adderall online

maneviyat_katili.jpgBugün maneviyat deyince, ciddi kafa karışıklıklarının olduğu bir alandan bahsediyoruz aslında. Bunda da, bir akım olarak davranışçılığın ve Freud’un ciddi payı var. Bize öyle bir büyü yaptılar ki, bir türlü kurtulamıyoruz etkisinden. Şu günlerde pek çok konuda kafamız karışık, ama ruh ve maneviyat konusunda galiba hepten bir çıkmazın içindeyiz. Bu, sadece yetişkinler olarak kendimizi ve çevremizi doğru anlamamıza engel olmuyor, aynı zamanda çocuklarımıza nasıl bir terbiye vereceğimiz konusunu da belirsizliğin kucağına itiyor. Yazının tamamını oku »

14 Aralık 2008Maneviyatın Yükselişi

geo.jpgGeo Dergisi 2008 yılı Aralık ayında yayınladığı 36. sayısını, “İnsan Neden İnanır?” kapak konusu ile maneviyata ayırdı. Derginin Editörü Melih Kalfa maneviyatın önlenemez yükselişi konusunda bakın neler söylüyor: “Geçtiğimiz yüzyılda pek çok sosyolog, modern toplumlarda inancın gitgide zayıflayacağı, siyasi ve kültürel ağırlığının zamanla kaybolacağı tezini savunuyordu. Bugün çevremize baktığımızda, bunun doğru olmadığını görmek için uzman olmak gerekmiyor. Tersine, 30-40 yıl öncesine kıyasla çok daha inanç yoğun bir dünyada yaşıyoruz. Latin Amerika’da, Kuzey ve Güney Kore’de, Çin’de Hıristiyanların, başta Asya olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinde Müslümanların sayısı hızla artıyor. Batılı, laik toplumlarda durum farklı değil. Büyük dinlerin çatısı altına girmeyenler, neredeyse köşe başlarında sunulan bir Uzakdoğu öğretisi yorumunu hayatına katarak tinsel bir boşluğu doldurmaya çalışıyor. Yazının tamamını oku »

kitap_seyyar.jpgProf. Dr. Ali Seyyar‘ın editörlüğünde hazırlanan Manevi Sosyal Hizmetler adlı kitap, Rağbet Yayınları tarafından 2008 yılı Kasım ayında yayınlandı. Manevi Sosyal Hizmetlerin tanımının yapıldığı ve çerçevesinin çizildiği kitapta; bakıma muhtaçlara, özürlülere, çocuklara, gençlere ve yaşlılara yönelik manevi sosyal hizmet uygulamalarından bahsedilmektedir. 5 bölümden oluşan kitap manevi ilimler alanında çalışma yapan akademisyenlerin makalelerinden oluşmaktadır. Kitabın arka kapağında şu ifadelere yer verilmiştir: “Dünyada sosyal bilimlerde ve buna bağlı olarak sosyal hizmetlerde meydana gelen hızlı ve çok boyutlu gelişmeler karşısında memleketimizin sosyal bilimcileri, bu gelişmeleri ya çok geriden takip etmekte, ya da bunları hiç görmezlikten gelmektedir. Meselâ bizde sosyal hizmetlerin maneviyatla ilişkisi, uygulama boyutu bir yana, genelde akademik bir merak dahî uyandırmamaktadır. Dolayısıyla sosyal hizmet alanında maneviyatı ve manevî yaklaşımları dikkate alan akademik çalışmaların sayısı da çok sınırlı kalmaktadır. Hâlbuki gelişmiş bütün ülkelerde manevî yaklaşımlar ve açılımlar, bütüncül sosyal hizmet uygulamalarının vazgeçilmez bir parçasıdır.” Yazının tamamını oku »

21 Ekim 2008İnsan, Ama Nasıl?

insan_dusunceli.jpgToplumsal yapımızı analiz ettiğimizde; değişen şehir hayatı daha önceki yaşamımızdan farklı olarak,  kişilerin duygu, düşünce ve davranışlarını etkileyerek insanın çevresiyle olan ilişkilerinin değişimine yol açmış, teknolojik gelişmeyle hızla artan tüketim eğilimi ile artık insanın yaşamındaki araçlar, elde edilmesi gereken amaçlara dönüşmüştür.

Üretilen araçlar, insanın yaşamında her türlü kolaylık sağlamasına rağmen mutlu olmasını sağlayamamış, toplumda depresyon gibi çağın ruhsal hastalıklarının hızla artışını engelleyememiştir. Modernleşme çabaları, değişen yaşam kültürü içersinde etkilenen insanlarda kaygı, stres ve sıkıntılar artarak insanın kural, ilke, değerlerden yoksun kalabalıklar içersinde sorunlu, bunalımlı ve yalnız birey niteliği almasına yol açmıştır. Yazının tamamını oku »

tarik_tuncay.jpgBu yazımızda Tarık Tuncay‘ın Sağlık ve Toplum Dergisi’nde Türkçe olarak yayınladığı “Kronik Hastalıklarla Başetmede Tinsellik” adlı makalesini incelemeye çalışacağız (Tuncay, T. (2007). “Kronik Hastalıklarla Başetmede Tinsellik”, Sağlık ve Toplum, 17(2):13-20.). Makalede özetle; sağlık perspektifinden incelenen maneviyat konusunun, hastaların tedavi sürecine etkisi üzerinde durulmuştur. 51 adet yabancı kaynağın taranması sonucu yazarın kendi yorumu ile ortaya koyduğu tespitler, bu alanda çalışanlar tarafından önemle üzerinde düşünülmesi gereken hususları içermektedir. Makalenin yazarı Tarık Tuncay, 2000 yılından bu yana Hacettepe Üniversitesi İİBF Sosyal Hizmetler Bölümü’nde Araştırma Görevlisi olarak çalışmaktadır. Aynı üniversitede doktora çalışmasını da sürdürmektedir. 2007 yılında kendi ifadesi ile tinsellik (spirituality) olarak isimlendirmeyi tercih ettiği maneviyat konusunda bir İngilizce, bir de Türkçe olmak üzere iki adet makale yayınlamıştır. Yazının tamamını oku »

popular_kultur3.jpgEş dost sohbetlerinde konu çocuklardan açılınca anne-babaların çocuklarını etkisi altına alan küresel cadı ve peri masallarından dert yandıklarına şahit olmuşuzdur. Son zamanlarda medyanın da etkisiyle bir Winx Club modasıdır, almış başını gidiyor. Özellikle kız çocuklarını etkisi altına alan “Winx Club” kültürüne, çocukların kullandığı tüm eşyalarda rastlamak mümkün. Artık çocuklara ait her eşyada perilerden oluşan figürler hakim. Okul çantaları, kalemlikler, çarşaf nevresim takımları, tişörtler, etekler, bluzlar ve daha pek çok şey pembe renk ve şöhretli çizgi film kahramanları ile  donatılmış durumda… Yazının tamamını oku »

dilsad.png“Mulan gibi savaşçı olmak istiyorum”, “örümcek adam gibi ağlarım olsun”, “sihirli olmak istiyorum” vb. bunlar çocukların televizyondan etkilendiğini gösteren cümlelerdir. Çocuklar televizyon yerine oyuncaklarıyla oynamayı seçseler ya da resim yapsalar, kitap okusalar buna benzer işler yapsalar benim gibi görecekler ki, dünyaları sadece televizyondan ibaret değil. Bence, “benim dünyam sadece televizyondan ibaret değil” diyebilen bir çocuk gerçek mutluluğu yakalamıştır. Evet, ben de birçok çocuk gibi bazen televizyon ve bilgisayar uğruna birçok eğlenceli işten mahrum kalıyorum. Bu cümle bilgisayara ve televizyona çok düşkün çocuklar için iyi bir ikaz olabilir. Yani televizyonda izleyeceğimiz bir filmin yerine, imkânınız varsa kendiniz bir belgesel çekerek eğlenin. Size de tavsiye ederim. Çok eğlenceli. Yani bana göre çok eğlenceli ama bazı çocuklara göre imkânları olduğu halde çok can sıkıcı geliyor ve bu yüzden belgesel çekmeyi veya başka bir uğraşı istemiyorlar. Ama bir deneseler. Yazının tamamını oku »

degisim2.jpg“Her gün bir yerden göçmek ne iyi!

Her gün bir yere konmak ne güzel!

Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş!

Ne kadar söz varsa düne ait

Dünle beraber gitti cancağızım,

Şimdi yeni şeyler söylemek lâzım.”

MEVLANA

Değişimin bir olay olmaktan çıkıp süreklilik arz eden bir olgu haline geldiği şu günlerde, her canlı organizma gibi insanın uyum çabasını seyretmenin cazibesi sosyologları mest ediyor olsa gerek. “Eskileri farklı gözlerle mi görüyoruz, yoksa dünya gerçekten değişiyor mu?” anlamak oldukça zor olsa da; ‘yeni’nin estirdiği rüzgâr ılık bir meltem gibi düşüncelerimizi yokluyor. Belleğimize gizlediğimiz geçmişimizle bugünleri kritik edemeyişimiz bir ürperti verse de, yüzleşmek zorunda olduğumuz gerçekler sürekli yanı başımızda olmaya  devam edecektir. Yazının tamamını oku »

6503816-md.jpgÇocuk psikolojisi üzerine bir kitabı okurken, dikkati çeken bir konuyu sizinle paylaşmak istedim. Salzman adlı yazar Çocukları Maneviyattan Uzaklaştırmanın Yolları başlığı altında şu tavsiyeleri sıralıyor:             

1. Çocuğunuza zorla dua ezberletin, ezberleyemediği zaman cezalandırın,

2. Yaramazlık yaptığı zaman Allah’ın onu cehennemde yakacağını söyleyip korkutun,

3. Din adamlarını, dindar akrabalarınızı ve komşularınızı çekiştirin, yaptıkları hataları sayarak gözden düşürün.

Yazının tamamını oku »

depresyon.jpgİnsanlar sık sık boşluk, anlamsızlık ve yalnızlık duygularından yakınırlar. Boşluk duygusu insana acı veren ve rahatsızlık uyandıran bir öznel yaşantı olarak tanımlanmaktadır. Yalnızlık çeken insanlar sıkça boşluk duygusundan söz ederler. Amerikalıların dörtte biri kendini “kronik yalnız” olarak tanımlamaktadırlar. Fransa’da ise, aynı oranda insan sık sık yalnızlık hissettiğini söylerken, yüzde 54′ü hayatlarında yalnızlık çektikleri bir dönem olduğunu belirtiyor . Yalnızlık ve boşluk duygusu modern insanın madde ve teknoloji ile gideremediği bir durumdur. Özellikle ailesinden ayrı yaşamak zorunda kalan çocuklar kendilerini bir yere ait hissedemedikleri için gurbet ve yalnızlık duyguları kronik bir hal alır.

Yazının tamamını oku »

secret.jpgRhonda Byrne tarafından hazırlanan ve pek çok başarılı insanın görüşlerine yer verilen kitabın büyük sır diye açıkladığı hakikatler, bizim kültürümüzde yıllarca topluma yön vermiş hakikatlerle çok paralellik arzediyor. Örneğin The Secret: “Yaşadıklarınızdan şikayet ediyorsanız, çekim yasası size şikayet edeceğiniz daha fazla şey getirecektir.” diyor. Bizim manevi önderlerimiz de: “Şükür nimeti ziyadeleştirir. Kaderi tenkit eden başını örse vurur kırar, rahmeti ittiham eden rahmetten mahrum kalır.” demişlerdir. Kitapta bu ve buna benzer pekçok sırrın varlığı açıkçası bana yabancı gelmedi. istemenin_esrari.jpg

The Secret adlı kitabın yanında İstemenin Esrarı adlı kitabı da okumanızı tavsiye ederim. Muhammed Bozdağ tarafından 2003 yılında kaleme alınan “İstemenin Esrarı” adlı kitapta; “bileğin ve beynin gücünün sustuğu yerde, ruhun neler yapabileceğine” dair sırlar açıklanmaktadır. Yazar bu kitapla; “İçten isteyişlerin göklerde dolaşarak Yaratıcı İradenin takdirine nasıl ulaşacağını” izah etmektedir. Bizim geleneğimizden örneklerle istemenin nasıl ve kimden yapılması gerektiği 4 ayrı bölümde ele alınmaktadır. Kitapta yaşayacağımız her zorluk veya değişim anının, bizim için bir dua ve isteme fırsatı olduğu ifade edilmektedir.

manevi_egitim.jpgYunus, bütün dinlerin, insanlara insanlığı öğretmek için geldiğini, insanı insan etmek gayesini güttüğünü söylemiştir.

DİN EĞİTİMİNİN ÖNEMİ

Din eğitimi bireye, hayatını düzene koymak için bazı ilkeler kazandırır.

Din eğitimi insana Allah inancını öğreterek hayatının değerini ve üstünlüğünü anlatır. Ona, bedensel zevklerini ve ihtiyaçlarını gidermesi yanında ruhunun isteklerini de dikkate almasını öğretir.

Din, sosyal gruba iyi ve doğru hedefler gösterir (Ayhan, 1997).

H. Ayhan’a göre, din konularını zamanından önce ya da sonra yanlış öğretirsek, hangi yaşta olursa olsun çocuğa veya yetişkin insana iyilik yerine kötülük yapmış oluruz (Ayhan, 1997).

Yazının tamamını oku »


© 2008 Tema Tasarım Just Skins | Yönetim