adderall online

evde-bakim-kapak.jpg

Yrd. Doç. Dr. Zeki Karataş tarafından kaleme alınan “Manevi Değerler Boyutuyla Evde Bakım Hizmetleri” adlı kitap Açılım Kitap tarafından yayınlandı. Kitabın tanıtım yazısında şu bilgilere yer almaktadır: Başkasının bakımına muhtaç olmak arzulanan bir durum değildir. Ancak özür, kronik hastalık ve yaşlılık gibi nedenlerle sağlıklı her birey bakıma muhtaç olma riski taşımaktadır. Önemli olan bakım hizmetini, bireyin yaşadığı sosyal çevrede ve insan onuruna yakışır bir şekilde yerine getirilebilmektir. Toplum temelli bakım ve rehabilitasyon hizmeti olarak nitelendirilen evde bakım hizmeti Türk toplumunun kültür yapısına ve manevi geleneklerine uygun bir modeldir. Yorucu ve uzun süreli bir iş olan bakım hizmeti doğası gereği fizyolojik, psikolojik, sosyal ve ekonomik sorunlara yol açmakta; tükenmişlik sendromu yaşanmasına neden olmaktadır. Kitapta yaşam öykülerine yer verilen aile bireyi bakıcılar tüm bu ağır sorumlulukların üstesinde nasıl geldiklerini ve evde bakım hizmeti sunarken manevi değerlerinden nasıl destek aldıklarına kendilerine özgü üsluplarıyla dile getirmişlerdir.

Yazının tamamını oku »

istanbul.jpg

07-10 Nisan 2016 tarihinde İstanbul’da Uluslarası Manevi Danışmanlık ve Rehberlik Kongresi düzenlenmesi planlanmaktadır. Kongrenin amacı şu şekilde açıklanmaktadır: Din; psiko-sosyal, kültürel ve ekonomik alanlarda, dayanışma, yardımlaşma ve insani yardımlar gibi pek çok konuda bireyleri, toplulukları ve kurumları örgütlemede ilham ve motivasyon kaynağı olmuştur. Dini, manevi ve ahlaki değerlerin bireysel ve toplumsal hayatı dönüştüren çok boyutlu yönleri vardır. Manevi danışmanlık ve rehberlik başlıklı bu uluslararası kongre dini, manevi ve ahlaki değerleri öne çıkar­mayı; bireysel ve toplumsal yaşama yaptıkları katkıları takdir etmeyi ve insan yaşamına dokunan bir din algısı konusunda bir farkındalık oluşturmayı amaçlamaktadır. Uluslararası Manevi Danışmanlık ve Rehberlik Kongresi ile aile terapisinde, cezaevlerinde tutukluların rehabilitasyonunda, sağlık hizmetlerinde hastalara umut ve moral kaynağı olmada, askeriyede moral-motivasyonun sağlanmasında, sosyal hizmetlerde yaşlı ve dezavantajlı gruplara manevi atmosfer oluşturulmasında din ve maneviyatın rolü ve katkısının incelenmesi hedeflenmektedir.

Yazının tamamını oku »

utsch.JPG

Varoluşçu yaklaşımın temsilcisi Irvin Yalom yaşamla ilgili 4 temel sorundan bahseder: “Yalnızlık, anlam, özgürlük ve ölüm.” Ömrü süresince yaşamına bir anlam arayan insanoğlu rasyonel aklın öncülüğünde maddi dünyayla tatmin olmaya çalışır. Ekonomik gelişmişlik, şöhret, iktidar gibi hedeflerin peşinde koştukça mutluluk yerine kaygı düzeyinin arttığını görür. Eşya ve insanla ilişkisi fizik alemin ötesine geçemeyen birey, var olmanın ötesinde sahip olmaya çabaladıkça içindeki anlam boşluğunun derinleşmesi karşısında şaşkına döner. Geç de olsa kalabalıklar içinde yalnızlaştığını, bencilleştiğini ve özgürlüğünü yitirdiğini anlar, ancak bu sefer de ölüm hakikatiyle yüzleşir. Ölümü de hiçlik olarak nitelendirdiği için ömrü boyunca biriktirip durduğu her şey bir anda anlamını yitirir. Viktor E. Frankl’ın da belirttiği gibi; “İnsan, davranışlarını yönlendiren manevi geleneklerin hızla azaldığı çağımızda kayıplarla yüz yüze gelmiştir. Hiç bir içgüdü ona ne yapacağını söylemez. Hiçbir gelenek ona ne yapması gerektiğini söylemez; bazen neyi arzuladığını bilmez.” İşte günümüzde yitirdiğimiz bu anlamı bulacağımız yer manevi dünyamızdır.

Yazının tamamını oku »

mmerter.jpgYeni kitabı ile psikoloji alanına Nefs psikolojisi kavramını getiren Psikiyatr Dr. Mustafa Merter, günümüzde hemen herkesin muzdarip olduğu depresyon, kaygı, endişe, narsisizm gibi rahatsızlıkların maneviyata ağırlık verdiğimiz takdirde ilaç kullanmadan geçirilebileceğini söylüyor. Psikiyatr Dr. Mustafa Merter daha önce Benötesi psikolojisi kavramını ortaya koymuş ve 900 Katlı İnsan kitabında da bize insanın sonsuz gelişim potansiyeline sahip bir varlık olduğunu anlatmıştı. Geçtiğimiz günlerde yayınlanan Nefs Psikolojisi ve Rüyaların Dili kitabında ise insanı Batı psikolojisinden farklı bir tarzda ele almamız gerektiğini söylüyor. Halihazırdaki psikolojinin insana çare olamadığını vurgulayan Merter, çarenin maneviyatta olduğuna işaret ediyor.

Yazının tamamını oku »

dinpsiko.jpgMarmara Üniversitesi Din Psikolojisi alanında öğretim üyesi olarak görev yapan Ali Ayten çağdaş psikoloji ekolleri ile dini düşünce arasındaki ilişkiler üzerine araştırma ve incelemelerde bulunmaktadır. Yazar, 2006 yılında “Psikoloji ve Din: Psikologların Din ve Tanrı Görüşleri” adlı eseriyle psikoloji tarihinde ekollerin oluşmasına öncülük etmiş bilim adamlarının dine ve maneviyata bakış açılarını ele almıştır. 10 yıldır bu konularda akademik çalışmalar yürüten Ali Ayten “Din Psikolojisi: Dine ve Maneviyata Psikolojik Yaklaşımlar” adlı kitabında modern psikolojinin hangi tarihsel süreçlerden geçerek günümüzün anlayışına ulaştığını özgün tespitleriyle ortaya koymaktadır. Yedi bölümden oluşan kitapta din psikolojisinin tarihsel gelişim serüveni Robert A. Emmons ve Raymond F. Paloutzian’ın kaleme aldığı “Din Psikolojisi: Dün, Bugün ve Yarın” adlı makalenin tercümesiyle anlatılmaktadır.

Yazının tamamını oku »

manevi_bakim.jpgAnkara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ile Sağlık Bakanlığı Türkiye’de bir ilk olan yüksek lisans ve doktora programı başlattı. ‘Manevi bakım uzmanı’ yetiştirecek bu eğitim projesinde, şimdilik 20 öğrenci ders görüyor. Öncelikle hastanelerin onkoloji bölümlerinde istihdam edilecek uzman adayları 2013′ün haziran ayında mezun olacak. 1980′li yılların sonunda Ankara’da bir hastanede ilginç olduğu kadar üzücü bir olay yaşanır. İnsanın içini cız ettiren hikâye şöyle: Ağır bir hastalık için tedavi gören Murat bey, akşam üzeri fenalaşınca yakınları bir din görevlisinin çağrılmasını ister. Amaçları cenazeyi kaldırmaya hazırlanmak değildir. Böyle bir zamanda bunu kim düşünebilir ki! Evet hasta ağırdır, aile de endişeli… Ancak o andaki tek ihtiyaçları manevi destektir. Hem kendilerine hem hastalarına merhem olacak bir destek. Sağlık Bakanlığı’nın o dönemde yayınladığı, ‘din görevlilerinin hastanelerde yer alacağına’ dair yönetmelik gereği, hastanede bir imam vardır. Kendisine haber verilir. Başına beyaz takkesini takan imam vakit kaybetmeden hastanın odasına gider ve Yasin Sûresi’ni okumaya başlar… Bu sırada hastanın kalp atışlarını gösteren cihazın sesi yavaş yavaş kesilir ve yaşam değerleri düşer. Doktorlar, hemşireler, hasta yakınları endişelenir. Yasin, kültürümüzde ölümü hatırlatan bir sûre olduğu için hastanın psikolojisinin olumsuz etkilendiği düşünülür. Sonrasında da Ankara Tabipler Odası’na yapılan şikayet sonucunda yönetmelik yürürlükten kalkar. Aslında büyük bir ihtiyacı karşılayacak olan ‘manevi yaklaşım hizmeti’ daha başlamadan tarihe karışır. Ta ki bir yıl öncesine kadar… Yazının tamamını oku »

pastoral.jpgPastoral psikoloji, manevi rehberlik ve klinik psikoloji arasındaki sınır bölgede etkinlik gösteren din psikolojisine ait alanlardan birisidir. Bu açıdan pastoral psikoloji, din psikolojisi yaklaşımları ile teolojik yaklaşımları birbirine bağlar. Rehberlik kavramı, danışmanlık ve psikoterapiyi içine alan şemsiye bir kavramdır. Dinsel danışmanlık, danışmanlığın bir alt dalı olarak görülebilir. Dinî yaşantılardaki süreçlerin modern psikolojik perspektiften değerlendirilmesiyle İlgili bir kavramdır. Pastoral psikolojinin temel kazanımı: bireye, yalnız bir organizma olmadığını desteğe ve sevgiye ihtiyaç duyan bir ailenin toplumun ve dünyanın bir parçası olduğunu hatırlatmaktır. Umudun ve değişme olanağının güçlü olduğu bir toplum yaratmaktır. Yazının tamamını oku »

cocukta_dini_duygu.jpgDinî gelişim psikolojisi derken, önce gelişme ve dînî gelişme kavramları hakkında kısa bilgi vermekte fayda vardır… Gelişim kavramı, psikolojinin temel kavramlarından biridir. Psikoloji, organizmayı incelerken psikolojik olayları bir, “burada ve şimdi” ilkesine göre bir zaman kesiti içerisinde, kısa zamanlı incelemelerle ele alır; bir de bu olayları birbirleriyle bağlantılı, sebep-sonuç ilişkilerinin zincirleme bir şekil arzettiği uzun bir zaman dilimi veya süreci içinde inceler. İşte gelişim bu ikinci neviden bir incelemeyi gerektirmektedir. Yazının tamamını oku »

manevi_zeka.pngBu makale, maneviyatı (spirituality) bir zekâ biçimi olarak incelemektedir. İnsanlara gündelik hayatlarında problemleri çözme ve amaçlara ulaşma imkânı sağlayan birtakım yetenek ve marifetler maneviyatın kanıtı olarak değerlendirilmiştir. Manevî zekânın beş unsuru şu şekilde tanımlanmıştır: (a) Aşkın/müteâl için kapasite; (b) yüksek manevî bilinç durumlarına girme yeteneği; (c) günlük faaliyet, olay ve ilişkileri bir kutsal duygusu ile kuşatma yeteneği; (d) hayat meselelerini çözmek için manevî kaynaklardan yararlanma yeteneği; (e) erdemli davranma ya da erdemli olma (affetme, şükran duyma, mütevazı olma, şefkat gösterme vb.) yeteneği. Maneviyatın bir zekâ için gereken ölçütleri karşıladığına ilişkin kanıtlar gözden geçirilmiştir. Maneviyatın bir zekâ çatısı dâhilinde incelenmesinin îmâları tartışılmıştır. Yazının tamamını oku »

stres_basacikma.jpgGelişmiş bir toplumda insani ihtiyaçlar, ekseriya biyolojik, içtimai ve ruhi olmak üzere üç gruba ayrılmaktadır. Bunlardan ruhi ihtiyaçların tatminine yarayan vasıtalar bazen bütün kültüre damgasını vuran, onun ağırlık noktasını ve özünü teşkil edebilecek derecede mühim bir mana, bir mahiyet taşımaktadır. İnsan muhitine intibak hususunda ne derece muvaffak olursa olsun ruhi ihtiyaçlarına karşı kayıtsız kalamamaktadır. Hatta aksine, maddi sahalardaki başarısı nispetinde ruhi ihtiyaçları önem kazanmaktadır. Ruhi ihtiyaçların başında günlük hayatın zorluklarından, realiteden kaçmak, açıklayamadığı olaylar karşısında duyulan acz, korku, dehşet ve hayretten kurtulmak, istikbal veya akıbeti hakkındaki endişelerini gidermek, devamlı bir iç huzuruna kavuşmak hasreti ve din gelmektedir. Yazının tamamını oku »

mevlana3.jpgİnsanın sûret varlığının, mânâsından izler taşıması nedeniyle Mevlânâ, insanın fiziksel gelişimi ile manevî gelişimi arasında paralellik görmektedir. Şöyle ki; insanın fiziksel gelişim evreleri ile bunların özellikleri iyi okunup, yorumlanabilirse, insanın manevî gelişimine dair önemli ipuçları barındırdığı görülecektir. Cenin, öncelikle ana rahminde kan ile beslenerek büyüyüp gelişir. Doğum vakti geldiğinde dışarıdaki geniş dünyayı bilmediğinden kendi vatanını terk etmek istemez. Sancılı ve sıkıntılı bir süreçten sonra insan, yeni âlemine yani dünyaya taşınır. Bir dönem adaptasyon zorluğundan sonra bu vatanına da alışır. Dünya insan için terk edilmesi zor ve mükemmel bir âlemdir artık. Yazının tamamını oku »

21yydin2.jpgHarvard Üniversitesi’nden Profesör Samuel P. Huntington  1993 yılında, son derece etkili bir dergi olan Foreign Affairs‘de “Medeniyetler Çatışması mı?” (The Clash of Civilization?) başlığı altında önemli bir makale yayınladı. George Kennan’ın Temmuz 1947′de “x”[1] müstear ismiyle yayınladığı “Sovyet Yönetiminin Kaynakları” adındaki ünlü makalesinden bu yana Foreign Affairs‘de yayınlanan hiç bir makale bu ölçüde bir ilgi ve tartışmaya yol açmamıştı. Huntington’un çalışması yirmi birinci yüzyılda din ve medeniyetle ilgili karanlık bir tablo sunmaktadır. Huntington, Soğuk Savaş sonrası (post-Cold War) dünya hakkında şunları söyler: Çatışmanın temel kaynağı esasen ideolojik veya ekonomik olmayacaktır. İnsanlık arasındaki büyük bölünmeler ve en etkin çatışma kaynağı kültürel olacaktır. Yazının tamamını oku »


© 2008 Tema Tasarım Just Skins | Yönetim