adderall online

27 Ağustos 2014Medeniyetlerin Ben İdraki

davutoglu.jpg1991 yılında Jakarta’da sömürgeci dönemden kalan Flamanca kitapların yoğun bulunduğu bir sahafda 1926 yılında basılmış ilginç bir hatırat ve değerlendirme kitabı bulmuştum. O gün sadece bir misyonerin İslam dünyası gözlemleri açısından önemli görerek aldığım ve bir yolculuk esnasında seri şekilde okuduktan sonra kütüphaneme yerleştirdiğim bu kitap iki sene sonra Huntington’ın “Medeniyetler Çatışması” başlıklı makalesi yayınlanınca bir kez daha dikkatimi çekti. Her iki eserin kavram ve mantık dokusu, asrın başında yaşamış batılı bir misyonerle, asrın sonunda yaşamış batılı bir akademisyenin İslam dünyası gözlemlerini mukayese edebilmek açısından  son derece ilginç bir mukayese zemini oluşturuyordu.  Herşeyden önce her iki eserin başlığı da aynı temel unsuru barındırıyordu: Medeniyetler Çatışması.

Yazının tamamını oku »

reyting.jpgGençlik dönemi, aile yaşam evrelerinde ebeveynlerin çocuklarıyla ilişki yapısında değişime yol açan aile içi ilişkilerde kriz faktörü olan bir dönemdir. Ergenlik dönemi ile birlikte bireyin kişilerarası ilişkileri de gelişir, artar ve nitelik değiştirir. “Artık çocuk değildir”. Özellikle yaşıtlarıyla ilişkiler kurarak sosyal ilişki kurma becerileri geliştirir. Genç, bu dönemde anne babasından ayrı bir varlık, farklı kişi olduğunu hisseder. Bir başkasına benzemeye çalışabilir, rol modelleri vardır. Sosyal varlık olarak, aile dışına çıkarak toplumsal ilişkilerini geliştirmeye başlar, arkadaş grubuyla etkileşime girer. Cinsel kimlik gelişmeye başlar. Yazının tamamını oku »

bilim.jpgKuantum teorisinin kurucularından - Albert Einstein ve Niels Bohr ile birlikte ve modern fiziğin devlerinden biri olan Heisenberg, yüzyılımızın ilk otuz yılında fizikçilerin atomların yapısı ve atom-altı fenomenlerin tabiatını keşfettiklerinde karşılaştıkları benzersiz çıkmazı anlatır ve analiz eder. Bu keşif, fizikçileri dünya görüşlerinin temellerini yerle bir eden ve yepyeni şekillerde düşünmeye zorlayan garip ve umulmadık bir gerçeklikle temasa geçirdi. Gözlemledikleri maddi dünya artık, çok sayıda bağımsız nesnelerden kurulu bir makine olarak değil, daha çok bölünmez bir bütün içinde insan gözlemcinin temel bir yere sahip olduğu bir ilişkiler ağı olarak görünüyordu. Atomik fenomenlerin doğasını kavrama mücadelelerinde bilim adamları, temel kavramlarının, dillerinin ve tüm düşünme biçimlerinin bu yeni gerçekliği tanımlamaya uygun düşmediğini içleri sızlayarak farkettiler (Capra, 1996:15). Yazının tamamını oku »

12 Eylül 2008Ömür Dakikalarımız

omur2.jpgMedeniyetin önümüze koyduğu bir hedeften diğerine koşarken, acil işleri yapmaktan bir türlü asıl işlerimize vakit bulamıyoruz. Hedeflerin çokluğu ve zamanın dar oluşu stres yüklenmemizi kaçınılmaz hale getiriyor. “Kervan yolda düzelir” mantığıyla plânlamaya önem vermememiz, hesapta olmayan gelişmeleri doğurunca çabalarımızın boşa gitmesine yakınıp duruyoruz. Yaşadığımız tecrübelerden de müspet dersler çıkarmayınca, bir karamsarlık hali çöküyor üzerimize. İşte benim gibi otuz beş yaş civarında olan insanların yaşadığı durgunluk bu olsa gerek. Öğrencilik yıllarımızda hayat hakkında büyük ve belki de çoğu hayal olan beklentilere sahiptik. Zamanla bunların büyüttüğümüz kadar bir anlamı olmadığını görünce ayaklarımız biraz daha yere basar hale geldi. Ama yaşamadan, tecrübe etmeden idrakin gerçekleşmediğini öğrendik. Yazının tamamını oku »


© 2008 Tema Tasarım Just Skins | Yönetim