Ayrımcılık ve Ötekileştirme

Modern dünyanın çok can yakıcı meselelerinden bir tanesi de; bizden farklı olan bir varlıkla yani ötekiyle nasıl bağ kuracağımız meselesidir. Ona tahakküm mü edeceğiz, ona boyun eğdirip kendimize tabi mi kılacağız yoksa onunla konuşmanın bir yolunu mu bulacağız? Bir arada barış içinde birbirimizin hak ve hukukuna riayet ederek adaletli bir varoluş kipi içinde mi yaşayacağız. Gerek Türkiye toplumunda gerek dünyada başkalarını ötekileştirme eğiliminin yeniden yükselişe geçtiğini görüyorum. Daha fazlasını oku

COVID-19 Pandemisinin Toplumsal Etkileri, Değişim ve Güçlenme

Küresel bir sağlık krizi haline gelen COVID-19 (koronavirüs) pandemisi, 2019 yılı Aralık ayında Çin’in Hubei Eyaletine bağlı Wuhan şehrinde yeni tip bir koronavirüsün neden olduğu zatürre salgını ile başlamış ve daha sonra dünyanın birçok ülkesine yayılmıştır. Pandemiler tıbbi bir fenomen olmanın yanında bireyleri ve toplumu birçok düzeyde etkileyen sosyal bir olgudur. Daha fazlasını oku

Bağlanma Kuramı Açısından Kurum Bakımının Çocuklar Üzerindeki Etkileri

baglanma.jpgÇocukluktaki ve yetişkinlikteki ilişkileri anlamayı amaçlayan yaklaşımlardan birisi olan bağlanma kuramı, yakın ilişkiler psikolojisi açısından önemli bir yere sahiptir. Yaşamın ilk yıllarında bakım veren bireyle çocuk arasındaki ilişkinin niteliği üzerine yapılan araştırmalar sonucu geliştirilen bağlanma teorisi ışığında yakın ilişkilerin karmaşık yapısı çeşitli açılardan sınıflandırılarak anlaşılmaya ve açıklanmaya çalışılmıştır. Daha fazlasını oku

İnsani Erdemleri Yüceltmek İçin Sosyal Hizmet

ierdem.jpgİnsan davranışını anlamaya ve açıklamaya çalışan disiplinler genellikle insanın ve toplumun hastalıklı, sorunlu ve yetersiz yönleri üzerinde daha çok durmuşlardır. Medikal yaklaşım olarak adlandırılan bu bakış açısı günümüzde varlığını sürdürmeye devam etmektedir. Ruhsal bozuklukların ve hastalıkların teşhis ve tasnifinde kullanılan uluslararası ölçütler de insanda yanlış olanı bulmaya yönelik düzenlenmiş olup “insanda doğru olan nedir?” sorusuna yer vermemiştir. Daha fazlasını oku

Osmanlı’da Kısa Ömürlü Bir Hayır Kurumu: Dulhane

osmanli-dulhane.jpg

Ondokuzuncu yüzyıl Osmanlı devleti için askerî, siyasî, ekonomik ve sosyal açıdan önemli gelişmelerin olduğu bir dönemi ifade eder. XIX. yüzyılın ikinci yarısında Balkanlar’dan ve Kırım’dan gerçekleşmeye başlayan kitlesel göçler bu gelişmelerin en önemlilerinden birisidir. Daha fazlasını oku

Evde Bakım Hizmetleri: Manevi Değerler Boyutuyla

evde-bakim-kapak.jpg

Dr. Zeki Karataş tarafından kaleme alınan “Manevi Değerler Boyutuyla Evde Bakım Hizmetleri” adlı kitap Açılım Kitap tarafından yayınlandı. Kitabın tanıtım yazısında şu bilgilere yer almaktadır: Başkasının bakımına muhtaç olmak arzulanan bir durum değildir. Ancak özür, kronik hastalık ve yaşlılık gibi nedenlerle sağlıklı her birey bakıma muhtaç olma riski taşımaktadır. Daha fazlasını oku

Bağımlılıkla Mücadelede Paradigma Değişimi

bagimlilik.png

Uyuşturucuyla savaş politikalarıyla geçen son yüz yıl boyunca öğretmenlerimiz ve hükümetlerimiz bize bağımlılığın nedenleriyle hikâyeler anlattılar. Bu hikâyeler beyinlerimizde öyle yer etti ki, sorgulamaz olduk. Bana da inandırıcı geliyordu, üç buçuk yıl önce Chasing the Scream: The First and Last Days of the War on Drugs (Çığlığın Peşinde: Uyuşturucuyla Savaşın İlk ve Son Günleri) kitabımı yazmak için 30 bin millik bir yolculuğa başlayana kadar. Bu yolculukta öğrendiklerim, bağımlılıkla ilgili bize anlatılan her şeyin yanlış olduğunu ve bambaşka bir hikâyenin bizi beklediğini anlamamı sağladı. Bu yeni hikâyenin özünü anladığımızda yalnızca uyuşturucuyla savaş politikalarını değil, toplumumuzu da değiştirmemiz gerekecek…. Bu hikâyenin peşine düşmemin ardındaki neden kişiseldi: Çocukluğumun ilk anılarından biri, bir akrabamı uyandırmaya çalışıp uyanmadığını fark etmemdi. O günden beri bağımlılığın temel gizemini, neden bazı insanların kendilerini durduramayacak kadar uyuşturucu bağımlısı olduğunu, bu insanları nasıl geri kazanabileceğimizi düşündüm durdum.

Daha fazlasını oku

Hollanda Örneğinde Batı’nın Hak İhlalleri

hollanda_azinlik.jpg

İnsan haklarını beşeriyete kendilerinin bahşettiği yanılgısına dünyayı inandırmış görünen Batılı devletlerin, mazide kalan hesabı verilmemiş ağır hak ihlalleri karnesine her gün yenileri eklenmeye devam etmektedir. Afganistan’dan Irak’a, Çeçenistan’dan Bosna’ya, Suriye’den Tunus’a bütün bir İslam coğrafyasında ustalıkla tutuşturdukları savaş ateşlerinde milyonlarca insanın en temel hakları insafsızca çiğnenmektedir! Kendilerinin desteklediği zalim yönetimler eliyle rutine bindirdikleri hak ihlallerini ‘azgelişmiş’ ya da ‘gelişmekte olan’ diye tanımladıkları ülkelerin bir sorunu, hattâ “kaderi” gibi yansıtan Batı, ‘gelişmiş’ olduğunu iddia ettiği sömürgeci devletlerin insan hak ve hürriyetlerine hiç de saygılı olmadığını saklayamaz hale gelmiştir. Sevgi, saygı, merhamet, kardeşlik ve adalet yerine nefret, kibir, şiddet, düşmanlık ve zulmü içselleştirmiş olan Batı dünyası, insanlığı sahil-i selamete ulaştıracak yegâne seçeneğin İslam olduğunu bildiği halde tarihî kibir ve ihtirasları uğruna insanlığın kazanımlarını teröre kurban etme çılgınlığını göze alabilmektedir.

Daha fazlasını oku

İnsan Değer ve Onurunu Yüceltmek Sempozyumu Sona Erdi

ms-3.jpg26-28 Kasım 2015 tarihleri arasında Manisa Celal Bayar Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü tarafından düzenlenen sempozyum sona erdi. Sempozyumda sosyal hizmetin iki temel ilkesi olan insan hakları ve sosyal adalet ekseninde insan değer ve onurunu yüceltmenin öneminden bahsedildi. Mevcut durumda sosyal adaletsizliğin temelinde ülkelerin siyasi ve ekonomik politikalarından kaynaklanan sistem sorunu olduğuna vurgu yapılarak, gelecek dönemlerde sosyal hizmetin birey ve çevresi yanında makro sistemi dönüştürme misyonuna daha da ağırlık vermesi gerektiği belirtildi. Sosyal hizmet eğitiminde öğrenci katılımının daha etkin hale getirilerek derslerin ve içeriklerinin belirlenmesinde öğrencilerin de görüşlerinin alınmasının öğrenciler açısından bir hak olduğu vurgusu yapıldı. Sosyal hizmetin hak temelli olarak uygulanabilmesi için sosyal politika alanında sosyal çalışmacıların aktif olarak görev almaları gerektiği üzerinde duruldu. Bu bağlamda sosyal çalışmacıların sosyal politikaların uygulayıcısı olmanın yanında karar alma mekanizmalarına da etki etmesi gerektiği ifade edildi. Yeni açılan sosyal hizmet bölümlerinin ve uzaktan eğitimlerin niteliği konusunda endişelerin olduğu belirtilerek gelecek dönemde etik dışı sosyal hizmet müdahalelerinin artabileceği vurgusu yapıldı. Bu nedenle bir an önce meslek odasının kurularak mesleki standartların belirlenmesi gerektiği belirtildi.

Daha fazlasını oku

Terapik Manevi Yardım Uygulamaları

utsch.JPG

Varoluşçu yaklaşımın temsilcisi Irvin Yalom yaşamla ilgili 4 temel sorundan bahseder: “Yalnızlık, anlam, özgürlük ve ölüm.” Ömrü süresince yaşamına bir anlam arayan insanoğlu rasyonel aklın öncülüğünde maddi dünyayla tatmin olmaya çalışır. Ekonomik gelişmişlik, şöhret, iktidar gibi hedeflerin peşinde koştukça mutluluk yerine kaygı düzeyinin arttığını görür. Eşya ve insanla ilişkisi fizik alemin ötesine geçemeyen birey, var olmanın ötesinde sahip olmaya çabaladıkça içindeki anlam boşluğunun derinleşmesi karşısında şaşkına döner. Geç de olsa kalabalıklar içinde yalnızlaştığını, bencilleştiğini ve özgürlüğünü yitirdiğini anlar, ancak bu sefer de ölüm hakikatiyle yüzleşir. Ölümü de hiçlik olarak nitelendirdiği için ömrü boyunca biriktirip durduğu her şey bir anda anlamını yitirir. Viktor E. Frankl’ın da belirttiği gibi; “İnsan, davranışlarını yönlendiren manevi geleneklerin hızla azaldığı çağımızda kayıplarla yüz yüze gelmiştir. Hiç bir içgüdü ona ne yapacağını söylemez. Hiçbir gelenek ona ne yapması gerektiğini söylemez; bazen neyi arzuladığını bilmez.” İşte günümüzde yitirdiğimiz bu anlamı bulacağımız yer manevi dünyamızdır.

Daha fazlasını oku

Manevi Sosyal Hizmet Kitabı

msh.jpgYard. Doç. Dr. Abdulkadir Çekin tarafından kaleme alınan Maneviyat, Manevi Bakım ve Sosyal Hizmet adlı kitap 2014 yılında Etüt Yayınları’ndan çıktı. Kitapta manevi bakım ve manevi sosyal hizmet alanında Batı’da yapılan araştırma ve uygulamalara yer verilerek yerel düzeyde nasıl bir model oluşturulması gerektiğiyle ilgili ufuk açıcı düşünceler sunulmuştur. Risk grubu bireylerin sosyal işlevselliklerini ve yaşam kalitelerini yükseltmeyi hedefleyen sosyal hizmet uzmanları farklı müracaatçı kesimleriyle çalışmak zorundadırlar. Yardıma ve korunmaya muhtaç çocuklar, gençler, engelliler, yaşlılar, hastalar, mahkumlar, mülteciler vb. birey ve grupların sorunlarına çözüm bulmak, ihtiyaç duydukları hizmetleri organize etmek, insanın manevi boyutuna duyarlı olmayı gerektirmektedir. Bu kitapta Abdulkadir Çekin sosyal hizmetin her bir hedef kitlesine yönelik manevi temelli yaklaşımın nasıl olması gerektiğini ortaya koymaktadır. Kitap on bir bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında din ve maneviyat kavramları açıklanmakta, sonraki bölümlerde ise sosyal hizmet maneviyat ilişkisi kurulduktan sonra Batı’da gerçekleştirilen manevi sosyal hizmet uygulamaları anlatılmaktadır. Kitapta ayrıca manevi sosyal hizmetin İslami temelleri de anlatılmaktadır.

Daha fazlasını oku

Suriyeli Sığınmacıların Türkiye’ye Etkileri

suriyeli-siginmacilar.jpg

Kasım 2014 itibarıyla Türkiye’de resmi rakamlara göre 1.6, resmi olmayan rakamlara göre 2 milyon civarında Suriyeli göçmen yaşamaktadır. Bu sayılar Türkiye’nin resmi rakamlara göre nüfusunun %2.1’i, resmi olmayan rakamlara göre de %2.5’i oranında Suriyeli ağırladığı anlamına gelmektedir. Suriye sınırı ve civarındaki illerde yaşayan yaklaşık 10 milyon nüfusa 1.2 milyon civarında yeni nüfus eklenmiştir. Ekim 2011’de İçişleri Bakanlığı’nın aldığı karar ile Türkiye’de kayıt olan Suriyeli sığınmacılara “geçici koruma statüsü” verilmektedir. Geçici koruma rejimi ile Suriyelilere sınırsız kalış, zorla geri gönderilmemeye karşı koruma ve acil ihtiyaçlara yanıt veren kabul düzenlemelere erişimi içerecek şekilde koruma ve yardım sağlanmaktadır. Suriyelilerin %85’i kamp dışında yaşamaktadır. Kamplardan hastanelere 500.000’in üzerinde hasta sevk edilmiştir. Türkiye’de ameliyat edilen hasta sayısı 200.000’i aşmıştır. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 35.000 Suriyeli doğumu gerçekleşmiştir. Türkiye Nisan 2011-Kasım 2014 döneminde göçmenler için 4.5 milyar dolar harcama yapmıştır. Resmi verilere göre Birleşmiş Milletler ve Avrupa ülkelerinden gelen yardım miktarı 246 milyon dolar civarındadır.

Daha fazlasını oku