adderall online

11 Ekim 2017Maarif Meselesi

kemal-sayar.jpg

Tolstoy, orduya katıldığında subaylardan birinin, yürüyüşte sırayı bozduğu gerekçesiyle bir askeri dövdüğüne tanık oluşunu anlatır. Tolstoy subaya şöyle der: “Kendin gibi bir insana bu şekilde davranmaktan utanmıyor musun? Hiç mi İncil okumadın?” Subay şöyle karşılık verir: “Peki, sen hiç mi Ordu Tüzüğü okumadın?” Bu sert yanıt, maddi olanın yönetimini ele geçirmeye çalışan tinsel insanın yüzüne bir şamar gibi inecektir daima… İnsanları maddi şeyleri elde etmeye yöneltenlerin adalet ve insafa ihtiyacı yoktur.

Yazının tamamını oku »

ogrenci.jpgÇocuğun okula başlaması, içinde yaşadığımız toplumda gelişimini sürdürebilmesi açısından çocuk ve ailesi için bir sorumluluktur. Okula başlama sadece çocuklar için değil aileleri için de önemli bir olaydır. Okul hayatı, çocuk ve aile için yaşam döngüsünde meydana gelen değişime paralel olarak, aynı zamanda kriz faktörüdür. Çocuk ebeveynlerinden ayrışarak farklı akran ve yetişkin olan öğretmenleriyle iletişime girer. Okul, çocuk için yeni sosyal çevredir ve doğal olarak çocuğun uyum sağlamasını gerektiren çok sayıda farklı özellikleri ve ilişkileri içerir. Çocuğun okula başlaması ile birlikte, korku ve kaygı hissedebilir ebeveynlerinin ihmal edebileceğini düşünebilir. Yeni arkadaş grubu ile ilişkilerinde uyum sorunu yaşayarak kabul edilmemekten, öğretmenin tarafından onaylanmamaktan endişelenebilir. Yazının tamamını oku »

sinav.jpgSınavlara hazırlık maratonunda sona yaklaşıldıkça, gençler ve anne-babalarındaki kaygı düzeyinde gözle görünür bir artış yaşanmaktadır. Aslında bu tedirginliklerinde haksız da sayılmazlar. Sonuç odaklı olan eğitim sistemimize göre; gencin yaşantı sürecinin kalitesinden daha çok, elde edeceği başarı düzeyi önemlidir. Bu beklenti her fırsatta öğretmenler ve ebeveynler tarafından dile getirilmektedir. Sınavın gencin kişiliğini değil de yetenekleri doğrultusunda çalışarak öğrendiği bilgilerin bir değerlendirmesi olduğu çoğu zaman unutulmaktadır. Yazının tamamını oku »

bilim.jpgKuantum teorisinin kurucularından - Albert Einstein ve Niels Bohr ile birlikte ve modern fiziğin devlerinden biri olan Heisenberg, yüzyılımızın ilk otuz yılında fizikçilerin atomların yapısı ve atom-altı fenomenlerin tabiatını keşfettiklerinde karşılaştıkları benzersiz çıkmazı anlatır ve analiz eder. Bu keşif, fizikçileri dünya görüşlerinin temellerini yerle bir eden ve yepyeni şekillerde düşünmeye zorlayan garip ve umulmadık bir gerçeklikle temasa geçirdi. Gözlemledikleri maddi dünya artık, çok sayıda bağımsız nesnelerden kurulu bir makine olarak değil, daha çok bölünmez bir bütün içinde insan gözlemcinin temel bir yere sahip olduğu bir ilişkiler ağı olarak görünüyordu. Atomik fenomenlerin doğasını kavrama mücadelelerinde bilim adamları, temel kavramlarının, dillerinin ve tüm düşünme biçimlerinin bu yeni gerçekliği tanımlamaya uygun düşmediğini içleri sızlayarak farkettiler (Capra, 1996:15). Yazının tamamını oku »

yusufweb.JPGÇocukların zihinsel ve kişilik gelişiminin %70′inin 0-6 yaşlar arasında tamamlandığını bilmekteyiz. Bu süre içerisinde kazanılan davranış biçimleri, tüm yaşam boyunca devam etmektedir.

Hayatın ilk yılında beyinde pek çok bağlantı gelişir. Hızla gerçekleşen bu bağlantılarla sinir ağları oluşur ve bu hammaddeden zihin ortaya çıkar. Özellikle sosyal zekâ, 6 ay ile 18 ay arasındaki ilişkilerle şekillenir. Örneğin; bir baba eve her akşam belirli bir saatte gelip onu kollarına alır ve severse, bebek babadan beklenen davranışın bu olduğunu düşünmeye başlar. Anne babanın bebekle kurduğu iletişim, hayatının ileriki dönemlerinde karşısına çıkan zorluklarla baş edebilmesinde önemli bir rehberlik gücüne sahiptir. Bu nedenle anne-babalık görevi tamamıyla bir kuruma devredilmeyecek kadar kutsal bir görevdir. Yazının tamamını oku »

sinif23.jpgBatı mantığının temellerinin Aristo’ya kadar dayandığını biliyoruz. Günlük hayatımızda bu mantığın izine, kesin yargıların temelinde rastlayabiliriz. Fizikten, bilgisayar teknolojisine kadar bu mantığın hâkim olduğunu gözlemlemekteyiz. Klasik fizikte “ya / ya da” kalıbındaki düşünme formları, dijital bilgisayarların 0 ve 1′den oluşan dizgilere sahip yazılımları hep bu mantığın ürünüdür. Klasik Newton fiziğinde bütünün özellikleri onun parçalarının özelliklerine indirgenebilir. Bu yaklaşım tamamen gözlemlenebilir, ölçülebilir ve nicelleştirilebilir olguların hüküm sürmesini esas alır.

Yazının tamamını oku »


© 2008 Tema Tasarım Just Skins | Yönetim