Ayrımcılık ve Ötekileştirme

Modern dünyanın çok can yakıcı meselelerinden bir tanesi de; bizden farklı olan bir varlıkla yani ötekiyle nasıl bağ kuracağımız meselesidir. Ona tahakküm mü edeceğiz, ona boyun eğdirip kendimize tabi mi kılacağız yoksa onunla konuşmanın bir yolunu mu bulacağız? Bir arada barış içinde birbirimizin hak ve hukukuna riayet ederek adaletli bir varoluş kipi içinde mi yaşayacağız. Gerek Türkiye toplumunda gerek dünyada başkalarını ötekileştirme eğiliminin yeniden yükselişe geçtiğini görüyorum. Daha fazlasını oku

COVID-19 Pandemisinin Toplumsal Etkileri, Değişim ve Güçlenme

Küresel bir sağlık krizi haline gelen COVID-19 (koronavirüs) pandemisi, 2019 yılı Aralık ayında Çin’in Hubei Eyaletine bağlı Wuhan şehrinde yeni tip bir koronavirüsün neden olduğu zatürre salgını ile başlamış ve daha sonra dünyanın birçok ülkesine yayılmıştır. Pandemiler tıbbi bir fenomen olmanın yanında bireyleri ve toplumu birçok düzeyde etkileyen sosyal bir olgudur. Daha fazlasını oku

Sağlık ve Sosyal Politikalara Bakış Dergisi

sasam-dergi.jpg

Sağlık-Sen Stratejik Araştırmalar Merkezi (SASAM), Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası’nın politika ve uygulamalarının akademik altyapısını oluşturmayı amaçlayan, sağlık, sosyal politika ve iş gücü politikalarına ilişkin küresel ölçekte ve Türkiye ölçeğinde kanıta dayalı bilgi üreten, kaynağı çalışanların alın teri olan, alanında ilk ve tek strateji kuruluşudur.   Daha fazlasını oku

Evde Bakım Hizmetleri: Manevi Değerler Boyutuyla

evde-bakim-kapak.jpg

Dr. Zeki Karataş tarafından kaleme alınan “Manevi Değerler Boyutuyla Evde Bakım Hizmetleri” adlı kitap Açılım Kitap tarafından yayınlandı. Kitabın tanıtım yazısında şu bilgilere yer almaktadır: Başkasının bakımına muhtaç olmak arzulanan bir durum değildir. Ancak özür, kronik hastalık ve yaşlılık gibi nedenlerle sağlıklı her birey bakıma muhtaç olma riski taşımaktadır. Daha fazlasını oku

Geleneksel ve Modern Toplumda Kadın Bedeni ve Cinselliği

kadin-imaji.jpgBu çalışma, kadın bedeninin ve cinselliğinin geleneksel ve modern toplumdaki tezahürlerine odaklanmaktadır. Makalede, toplumların modernliğe evrilmesi ile birlikte kadın, beden ve cinselliği üzerindeki tahakkümün tümüyle yok olmadığı, dahası modern tüketim toplumunda kadın üzerinde yeni tahakkümlerin kurulduğu tezi ileri sürülmektedir. Geleneksel toplumlarda özellikle ataerkil yapı ve “namus” etrafında ikincil kılınan kadın kimliğinin, modern toplumda kapitalist tüketimci piyasanın ideolojik buyrukları çerçevesinde hedonistik ve imajsal göstergeler üzerinden yeniden sorunsallaştırıldığı belirtilmektedir. Bu çerçevede, modern bilinç ve kültürün gelişmesiyle birlikte kadının görünürlük, inisiyatif alma ve özgürlük konumunda kaydedilen olumlu gelişmelere rağmen, kapitalist tüketim toplumunda kadın bedenin veya cinselliğinin sunulma biçiminin ironik bir biçimde kadını “değersizleştirme” yönünde ilerlediği, “cinsel objeye” indirgenerek “kadını tüketme” şeklinde gerçekleştiği ileri sürülmüştür.

Daha fazlasını oku

Hollanda Örneğinde Batı’nın Hak İhlalleri

hollanda_azinlik.jpg

İnsan haklarını beşeriyete kendilerinin bahşettiği yanılgısına dünyayı inandırmış görünen Batılı devletlerin, mazide kalan hesabı verilmemiş ağır hak ihlalleri karnesine her gün yenileri eklenmeye devam etmektedir. Afganistan’dan Irak’a, Çeçenistan’dan Bosna’ya, Suriye’den Tunus’a bütün bir İslam coğrafyasında ustalıkla tutuşturdukları savaş ateşlerinde milyonlarca insanın en temel hakları insafsızca çiğnenmektedir! Kendilerinin desteklediği zalim yönetimler eliyle rutine bindirdikleri hak ihlallerini ‘azgelişmiş’ ya da ‘gelişmekte olan’ diye tanımladıkları ülkelerin bir sorunu, hattâ “kaderi” gibi yansıtan Batı, ‘gelişmiş’ olduğunu iddia ettiği sömürgeci devletlerin insan hak ve hürriyetlerine hiç de saygılı olmadığını saklayamaz hale gelmiştir. Sevgi, saygı, merhamet, kardeşlik ve adalet yerine nefret, kibir, şiddet, düşmanlık ve zulmü içselleştirmiş olan Batı dünyası, insanlığı sahil-i selamete ulaştıracak yegâne seçeneğin İslam olduğunu bildiği halde tarihî kibir ve ihtirasları uğruna insanlığın kazanımlarını teröre kurban etme çılgınlığını göze alabilmektedir.

Daha fazlasını oku

Türkiye’de Ev Hırsızlığı Suçunu İşleyenlerin Profili ve Bireylerin Kriminalleşmelerinde Etkili Olan Bazı Faktörler

ev-hirsiz.jpgBu çalışmanın konusunu, ev hırsızlığı suçunu işleyenler oluşturmaktadır. Araştırmanın amacı; ev hırsızlık suçunu işleyenlerin profillerini saptamak ve bireylerin kriminal eğilimlerinin oluşmasında etkili olan bazı faktörleri ortaya koymaktır. Araştırma, Diyarbakır ilinde bulunan kapalı cezaevinde ev hırsızlığı suçundan tutuklu ve hükümlü bulunan 50 suçlu üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma, çalışma kapsamındaki suçlulara uygulanan anket formundan ve onlarla yapılan derinlemesine görüşmelerden elde edilen veriler ve bulguların yorumlanmasına dayanmaktadır. Elde edilen bulgular bireylerin kriminalleşmelerinde veya suça başlamalarında; düşük sosyo-ekonomik pozisyona sahip olma, bazı ailesel sorunların varlığı, küçük yaşlarda sokaklarda ücret getirici işlerde çalışma, sokak ve mahallede suç ve sapkın eylemler sergileyen çocuklarla temas etme, birliktelik oluşturma olanaklarının varlığı, uyuşturucu madde kullanma, okulu terk etme ve kendilerinden yaşça büyük olan suçlulara olan özenti duyma gibi bazı faktörlerin etkili olduğunu ortaya koymuştur.

Daha fazlasını oku

LGBT Bireylerde Dinî İnanç, Din ve Tanrı Tasavvuru, Dinî ve Manevî Başa Çıkma Süreci

lgbt.jpg

Din ve maneviyat (spirituality) hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır, hemen hemen her birey dinî ya da manevî bir eğilime sahiptir. LGBT bireyler üzerine yapılan nitel bir araştırmayı içeren bu makale, bu bireylerin dinî ve manevî eğilimlerini konu edinmektedir. Makalede şu sorulara cevap aranmaktadır: Katılımcıların inanç/inançsızlık durumları nedir? Katılımcıların din tasavvuru nasıldır? Katılımcıların Tanrı tasavvuru nasıldır? Katılımcılar hayatın zorluklarıyla başa çıkma sürecinde dinî/manevî unsurları kullanmakta mıdır? Türkiye’de LGBT bireylerle ilgili bazı çalışmalar olmakla birlikte, onların dinî ve manevî eğilimlerine dair herhangi bir çalışma bulunmamaktadır. Bu durum da makalenin literatüre katkısını daha önemli kılmaktadır. Bu araştırmanın örneklemini, İstanbul’un Beyoğlu semtinden seçilen 30 LGBT birey oluşturmaktadır. Örneklem, on bir gey, altı lezbiyen, altı biseksüel ve yedi transeksüel bireyi içermektedir. Katılımcıların %40’ı kendisini “Müslüman” olarak tanımlarken, %60’ı kendisini “Alevi”, “agnostik”, “ateist” ve “kararsız” olarak tanımlamıştır.

Daha fazlasını oku

I. Uluslararası Çocuk Koruma Kongresi Sonuç Bildirgesi

ckkongresi.jpgSağlıklı bir toplumun ana kaynağı olan çocukların korunmasına ilişkin konuları, farklı uzmanlık alanlarından katılımcılarla tartışarak bu alanda bütüncül ve işlerlikli bir model oluşturmak üzere düzenlenen 1. Uluslararası Çocuk Koruma Kongresi çıktılarının toplumda ve bilim evreninde bir farkındalık ve duyarlılık oluşturması amaçlanmaktadır. Bu sonuç bildirgesi, kongrede bu bağlamda tartışılan uluslararası ve ulusal boyutta çocuk koruma sistemleri, ülkemizde ve dünyada bu alanda yaşanan sorunlar, çocuk haklarının işlerliği, çocukların sağlıklı gelişimini sağlamak ve onları örselenmeden korumak için yapılan ve yapılması gereken önleme, savunu, sağaltım ve izlem çalışmaları, eğitim, araştırma ve uygulamaların eşgüdümü konularını içermektedir.

Daha fazlasını oku

Postmodern Metin Okuması Ve Bir Kitap Değerlendirmesi Üzerine: Sosyal Çalışmada Çağdaş Eleştirel Perspektifler

sc_elestirel.jpg“Hiçbir yere ait değilim, ama bunu olduğu gibi sindirmeyi başardım. Bunu pek dert etmiyorum. Kimi zaman fazla bir seçeneğiniz olmuyor.” Edward Said

Günümüz insanı mutlu değil. Mutsuzluğunun kökleri derinlerde. İnsanoğlu için ufukta görünen bir mutluluk adası yok. İnsan varlığını biçimlendiren yüzyılların teorisi, yeniden mi ele alınmalıdır? Ele alanlar var. Yeni şeyler söyleyenler. Üretenler. Ama mutsuzluk iklimi dağılmadı. Dağılmıyor. Üstüne insansızlaşma, hüzün, acı ve envai türde sosyal sorun çoğaldı. Dünya mutsuz insanın elinde bir ateş topuna döndü. Kötülerin ve akılsızların güçlü dünyasındayız. İnsanlığı barışa, mutluluğa, adalete, çoğulcu bir demokrasiye götürecek “akıl, akıl, akıl!” diye bir ses yükseliyor ölümlülerin toprağından. Duyanlar da sessiz. Ne yapmalı?

Daha fazlasını oku

Etik Değerler Açısından İnternette Özgürlük ve Toplumsal Alan Dengesi

int-cafe.jpgİletişim teknolojilerinin hızlı gelişimi ile birlikte internet üzerinden tesis edilen sosyal iletişimin özelliği toplumsal değişime bağlı olarak etik anlayışı doğrultusunda da tartışılır hâle gelmiştir. Post-modern iletişim aracı olarak kullanılan internet, sanal âlemin oluşturduğu sunî yakınlığına rağmen beşerî ilişkilerin insanî ve dolaysıyla etik değerlerini sarsabilecek konuma da getirmiştir. Özellikle sosyal ağ sitelerinde yaşanan gayri-ahlâkî iletişim bozukluklarının iki olası sebebi vardır. Ya toplumsal ahlâk yapısında yaşanan erozyon kolayca sosyal ağ sitelerine sirayet etmekte ya da sanal iletişim araçlarının suni özelliği kişilerin ahlâkî değerlerinin bozulmasına sebebiyet vermektedir. Şüphesiz her iki unsur da sosyal paylaşım sitelerinin niteliğini etki altına alabilmektedir. Kullanıcıların kişilik haklarının korunmasını amaçlayan internet güvenliğinin sağlanabilmesi, etik, özgürlük ve toplumsal alan değerleriyle yakından ilgilidir.

Daha fazlasını oku