adderall online

bagimlilik.png

Uyuşturucuyla savaş politikalarıyla geçen son yüz yıl boyunca öğretmenlerimiz ve hükümetlerimiz bize bağımlılığın nedenleriyle hikâyeler anlattılar. Bu hikâyeler beyinlerimizde öyle yer etti ki, sorgulamaz olduk. Bana da inandırıcı geliyordu, üç buçuk yıl önce Chasing the Scream: The First and Last Days of the War on Drugs (Çığlığın Peşinde: Uyuşturucuyla Savaşın İlk ve Son Günleri) kitabımı yazmak için 30 bin millik bir yolculuğa başlayana kadar. Bu yolculukta öğrendiklerim, bağımlılıkla ilgili bize anlatılan her şeyin yanlış olduğunu ve bambaşka bir hikâyenin bizi beklediğini anlamamı sağladı. Bu yeni hikâyenin özünü anladığımızda yalnızca uyuşturucuyla savaş politikalarını değil, toplumumuzu da değiştirmemiz gerekecek…. Bu hikâyenin peşine düşmemin ardındaki neden kişiseldi: Çocukluğumun ilk anılarından biri, bir akrabamı uyandırmaya çalışıp uyanmadığını fark etmemdi. O günden beri bağımlılığın temel gizemini, neden bazı insanların kendilerini durduramayacak kadar uyuşturucu bağımlısı olduğunu, bu insanları nasıl geri kazanabileceğimizi düşündüm durdum.

Yazının tamamını oku »

ofke.pngİstanbul’da yaşayan 15-20 yaş arası gençler üzerinde yapılan psikolojik araştırmada ilginç sonuçlar ortaya çıktı. Ben Ötesi psikoloji derneği kurucusu psikiyatrist Mustafa Merter ve ekibinin 616 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirdiği çalışmada, gençlerin öfke, kaygı ve narsisizm duygularının her geçen yıl biraz daha arttığı tespit edildi. Çeşitli psikolojik test yöntemlerinin kullanıldığı araştırmada gençlerin genel olarak kendilerini normalden fazla beğendikleri görülürken yüzde 88,8′inin klinik düzeyde kaygı sahibi olduğu saptandı. Amerika’da ise bu oran daha düşük. Amerika’daki gençlerin yüzde 85′i kaygı bozukluğu yaşıyor. Araştırmada ayrıca kaygı oranı yüksek olan gençlerin yüzde 54′ünün halk arasında yoğun iç sıkıntısı olarak tanımlanan ‘anksiyete bozukluğu’ taşıdığı belirlendi. 1982 yılında İstanbul, Ankara, İzmir ve Mersin’de 15-19 yaş arası öğrenciler üzerinde yapılan araştırmada kaygı oranı yüzde 47′ydi. Geçen zaman diliminde bu oranın yükselmesi Türk gençlerinin duygusal açıdan yıprandığını gösteriyor. Yazının tamamını oku »

8 Ağustos 2011Bizim Çocuklarımız

rizeyy.JPGBir genç evlenme hazırlığına girişmişti. Kendisi, henüz küçükken anne ve babasını kaybetmişti. Bırakılan bir miktar mülkün geliri ve akrabalarının yardımıyla tahsilini bitirmiş, kazançlı ve dürüst bir iş sahibi olmuştu. Ancak, küçük yaşta hem annesini, hem babasını yitirmenin hüznünü hayat boyu hep yanında taşımıştı. Evlenme kararını vermesinin ardından, bu temiz ahlâklı gencin neşesi artmış, hayat bağları daha da kuvvetlenmişti. Ancak, düğünden birkaç gün önce, bozuk bir yüzle bana geldi. Belli ki, bir üzüntüsünü anlatacaktı. Fakat başlangıç kelimelerini bulup çıkarmanın güçlüğü içindeydi. Meslek icabı ‘acaba nasıl başlasam’ problemini daima hisseden bir dostu olarak, onu sıkmadım. Bir süre sonra, rüzgâr yiyip dayanağından kurtulan bir kapı gibi gümledi. Yazının tamamını oku »

magazin.jpgGünümüzde artık kitle iletişim araçlarının gücü ve bu gücün toplumsal değer yargılarının üretilmesindeki katkısı yadsınmaz bir gerçeklik halini almış bulunmaktadır. Toplum olarak nasıl anımsadığımız sorusuna verilecek yanıtları da etkisizleştiren bir güçtür bu. Dolayısıyla, medyayla olan ilişkimizi belirlerken, bir bakıma belli bir güç merkeziyle olan ilişkilerimizi de belirlemiş olmaktayız farkında olmadan. Ama bu ilişkide asıl dikkat edilmesi gereken nokta, medyanın yaydığı iletileri kod açımına tabi tutarken, kendi gündelik yaşamımızda ne gibi anlamsal dönüşümleri üretmeyi başarabildiğimiz. Yani, iletiyi alımlayan açısından ne türden bir yeniden-üretim sürecinin oyuna sokulabildiği. İşte bu noktada dikkatli ve etkili bir medya okur-yazarlığının ve eleştirmenliğinin geliştirilebilmesi büyük önem taşımakta. Elbette etkili ve bilinçli bir iletişim eğitimini geliştirebilmek de. Yazının tamamını oku »

reyting.jpgGençlik dönemi, aile yaşam evrelerinde ebeveynlerin çocuklarıyla ilişki yapısında değişime yol açan aile içi ilişkilerde kriz faktörü olan bir dönemdir. Ergenlik dönemi ile birlikte bireyin kişilerarası ilişkileri de gelişir, artar ve nitelik değiştirir. “Artık çocuk değildir”. Özellikle yaşıtlarıyla ilişkiler kurarak sosyal ilişki kurma becerileri geliştirir. Genç, bu dönemde anne babasından ayrı bir varlık, farklı kişi olduğunu hisseder. Bir başkasına benzemeye çalışabilir, rol modelleri vardır. Sosyal varlık olarak, aile dışına çıkarak toplumsal ilişkilerini geliştirmeye başlar, arkadaş grubuyla etkileşime girer. Cinsel kimlik gelişmeye başlar. Yazının tamamını oku »

uyustrc.jpgÇocuk Ve Gençlerin Uyuşturucu Ve Uçucu Madde Kullanmaya Başlamasının Sebepleri Nelerdir?.. Madde bağımlılığına başlamanın, merak, arkadaş grubunun yönlendirmesi, çocukların arkadaşlarına hayır diyememesinin birçok nedeni var. Çocuğun arkadaşları tarafından sürekli kullanılması ya da çocuğun örtülü bir depresyon geçirmesi, aile içi sorunlar, aile içerisinde anne ya da babadan birinin madde bağımlısı olması, alkol bağımlısı olması çocuğun madde bağımlılığında bir etkendir. Bu nedenlerin hepsi ya da sadece biri bile çocuğun yönlenmesinde etkilidir. Madde kullanmayı özellikle çocuğun modelleme ilişkisine bağlayabiliriz. Yazının tamamını oku »

madde_bag.jpgÜlkemizde meydana gelen toplumsal değişme, kentleşme, sanayileşme, iç göç hızının artması, gecekondulaşma aile kurumunun parçalanmasına ve ebeveyn tutum ve davranışlarında sorunların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Sokak veya sokakta yaşayan çocuklar alanında çalışan uzman personelin aileleriyle terapötik ilişki içersinde olması, çocukların sorunlarının çözümlenmesinde ve toplumsal hayata kazandırılmasında ebeveynlerinin sürece katılması gereği ortadadır. Yazının tamamını oku »

sinav.jpgSınavlara hazırlık maratonunda sona yaklaşıldıkça, gençler ve anne-babalarındaki kaygı düzeyinde gözle görünür bir artış yaşanmaktadır. Aslında bu tedirginliklerinde haksız da sayılmazlar. Sonuç odaklı olan eğitim sistemimize göre; gencin yaşantı sürecinin kalitesinden daha çok, elde edeceği başarı düzeyi önemlidir. Bu beklenti her fırsatta öğretmenler ve ebeveynler tarafından dile getirilmektedir. Sınavın gencin kişiliğini değil de yetenekleri doğrultusunda çalışarak öğrendiği bilgilerin bir değerlendirmesi olduğu çoğu zaman unutulmaktadır. Yazının tamamını oku »

ergenlik.jpgErgenlik dönemi, aile yaşam evrelerinde ebeveynlerin çocuklarıyla ilişki yapısında değişime yol açan aile içi ilişkilerde kriz faktörü olan bir dönemdir. Ergenlik dönemi ile birlikte bireyin kişilerarası ilişkileri de gelişir, artar ve nitelik değiştirir. “Artık çocuk değildir”. Özellikle yaşıtlarıyla ilişkiler kurarak sosyal ilişki kurma becerileri geliştirir. İlişki başlatma, sürdürme ve gerektiğinde bitirme becerileri bu dönemde edinilir. Her ne kadar karşı cinsle ilişki yoğunlukta ise de ilişki kurma becerileri her iki cinsten arkadaşlar için geçerlidir. Yazının tamamını oku »

video_klip.jpgKitle iletişim araçlarının özellikle de televizyonun insan üzerindeki etkisi hiç kimse tarafından yadsınamaz. Televizyon bugün Türkiye’de pekçok ulusal yayın kanalı ile evlerimizin tamamında baş köşedeki yerini almıştır ve yine insanların çoğunluğu tarafından daha çok boş zamanları değerlendirme aracı olarak kullanılmaktadır. Bu kadar yakın ve sık temas edilen bir aracın insanları etkilemesi, bu etkinin olumlu olabileceği gibi olumsuz da olabileceği konusunda tüm bilim çevreleri konsensüs içerisindedir. Kitle iletişim araçlarının etkileri konusunda olumlu ya da olumsuz görüş bildirenlerin üzerinde birleştiği nokta ise, bu araçların kesin bir etkisinin olduğu yönündedir. Yazının tamamını oku »

fatihk.jpgHayatı bilgisiz yönetmek, sorunları çözümlemek mümkün değildir. Bilgili, tecrubeli, egitimli ve yeterince donanımlı olamazsak hayat bizi yönetir, sorunlar bizi yönetir, bunun sonucu faturası çok ağır olabilir. Hayat içinde kendimizi desteklememiz, donanımımızı geliştirmemiz gerekiyor.  Eğitim kurumlarında alınan eğitimle dışarıya çıkıp hayata atıldığımızda karşılaşacağımız durumlar aynı olmayabilir. Kendimizi sürekli yenileyip adapte olmamız gerekir. Mesela anne baba olduk, bununla ilgili bir eğitim veren kurum var mı? Çok az sayıda var fakat her kesim bundan yararlanamıyor. Eğitimli olan anne babalar, bunun ihtiyacını hisseden insanlar bu eğitimden faydalanıyorlar. Yazının tamamını oku »

ergen1.jpg1900′lü yıllarda bilim adamları ergenliğe ilişkin görüşlerini kişilik kuramları içinde açıklama çabasına girişmişlerdir. Söz konusu kuramların ergenliğe ilişkin görüşlerini özet olarak kısaca değerlendirecek olursak:  G. Stanley Hall’ın Kuramı: Hall, ergenlik dönemini, insanlığın vahşilik ve uygarlık arası evresinin bir özümsemesi olarak görmektedir. Ona göre ergenlik insan evrimindeki ilkellikten uygarlığa geçişi simgelemektedir. Bu nedenle ergenlik çocuklukla yetişkinlik arasında çok önemli bir geçiş dönemi olarak görülmüştür. Ergenlik çağındaki bir genç basit ve temel içgüdüler tarafından bir yöne çekilmekte, öbür yandan yaşamında ilk kez toplumun diğer önemli kurumlarının farkına varmaktadır. Hall’a göre ergen bu dönemde içinde yaşadığı kültürün bir parçası haline gelerek kültür içinde kendi konumunu algılamaya başlayabilir. Yazının tamamını oku »


© 2008 Tema Tasarım Just Skins | Yönetim