adderall online

evde-bakim-kapak.jpg

Yrd. Doç. Dr. Zeki Karataş tarafından kaleme alınan “Manevi Değerler Boyutuyla Evde Bakım Hizmetleri” adlı kitap Açılım Kitap tarafından yayınlandı. Kitabın tanıtım yazısında şu bilgilere yer almaktadır: Başkasının bakımına muhtaç olmak arzulanan bir durum değildir. Ancak özür, kronik hastalık ve yaşlılık gibi nedenlerle sağlıklı her birey bakıma muhtaç olma riski taşımaktadır. Önemli olan bakım hizmetini, bireyin yaşadığı sosyal çevrede ve insan onuruna yakışır bir şekilde yerine getirilebilmektir. Toplum temelli bakım ve rehabilitasyon hizmeti olarak nitelendirilen evde bakım hizmeti Türk toplumunun kültür yapısına ve manevi geleneklerine uygun bir modeldir. Yorucu ve uzun süreli bir iş olan bakım hizmeti doğası gereği fizyolojik, psikolojik, sosyal ve ekonomik sorunlara yol açmakta; tükenmişlik sendromu yaşanmasına neden olmaktadır. Kitapta yaşam öykülerine yer verilen aile bireyi bakıcılar tüm bu ağır sorumlulukların üstesinde nasıl geldiklerini ve evde bakım hizmeti sunarken manevi değerlerinden nasıl destek aldıklarına kendilerine özgü üsluplarıyla dile getirmişlerdir.

Yazının tamamını oku »

tuketim.jpgBu makale, tüketim kültüründe kadın bedenin cinsel bir meta olarak kurgulanmasını ve sunumunu konu edinmektedir. Tüketim kültürünün kadın bedeni için öngördüğü güzellik ve standardize edilmiş beden anlayışında; kadın bedeni, görselliği ön planda olan cinsel cazibeli bir gövde olarak sunulmaktadır. Böylece çağımızdaki kapitalist ekonomik piyasa ve onun ürettiği kültür ve yine ekonomik piyasanın endüstriyel aygıtları tarafından kadın bedeninin cinsel haz ve tüketim nesnesine indirgendiğine şahit olunmaktadır. Kapitalist ekonomik piyasa ve onun kültürü sürekli değişen ve yenilenen tasarı bir kadın bedeni kurgulama peşindedir. Kadın bedeni ve cinselliğine ait toplumda var olan sosyo-kültürel kodlar tüketimi arttırma amacıyla kolaylıkla kullanabilmektedir.

Yazının tamamını oku »

kadin-imaji.jpgBu çalışma, kadın bedeninin ve cinselliğinin geleneksel ve modern toplumdaki tezahürlerine odaklanmaktadır. Makalede, toplumların modernliğe evrilmesi ile birlikte kadın, beden ve cinselliği üzerindeki tahakkümün tümüyle yok olmadığı, dahası modern tüketim toplumunda kadın üzerinde yeni tahakkümlerin kurulduğu tezi ileri sürülmektedir. Geleneksel toplumlarda özellikle ataerkil yapı ve “namus” etrafında ikincil kılınan kadın kimliğinin, modern toplumda kapitalist tüketimci piyasanın ideolojik buyrukları çerçevesinde hedonistik ve imajsal göstergeler üzerinden yeniden sorunsallaştırıldığı belirtilmektedir. Bu çerçevede, modern bilinç ve kültürün gelişmesiyle birlikte kadının görünürlük, inisiyatif alma ve özgürlük konumunda kaydedilen olumlu gelişmelere rağmen, kapitalist tüketim toplumunda kadın bedenin veya cinselliğinin sunulma biçiminin ironik bir biçimde kadını “değersizleştirme” yönünde ilerlediği, “cinsel objeye” indirgenerek “kadını tüketme” şeklinde gerçekleştiği ileri sürülmüştür.

Yazının tamamını oku »

hollanda_azinlik.jpg

İnsan haklarını beşeriyete kendilerinin bahşettiği yanılgısına dünyayı inandırmış görünen Batılı devletlerin, mazide kalan hesabı verilmemiş ağır hak ihlalleri karnesine her gün yenileri eklenmeye devam etmektedir. Afganistan’dan Irak’a, Çeçenistan’dan Bosna’ya, Suriye’den Tunus’a bütün bir İslam coğrafyasında ustalıkla tutuşturdukları savaş ateşlerinde milyonlarca insanın en temel hakları insafsızca çiğnenmektedir! Kendilerinin desteklediği zalim yönetimler eliyle rutine bindirdikleri hak ihlallerini ‘azgelişmiş’ ya da ‘gelişmekte olan’ diye tanımladıkları ülkelerin bir sorunu, hattâ “kaderi” gibi yansıtan Batı, ‘gelişmiş’ olduğunu iddia ettiği sömürgeci devletlerin insan hak ve hürriyetlerine hiç de saygılı olmadığını saklayamaz hale gelmiştir. Sevgi, saygı, merhamet, kardeşlik ve adalet yerine nefret, kibir, şiddet, düşmanlık ve zulmü içselleştirmiş olan Batı dünyası, insanlığı sahil-i selamete ulaştıracak yegâne seçeneğin İslam olduğunu bildiği halde tarihî kibir ve ihtirasları uğruna insanlığın kazanımlarını teröre kurban etme çılgınlığını göze alabilmektedir.

Yazının tamamını oku »

ev-hirsiz.jpgBu çalışmanın konusunu, ev hırsızlığı suçunu işleyenler oluşturmaktadır. Araştırmanın amacı; ev hırsızlık suçunu işleyenlerin profillerini saptamak ve bireylerin kriminal eğilimlerinin oluşmasında etkili olan bazı faktörleri ortaya koymaktır. Araştırma, Diyarbakır ilinde bulunan kapalı cezaevinde ev hırsızlığı suçundan tutuklu ve hükümlü bulunan 50 suçlu üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma, çalışma kapsamındaki suçlulara uygulanan anket formundan ve onlarla yapılan derinlemesine görüşmelerden elde edilen veriler ve bulguların yorumlanmasına dayanmaktadır. Elde edilen bulgular bireylerin kriminalleşmelerinde veya suça başlamalarında; düşük sosyo-ekonomik pozisyona sahip olma, bazı ailesel sorunların varlığı, küçük yaşlarda sokaklarda ücret getirici işlerde çalışma, sokak ve mahallede suç ve sapkın eylemler sergileyen çocuklarla temas etme, birliktelik oluşturma olanaklarının varlığı, uyuşturucu madde kullanma, okulu terk etme ve kendilerinden yaşça büyük olan suçlulara olan özenti duyma gibi bazı faktörlerin etkili olduğunu ortaya koymuştur.

Yazının tamamını oku »

lgbt.jpg

Din ve maneviyat (spirituality) hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır, hemen hemen her birey dinî ya da manevî bir eğilime sahiptir. LGBT bireyler üzerine yapılan nitel bir araştırmayı içeren bu makale, bu bireylerin dinî ve manevî eğilimlerini konu edinmektedir. Makalede şu sorulara cevap aranmaktadır: Katılımcıların inanç/inançsızlık durumları nedir? Katılımcıların din tasavvuru nasıldır? Katılımcıların Tanrı tasavvuru nasıldır? Katılımcılar hayatın zorluklarıyla başa çıkma sürecinde dinî/manevî unsurları kullanmakta mıdır? Türkiye’de LGBT bireylerle ilgili bazı çalışmalar olmakla birlikte, onların dinî ve manevî eğilimlerine dair herhangi bir çalışma bulunmamaktadır. Bu durum da makalenin literatüre katkısını daha önemli kılmaktadır. Bu araştırmanın örneklemini, İstanbul’un Beyoğlu semtinden seçilen 30 LGBT birey oluşturmaktadır. Örneklem, on bir gey, altı lezbiyen, altı biseksüel ve yedi transeksüel bireyi içermektedir. Katılımcıların %40’ı kendisini “Müslüman” olarak tanımlarken, %60’ı kendisini “Alevi”, “agnostik”, “ateist” ve “kararsız” olarak tanımlamıştır.

Yazının tamamını oku »

ckkongresi.jpgSağlıklı bir toplumun ana kaynağı olan çocukların korunmasına ilişkin konuları, farklı uzmanlık alanlarından katılımcılarla tartışarak bu alanda bütüncül ve işlerlikli bir model oluşturmak üzere düzenlenen 1. Uluslararası Çocuk Koruma Kongresi çıktılarının toplumda ve bilim evreninde bir farkındalık ve duyarlılık oluşturması amaçlanmaktadır. Bu sonuç bildirgesi, kongrede bu bağlamda tartışılan uluslararası ve ulusal boyutta çocuk koruma sistemleri, ülkemizde ve dünyada bu alanda yaşanan sorunlar, çocuk haklarının işlerliği, çocukların sağlıklı gelişimini sağlamak ve onları örselenmeden korumak için yapılan ve yapılması gereken önleme, savunu, sağaltım ve izlem çalışmaları, eğitim, araştırma ve uygulamaların eşgüdümü konularını içermektedir.

Yazının tamamını oku »

sc_elestirel.jpg“Hiçbir yere ait değilim, ama bunu olduğu gibi sindirmeyi başardım. Bunu pek dert etmiyorum. Kimi zaman fazla bir seçeneğiniz olmuyor.” Edward Said

Günümüz insanı mutlu değil. Mutsuzluğunun kökleri derinlerde. İnsanoğlu için ufukta görünen bir mutluluk adası yok. İnsan varlığını biçimlendiren yüzyılların teorisi, yeniden mi ele alınmalıdır? Ele alanlar var. Yeni şeyler söyleyenler. Üretenler. Ama mutsuzluk iklimi dağılmadı. Dağılmıyor. Üstüne insansızlaşma, hüzün, acı ve envai türde sosyal sorun çoğaldı. Dünya mutsuz insanın elinde bir ateş topuna döndü. Kötülerin ve akılsızların güçlü dünyasındayız. İnsanlığı barışa, mutluluğa, adalete, çoğulcu bir demokrasiye götürecek “akıl, akıl, akıl!” diye bir ses yükseliyor ölümlülerin toprağından. Duyanlar da sessiz. Ne yapmalı?

Yazının tamamını oku »

int-cafe.jpgİletişim teknolojilerinin hızlı gelişimi ile birlikte internet üzerinden tesis edilen sosyal iletişimin özelliği toplumsal değişime bağlı olarak etik anlayışı doğrultusunda da tartışılır hâle gelmiştir. Post-modern iletişim aracı olarak kullanılan internet, sanal âlemin oluşturduğu sunî yakınlığına rağmen beşerî ilişkilerin insanî ve dolaysıyla etik değerlerini sarsabilecek konuma da getirmiştir. Özellikle sosyal ağ sitelerinde yaşanan gayri-ahlâkî iletişim bozukluklarının iki olası sebebi vardır. Ya toplumsal ahlâk yapısında yaşanan erozyon kolayca sosyal ağ sitelerine sirayet etmekte ya da sanal iletişim araçlarının suni özelliği kişilerin ahlâkî değerlerinin bozulmasına sebebiyet vermektedir. Şüphesiz her iki unsur da sosyal paylaşım sitelerinin niteliğini etki altına alabilmektedir. Kullanıcıların kişilik haklarının korunmasını amaçlayan internet güvenliğinin sağlanabilmesi, etik, özgürlük ve toplumsal alan değerleriyle yakından ilgilidir.

Yazının tamamını oku »

kadin.jpg“Bu hayatta sorunsuz bir yaşam mümkün olmayacaktır” sözünü kim söylerse söylesin, hepimiz tarafından kabul görse gerek. Asıl mutluluk sorunsuz bir yaşam değil, sorunların üstesinden gelebilmektir. Çünkü biliyoruz ki, hayatın problemleri ne bizim için, ne de bir başkası için bitmeyecektir, tam aksine gittikçe daha karmaşık bir yapı alacaktır. Günümüz dünyasında genel olarak ekonomik, sosyal ve demokratik haklarda iyileşme ve gelişmeler olmasına rağmen bireysel ve toplumsal sorunlar çoğalarak girift bir yapıya kavuşmakta ve içinden çıkılmaz bir hal almaktadır. Peki, bunun nedeni/nedenleri nelerdir?

Yazının tamamını oku »

unicef-child.jpgDünya Çocuklarının Durumu’nun, çocukların içinde bulundukları koşulların ayrıntılı bir görünümünü sunmak amacıyla standartlaştırılmış küresel ve ulusal istatistiksel tablolar vermeye başlamasının üzerinden otuz yıl geçmiş bulunuyor. Çocukların iyi olma halleriyle ilgili ilk göstergelerin sunulmasından bu yana geçen on yıllar içinde çok şey değişti. Ama temel fikir aynı kaldı: Çocukların içinde bulunduğu durumla ilgili tutarlı ve güvenilir veriler, çocukların yaşamının iyileştirilmesi açısından kritik önem taşımaktadır ve her çocuğun tüm haklarının yaşama geçirilmesinde vazgeçilmezdir. Veriler, dünyadaki 2.2 milyar çocuk adına tanıtım-savunu çalışmalarını ve yapılanları desteklemeye devam etmektedir. Bu veriler, hükümetlere, çocukların yaşamlarını iyileştirmeye yönelik karar ve eylemlerinde temel oluşturacak gerçekleri sunmaktadır. Ayrıca, veri toplamanın ve kullanmanın yeni yolları, en kırılgan durumdaki çocuklara ulaşmaya yönelik yatırımlara ve müdahalelere yardımcı olacaktır. Veriler elbette kendi başına dünyayı değiştirmez.

Yazının tamamını oku »

catisma-ve-cocuk.jpgSavaş ve çatışmaların en masum kurbanları kuşkusuz çocuklardır. Yüzyıllardır Dünya’da milyonlarca çocuk, savaş, çatışma, ülke içi terör ve şiddet eylemlerinden dolayı mağdur olmaktadır. Savaş ve çatışmaların çocukların yaşamında meydana getirdiği olumsuz sonuçlar arasında, yaralanma ve sakat kalma, öldürülme, işkence ve kötü muameleye maruz kalma, ebeveynlerini ve yakınlarının yaralanması ve ölümü, şiddet (fiziksel, psikolojik, cinsel) mağduru veya faili olma, çocuk asker olarak savaş ve çatışmalarda kullanılma, zorunlu göçe tabi olma, göç edilen yerlerde ötekileştirilme, dışlanma, aşırı politik ve milliyetçi eğilimler edinme, hastalık, yoksulluk ve yetersiz beslenme sayılabilir.

Yazının tamamını oku »


© 2008 Tema Tasarım Just Skins | Yönetim