adderall online

lgbt.jpg

Din ve maneviyat (spirituality) hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır, hemen hemen her birey dinî ya da manevî bir eğilime sahiptir. LGBT bireyler üzerine yapılan nitel bir araştırmayı içeren bu makale, bu bireylerin dinî ve manevî eğilimlerini konu edinmektedir. Makalede şu sorulara cevap aranmaktadır: Katılımcıların inanç/inançsızlık durumları nedir? Katılımcıların din tasavvuru nasıldır? Katılımcıların Tanrı tasavvuru nasıldır? Katılımcılar hayatın zorluklarıyla başa çıkma sürecinde dinî/manevî unsurları kullanmakta mıdır? Türkiye’de LGBT bireylerle ilgili bazı çalışmalar olmakla birlikte, onların dinî ve manevî eğilimlerine dair herhangi bir çalışma bulunmamaktadır. Bu durum da makalenin literatüre katkısını daha önemli kılmaktadır. Bu araştırmanın örneklemini, İstanbul’un Beyoğlu semtinden seçilen 30 LGBT birey oluşturmaktadır. Örneklem, on bir gey, altı lezbiyen, altı biseksüel ve yedi transeksüel bireyi içermektedir. Katılımcıların %40’ı kendisini “Müslüman” olarak tanımlarken, %60’ı kendisini “Alevi”, “agnostik”, “ateist” ve “kararsız” olarak tanımlamıştır.

Yazının tamamını oku »

ergenlik.jpgTarihin her döneminde bütün toplumlarda var olan risk faktörleri aile üyelerinin psiko-sosyal işlevselliklerini ve toplumsal yaşama aktif bir birey olarak katılımlarını kısıtlamakta ya da engellemektedir. Ailedeki risklere zamanında müdahale edilemediğinde çocuklar uzun yıllar ihmal ve istismara maruz kalmakta ve geri dönüşü mümkün olmayan gelişimsel gerilikler yaşamaktadırlar. Ülke nüfusumuzun % 25,3’ü 14 yaş altı çocuklardan oluşmaktadır. Ancak bu çocuklardan koruma sistemine dâhil olanların, ihmal istismar nedeniyle hayatını kaybedenlerin, özel desteğe ihtiyacı olanların, denetim ve gözetim altında olanların belirlendiği bütüncül bir ulusal veri tabanı bulunmamaktadır. Yüksek risk altındaki çocuk ve ailelerden başlanarak hizmet planlaması yapılabilmesi için çocuk ihmali ve istismarı alanında ulusal düzeyde risk piramidi oluşturularak sorunun büyüklüğünün ortaya çıkarılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu amaçla sağlık, eğitim, emniyet ve sosyal hizmet kurumlarının hizmet alanlarına giren çocuk ve ailelere yönelik risk taraması yapılarak erken müdahale sisteminin devreye girmesi sağlanmalıdır.

Yazının tamamını oku »

developmental-disabilities.jpgTürkiye’nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin kabul edilişinin üzerinden 25 yıl geçti. Ne yazık ki hala çocukların insan haklarının ihlal edilmemesi, korunması, geliştirilmesi ve çocukların seslerinin duyurulması için tüm devletlerin ve yetişkinlerin yapması gerekenler var. Paris Prensiplerine uygun standartlara göre oluşturulmuş ulusal insan hakları kurumları çocukların insan haklarının korunmasında, geliştirilmesinde önemli bir role sahiptir. Bu kapsamda pek çok ülkede oluşturulan çocuk ombudsmanlığı sistemi çocukların hayatında olumlu değişiklikler yaratabilmektedir. Türkiye’de Kamu Denetçiliği Kurumu olarak adlandırılan ombudsmanlık kurumu 2011 yılında kuruldu. Kurum kapsamında çocuk ombudsmanlığı aynı zamanda kadın ve engelli yurttaşlardan da sorumlu ombudsman tarafından yürütülmektedir.

Yazının tamamını oku »

ckkongresi.jpgSağlıklı bir toplumun ana kaynağı olan çocukların korunmasına ilişkin konuları, farklı uzmanlık alanlarından katılımcılarla tartışarak bu alanda bütüncül ve işlerlikli bir model oluşturmak üzere düzenlenen 1. Uluslararası Çocuk Koruma Kongresi çıktılarının toplumda ve bilim evreninde bir farkındalık ve duyarlılık oluşturması amaçlanmaktadır. Bu sonuç bildirgesi, kongrede bu bağlamda tartışılan uluslararası ve ulusal boyutta çocuk koruma sistemleri, ülkemizde ve dünyada bu alanda yaşanan sorunlar, çocuk haklarının işlerliği, çocukların sağlıklı gelişimini sağlamak ve onları örselenmeden korumak için yapılan ve yapılması gereken önleme, savunu, sağaltım ve izlem çalışmaları, eğitim, araştırma ve uygulamaların eşgüdümü konularını içermektedir.

Yazının tamamını oku »

bir-osmanli-cocugu.jpgİstanbul, fethinden itibaren Osmanlı Devleti’nin değişik eyaletlerinden gelen kişiler için çekim merkezi olmuştur. Şehir gelen göçler ile sürekli büyümüş ve zaman zaman marjinal gruplar tarafından adeta istila edilmiştir. XVII. yüzyıldan başlayarak, XIX. yüzyıla kadar süren tarihsel süreçte İstanbul; külhanbeyler, dilenciler, kabadayılar, kopuklar olarak adlandırılan marjinal grupları barındırmıştır. Bu dönemdeki savaşlar, ekonomik sıkıntılar, ahlaki çöküntüler ve devletin çözüm arayışlarının eksikliği külhanbeyler sorununu yaratan etmenler arasında yer almıştır. Göçler sırasında yaşanan gayrimeşru ilişkiler nedeniyle doğumlar hızla artmış ve ortaya korunmaya muhtaç çocuklar sorunu ortaya çıkmıştır. Bunların yanı sıra iş bulmak amacıyla İstanbul’a gelen genç nüfusun artması beraberinde işsizlik, barınma sorunu ve güvenlik sorununu getirmiştir. 11-15 yaş grubundaki gençler gündüzleri dilenerek veya günübirlik işlerde çalışarak yaşama tutunmaya çalışmışlar, akşamları ise soğuktan korunmak için çevrelerinde bulunan hamamların “külhanlarına” sığınmışlardır. Daha önce külhanlarda yaşayan ve ayni kaderi paylaşan külhanbeyler, yeni gelen yetimlere kucaklarını açmışlar, gelenek ve göreneklerini onlara usta çırak ilişkisiyle aktarmışlardır.

Yazının tamamını oku »

sc_elestirel.jpg“Hiçbir yere ait değilim, ama bunu olduğu gibi sindirmeyi başardım. Bunu pek dert etmiyorum. Kimi zaman fazla bir seçeneğiniz olmuyor.” Edward Said

Günümüz insanı mutlu değil. Mutsuzluğunun kökleri derinlerde. İnsanoğlu için ufukta görünen bir mutluluk adası yok. İnsan varlığını biçimlendiren yüzyılların teorisi, yeniden mi ele alınmalıdır? Ele alanlar var. Yeni şeyler söyleyenler. Üretenler. Ama mutsuzluk iklimi dağılmadı. Dağılmıyor. Üstüne insansızlaşma, hüzün, acı ve envai türde sosyal sorun çoğaldı. Dünya mutsuz insanın elinde bir ateş topuna döndü. Kötülerin ve akılsızların güçlü dünyasındayız. İnsanlığı barışa, mutluluğa, adalete, çoğulcu bir demokrasiye götürecek “akıl, akıl, akıl!” diye bir ses yükseliyor ölümlülerin toprağından. Duyanlar da sessiz. Ne yapmalı?

Yazının tamamını oku »

tsk.jpg

‘Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde son 10 yılda intihar edenlerin sayısının aynı dönem içinde şehit olanların sayısından fazla olduğu tespit edildi. Bunun üzerine Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, son 10 yılda şehit olan TSK personeli sayısının 601; intihar eden personel sayısının 965 olduğunu açıkladı’(1). Basına yansıyan bu açıklamadan hareketle; TSK’da artan intihar olaylarının altında yatan sebepleri tespit etmek ve olası intiharlara yönelik önlem açısından  sosyal hizmet müdahalesine dikkat çekmek ve ‘kuramsal açıdan TSK’da Sosyal Hizmet mesleğinin gerekliliğini ortaya koymak amaçlı ele alınmıştır. Sosyal hizmet, sosyal işlevselliği artırmak, kapasiteyi yenilemek, güçlendirmek ve özlenen amaçlara uygun toplumsal koşulları oluşturmak üzere bireylere, gruplara, ailelere ve  topluluklara yardımı kapsayan mesleki çalışmalar bütünüdür (Zastrow, 2013, s.8).

Yazının tamamını oku »

int-cafe.jpgİletişim teknolojilerinin hızlı gelişimi ile birlikte internet üzerinden tesis edilen sosyal iletişimin özelliği toplumsal değişime bağlı olarak etik anlayışı doğrultusunda da tartışılır hâle gelmiştir. Post-modern iletişim aracı olarak kullanılan internet, sanal âlemin oluşturduğu sunî yakınlığına rağmen beşerî ilişkilerin insanî ve dolaysıyla etik değerlerini sarsabilecek konuma da getirmiştir. Özellikle sosyal ağ sitelerinde yaşanan gayri-ahlâkî iletişim bozukluklarının iki olası sebebi vardır. Ya toplumsal ahlâk yapısında yaşanan erozyon kolayca sosyal ağ sitelerine sirayet etmekte ya da sanal iletişim araçlarının suni özelliği kişilerin ahlâkî değerlerinin bozulmasına sebebiyet vermektedir. Şüphesiz her iki unsur da sosyal paylaşım sitelerinin niteliğini etki altına alabilmektedir. Kullanıcıların kişilik haklarının korunmasını amaçlayan internet güvenliğinin sağlanabilmesi, etik, özgürlük ve toplumsal alan değerleriyle yakından ilgilidir.

Yazının tamamını oku »

travma2.jpgTravma, hayatın günlük akışı içinde, hiç beklenmeyen bir anda, insanın dayanma gücünü zorlayan ya da aşan bir durum olarak tanımlanabilir. Travmaların oluşmasında, çocuğun olayı kendi yaşamına veya başka birinin yaşamına tehdit olarak algılaması çok önemlidir. Olay ne kadar doğrudan tehdit oluşturuyorsa, etkisi o derece büyük olur. Travmaların bir bölümü, doğal afetler sonucu yaşanır. Hiç beklenmedik bir anda ortaya çıkan sel, yangın, deprem gibi bir felaket, çocuğun yaşamını değişik ölçülerde etkileyebilir ve çocuğun yaşamının o günden sonra bir daha eskisi gibi olmamasına neden olabilir. Travmaya neden olan olaylar insan eliyle ortaya çıkmış da olabilir. Bu tip olaylar arasında, hırsızlık, taciz, tecavüz, kazalar, bir vahşete şahit olmak sayılabileceği gibi, çocuğun okuldaki yıl sonu gösterisinde rolünü unutması da sayılabilir.

Yazının tamamını oku »

itomanbay.jpgBaşkent Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı Prof. Dr. Işıl Bulut’un, Sosyal Hizmet Uzmanları web sayfasında sosyal hizmet uzmanlarının unvan sorunuyla ilgili bir yazısı yayınlanmıştır (http://sosyalhizmetuzmani.org/sosyal_hizmet_unvani_hakkinda.htm. Aynı yazı “Sosyal Hizmet Uzmanlarının Unvan Sorunu” adıyla manevisosyalhizmet.com sayfasında da yayınlanmıştır). Demek ki bu kavramdan belirsizlik duyan, içine sindirmekte zorlanan biri yazıyla Prof. Bulut’a sormuş ve yanıtını almıştır. Çünkü yazı hem bir profesörün kaleminden hem bir bölüm yöneticisinden çıktığı için önemlidir. Şimdi bu yazıyı irdelemek ve değerlendirmek istiyorum. Çünkü bu, üzerinde tartışılması, doğru karara varılması ve diğer sosyal mesleklere onların üzerlerine çıkmışlık duygusu verilmemesi ve rencide edilmemeleri için düzeltilmesi gereken bir konudur. Bu arada bu yazısıyla mesleğin gelişimi yönünde bir tartışmaya kapı açtığı için Prof. Dr. Işıl Bulut’a teşekkür etmek istiyorum. Çünkü ilk kez bu konuda ve bu yönde bir yazıdır bu. Düşüncelerin kalıcı olması ve yayılması için birkaç kişi kendi aralarında konuşarak değil yazarak tartışmaya gereksinimimiz çok büyüktür. (NOT: Aşağıdaki bölümlerdeki italik dizili tümceler Sayın Bulut’a aittir.)

Yazının tamamını oku »

kadin.jpg“Bu hayatta sorunsuz bir yaşam mümkün olmayacaktır” sözünü kim söylerse söylesin, hepimiz tarafından kabul görse gerek. Asıl mutluluk sorunsuz bir yaşam değil, sorunların üstesinden gelebilmektir. Çünkü biliyoruz ki, hayatın problemleri ne bizim için, ne de bir başkası için bitmeyecektir, tam aksine gittikçe daha karmaşık bir yapı alacaktır. Günümüz dünyasında genel olarak ekonomik, sosyal ve demokratik haklarda iyileşme ve gelişmeler olmasına rağmen bireysel ve toplumsal sorunlar çoğalarak girift bir yapıya kavuşmakta ve içinden çıkılmaz bir hal almaktadır. Peki, bunun nedeni/nedenleri nelerdir?

Yazının tamamını oku »

10934739-lg.jpgBu makalede ebeveyn kaybı nedeniyle korunmaya muhtaç durumda olan çocuğa yönelik uygulanan sosyal hizmet müdahale süreçleri ele alınmıştır. Çalışma yapılan vaka M.O. yedi yaşında olup, ilköğretim birinci sınıf öğrencisidir. Annesinin cinnet geçirmesi sonucu babasını ve kardeşini öldürdükten sonra intihar etmesine şahit olmuş ve kendisi de olaydan yaralı olarak kurtarılmıştır. Olay sonrası tedavi altına alınan M.O. ile hastane ortamında görüşülmüş; yaşadığı travmanın etkisinin en aza indirilmesi ve normal yaşama dönmesi için birey, aile, örgüt ve toplum düzeyinde neler yapılabileceği üzerinde durulmuştur. Genelci sosyal hizmet yaklaşımı açısından çalışılan vakanın kriz durumunu atlatarak ebeveynsiz bir yaşama hazırlanması için alternatif sosyal hizmet modelleri değerlendirilmiş ve çocuğun yüksek yararı gözetilerek en uygun modele karar verilmiştir.

Yazının tamamını oku »


© 2008 Tema Tasarım Just Skins | Yönetim