil-i selamete ulaştıracak yegâne seçeneğin İslam olduğunu bildiği halde tarihî kibir ve ihtirasları uğruna insanlığın kazanımlarını teröre kurban etme çılgınlığını göze alabilmektedir.

Yazının tamamını oku »

istanbul.jpg

07-10 Nisan 2016 tarihinde İstanbul’da Uluslarası Manevi Danışmanlık ve Rehberlik Kongresi düzenlenmesi planlanmaktadır. Kongrenin amacı şu şekilde açıklanmaktadır: Din; psiko-sosyal, kültürel ve ekonomik alanlarda, dayanışma, yardımlaşma ve insani yardımlar gibi pek çok konuda bireyleri, toplulukları ve kurumları örgütlemede ilham ve motivasyon kaynağı olmuştur. Dini, manevi ve ahlaki değerlerin bireysel ve toplumsal hayatı dönüştüren çok boyutlu yönleri vardır. Manevi danışmanlık ve rehberlik başlıklı bu uluslararası kongre dini, manevi ve ahlaki değerleri öne çıkar­mayı; bireysel ve toplumsal yaşama yaptıkları katkıları takdir etmeyi ve insan yaşamına dokunan bir din algısı konusunda bir farkındalık oluşturmayı amaçlamaktadır. Uluslararası Manevi Danışmanlık ve Rehberlik Kongresi ile aile terapisinde, cezaevlerinde tutukluların rehabilitasyonunda, sağlık hizmetlerinde hastalara umut ve moral kaynağı olmada, askeriyede moral-motivasyonun sağlanmasında, sosyal hizmetlerde yaşlı ve dezavantajlı gruplara manevi atmosfer oluşturulmasında din ve maneviyatın rolü ve katkısının incelenmesi hedeflenmektedir.

Yazının tamamını oku »

ms-3.jpg26-28 Kasım 2015 tarihleri arasında Manisa Celal Bayar Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü tarafından düzenlenen sempozyum sona erdi. Sempozyumda sosyal hizmetin iki temel ilkesi olan insan hakları ve sosyal adalet ekseninde insan değer ve onurunu yüceltmenin öneminden bahsedildi. Mevcut durumda sosyal adaletsizliğin temelinde ülkelerin siyasi ve ekonomik politikalarından kaynaklanan sistem sorunu olduğuna vurgu yapılarak, gelecek dönemlerde sosyal hizmetin birey ve çevresi yanında makro sistemi dönüştürme misyonuna daha da ağırlık vermesi gerektiği belirtildi. Sosyal hizmet eğitiminde öğrenci katılımının daha etkin hale getirilerek derslerin ve içeriklerinin belirlenmesinde öğrencilerin de görüşlerinin alınmasının öğrenciler açısından bir hak olduğu vurgusu yapıldı. Sosyal hizmetin hak temelli olarak uygulanabilmesi için sosyal politika alanında sosyal çalışmacıların aktif olarak görev almaları gerektiği üzerinde duruldu. Bu bağlamda sosyal çalışmacıların sosyal politikaların uygulayıcısı olmanın yanında karar alma mekanizmalarına da etki etmesi gerektiği ifade edildi. Yeni açılan sosyal hizmet bölümlerinin ve uzaktan eğitimlerin niteliği konusunda endişelerin olduğu belirtilerek gelecek dönemde etik dışı sosyal hizmet müdahalelerinin artabileceği vurgusu yapıldı. Bu nedenle bir an önce meslek odasının kurularak mesleki standartların belirlenmesi gerektiği belirtildi.

Yazının tamamını oku »

utsch.JPG

Varoluşçu yaklaşımın temsilcisi Irvin Yalom yaşamla ilgili 4 temel sorundan bahseder: “Yalnızlık, anlam, özgürlük ve ölüm.” Ömrü süresince yaşamına bir anlam arayan insanoğlu rasyonel aklın öncülüğünde maddi dünyayla tatmin olmaya çalışır. Ekonomik gelişmişlik, şöhret, iktidar gibi hedeflerin peşinde koştukça mutluluk yerine kaygı düzeyinin arttığını görür. Eşya ve insanla ilişkisi fizik alemin ötesine geçemeyen birey, var olmanın ötesinde sahip olmaya çabaladıkça içindeki anlam boşluğunun derinleşmesi karşısında şaşkına döner. Geç de olsa kalabalıklar içinde yalnızlaştığını, bencilleştiğini ve özgürlüğünü yitirdiğini anlar, ancak bu sefer de ölüm hakikatiyle yüzleşir. Ölümü de hiçlik olarak nitelendirdiği için ömrü boyunca biriktirip durduğu her şey bir anda anlamını yitirir. Viktor E. Frankl’ın da belirttiği gibi; “İnsan, davranışlarını yönlendiren manevi geleneklerin hızla azaldığı çağımızda kayıplarla yüz yüze gelmiştir. Hiç bir içgüdü ona ne yapacağını söylemez. Hiçbir gelenek ona ne yapması gerektiğini söylemez; bazen neyi arzuladığını bilmez.” İşte günümüzde yitirdiğimiz bu anlamı bulacağımız yer manevi dünyamızdır.

Yazının tamamını oku »

esler-iliskiler.jpgEvlilik kurumu ailenin çekirdeğini, aile de toplumun temelini oluşturur. Kültürümüzün binlerce yıllık geçmişe sahip olmasında, ailenin büyük rolü vardır. Aile, geçmiş ve gelecek arasında bir kültür elçisidir. Bu çalışma evliliğe adım atacak bireylere farkındalık kazandırmak, eşler arası iletişimi besleyen manevi-kültürel değerlerimizi tespit etmek ve bu değerlerin yaşanması için öneriler geliştirmek amacı ile hazırlanmıştır. Evlilik kurumu manevi-psikolojik yaklaşım çerçevesinde ele alınmış, “manevi değerlerin eşler arası iletişime katkısı ve günümüzdeki evliliklerin manevi-kültürel değerlerle ilişkisi” incelenmiştir. Veri toplama aracı olarak mülakat kullanılmıştır. Mülakata 24’ü evli, 5’i nişanlı olmak üzere toplam 29 kişi katılmıştır. Mülakatlar, içerik analizi ile değerlendirilerek yorumlanmıştır.

Yazının tamamını oku »

fatihsahin-1.jpg1995 yılından bu yana düzenli olarak gerçekleştirilen Sosyal Hizmet Sempozyumlarının on dokuzuncusu, 26-28 Kasım 2015 tarihleri arasında Celal Bayar Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Sosyal Hizmet Bölümü tarafından düzenlenmektedir.  2015 yılı sosyal hizmet bilim ve meslek alanı için özel bir yıldır.  Ülkemizde, 1961 yılında Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığına bağlı olarak kurulan “Sosyal Hizmetler Akademisi” ile başlayan sosyal hizmet eğitimi, 1965 yılında ilk mezunlarını vermiştir. Sene 2015, Türkiye’de sosyal hizmet uygulamasının ellinci yılı. Bu özel yılda Sosyal Hizmet Sempozyumunu düzenlemek Celal Bayar Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Sosyal Hizmet Bölümü olarak bize nasip oldu. “Türkiye’de Sosyal Hizmet Uygulamasının Ellinci Yılı: İnsan Değer ve Onurunu Yüceltmek” temalı Sosyal Hizmet Sempozyumu 2015’in amacı, ülkemizde sosyal hizmet teori ve uygulamalarını bilimsel ve profesyonel boyutları ile tartışmaktır. Bu alanda yer alan tüm uygulayıcıların, akademisyenlerin ve konuya duyarlılık gösterenlerin bilgi ve deneyimlerinin paylaşılması ve tartışılması, çözümler üzerinde çalışabilme açısından büyük önem taşımaktadır.

Yazının tamamını oku »

msh.jpgYard. Doç. Dr. Abdulkadir Çekin tarafından kaleme alınan Maneviyat, Manevi Bakım ve Sosyal Hizmet adlı kitap 2014 yılında Etüt Yayınları’ndan çıktı. Kitapta manevi bakım ve manevi sosyal hizmet alanında Batı’da yapılan araştırma ve uygulamalara yer verilerek yerel düzeyde nasıl bir model oluşturulması gerektiğiyle ilgili ufuk açıcı düşünceler sunulmuştur. Risk grubu bireylerin sosyal işlevselliklerini ve yaşam kalitelerini yükseltmeyi hedefleyen sosyal hizmet uzmanları farklı müracaatçı kesimleriyle çalışmak zorundadırlar. Yardıma ve korunmaya muhtaç çocuklar, gençler, engelliler, yaşlılar, hastalar, mahkumlar, mülteciler vb. birey ve grupların sorunlarına çözüm bulmak, ihtiyaç duydukları hizmetleri organize etmek, insanın manevi boyutuna duyarlı olmayı gerektirmektedir. Bu kitapta Abdulkadir Çekin sosyal hizmetin her bir hedef kitlesine yönelik manevi temelli yaklaşımın nasıl olması gerektiğini ortaya koymaktadır. Kitap on bir bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında din ve maneviyat kavramları açıklanmakta, sonraki bölümlerde ise sosyal hizmet maneviyat ilişkisi kurulduktan sonra Batı’da gerçekleştirilen manevi sosyal hizmet uygulamaları anlatılmaktadır. Kitapta ayrıca manevi sosyal hizmetin İslami temelleri de anlatılmaktadır.

Yazının tamamını oku »

jugendamt.jpg

Bu çalışmada Almanya’da Gençlik Dairesi’nin (Jugendamt) çocuk koruma önlemleri ile ilgili uygulamalarının ardından ortaya çıkan problemler incelenmektedir. Makalede ayrıca Almanya’daki göçmen aileler bağlamında çocuk koruma tedbirleri ele alınmaktadır. Bu çerçevede ilk olarak karşılaştırmalı bir inceleme ile Fransa, İngiltere ve Türkiye’deki çocuk koruma sistemlerine değinilmektedir. Bununla birlikte Almanya’da çocukların ve gençlerin korunması ile ilgili tarihsel süreç ortaya konulmakta, Alman Gençlik Dairesi’nin kurumsal yapısı tartışılmaktadır. Almanya’daki göçmen ailelerin hassasiyetlerini ve şikayetlerini örneklerle sunmaya çalışan makale, istatistikî verilerle desteklenmektedir. Sonuç bölümünde ise özellikle Almanya’da yaşayan Türk kökenli göçmen ailelerin problemleri göz önünde bulundurularak sorunlara ilişkin Türkiye’nin de yapıcı olarak dahil olabileceği savunulmaktadır.

Yazının tamamını oku »


© 2008 Tema Tasarım Just Skins | Yönetim