adderall online

oke.jpgDown sendromlu kızı Nazlı ile hayatının anlamının değiştiğini söyleyen Prof. Dr. Mim Kemal Öke,20 yıldır onun eğitimi için çabalıyor. Nazlı’nın kendisini de eğittiğini ifade eden Öke, şimdi kızıyla birlikte konferanslar veriyor. Nazlı, yüzmeye gidiyor, konferanslarda babasıyla davullarıyla ritim performansı sergiliyor. Nazlı üstelik iyi bir fasıl ustası… Bilim adamı kimliğinin yanı sıra yaptığı televizyon programlarıyla bir dönem adından sıkça söz ettiren Prof. Dr. Mim Kemal Öke’nin yaklaşık 20 yıl süren sessizliğinin ardında filmlere konu olabilecek bir hayat hikâyesi yatıyor. Down sendromlu kızı Nazlı’nın eğitimi için yaklaşık 20 yıldır eve kapanan ünlü tarih profesörü Öke’nin, down sendromuyla ilgili kendini geliştirdiği ve müstear bir isimle “47. Kromozom” isimli bir kitap yazdığı ortaya çıktı. Yazının tamamını oku »

ttr.jpgDünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından bir rehabilitasyon yaklaşımı olarak ortaya konan Toplum Temelli Rehabilitasyon (TTR), özürlü bireyleri toplumsal düzeyde ele alarak onların rehabilitasyonu, sosyal uyumu ve fırsat eşitliğini sağlayan bir stratejidir. Özürlü bireylerin, ailelerinin ve sivil toplum örgütlerinin ortak çabasını gerektirdiği gibi uygun sağlık, eğitim, mesleki ve sosyal hizmet alt yapısını kurmayı amaçlar. TTR; toplumda temel hizmetlere ulaşmakta güçlük çeken bireylere ulaşmanın alternatifi veya tamamlayıcısı olan multi-disipliner ve multi-sektörel bir yaklaşımdır. Özürlü bireylerin toplumda eşit haklardan yararlanması için, mevcut kaynakların harekete geçirilmesini, çevre ve toplumun özürlü bireylerin yaşamasına uygun şekilde düzenlenmesini sağlar. Özürlü bireyleri topluma kazandırarak aileleri ile birlikte yaşam kalitelerini arttırmayı ve toplumda davranış değişikliği oluşturmayı hedeflemektedir. Sosyal bir modele dayanan ve daha fazla özürlü kitlesine ulaşabilen TTR’nun ana amacı, bireylerin entegrasyonu ve bağımsızlaştırılmasıdır. Yazının tamamını oku »

engelli.jpgSosyal hizmet uzmanı ve engelli arasındaki iletişim çok önemlidir. Bu çalışma zihinsel engelliler ve uzman arasındaki iletişim üzerine planlanmıştır. Sosyal hizmet uzmanının engelli kişi ile kurduğu her türlü mesleki ilişki iletişime dayalıdır. Uzmanın kurduğu ilişki ise onun engelliye nasıl baktığına göre değişmektedir. Bu nedenle çalışmanın ilk başında engellilikle ilgili olarak teorik yaklaşım ve engellilik tanımları üzerinde kısaca durulacaktır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise sosyal hizmet uzmanı ve engellinin etkileşimi ele alınacaktır. Son bölümde, zihinsel engelli ile iletişimde oyunun önemi üzerinde durulacaktır. Yazının tamamını oku »

engel_sahip.jpgModernizm ve neoliberal anlayışın hâkim olduğu toplumlarda medyanın da etkisiyle sağlıklı, genç, güzel ve başarılı olmak yüceltilmekte, bu yüceltmenin gizli kurbanları da bu özellikleri taşımayanlar olmaktadır. Modernitenin “ürettiğin ve tükettiğin kadar değerlisin” anlayışı genç ve sağlıklı olmayı kutsamaktadır. Bu anlayış nedeniyle özürlü, yaşlı ya da hasta olmak toplumun dışına itilme riskini de beraberinde getirmektedir. Ömür boyu özrü ya da kronik hastalığı ile yaşamak zorunda kalan bireyler için modern yaşam hayatı kolaylaştırmakla birlikte, bazen acı verici de olabilmektedir. Sosyal yaşamda gerekli düzenlemelerin yapılamaması ve tedbirlerin alınamaması nedeniyle dışlanma ve etiketlenme durumu yaşayan özürlüler, toplumdan izole olmaktadırlar. Toplum dışına itilmenin temel bir nedeni de; özrün, hastalığın ya da yaşlılığın modern insana ölümü ve acizliği hatırlatıyor olmasıdır. Yazının tamamını oku »

engelmi.jpgYaşamın doğal sürecinde, evlenme ve çocuk sahibi olma bireyleri mutlu kılan önemli olaylar içerisinde yer alır. Her anne babanın istediği sağlıklı bir çocuğa sahip olmaktır. Ailede ilk olarak karı koca ilişkisinden oluşan basit bir etkileşim ağı oluşur. Çocuğun dünyaya gelişi, bu ilişki ağının farklı bir yönünü ortaya çıkarır. Böylece hem konumlarında hem de rollerde değişimler gösterir. Yazının tamamını oku »

otizm.jpgOtizm hastalığında kalıtsal faktörler önemli bir rol oynamaktadır. İnsan genleri, çevresel faktörler ve beslenmeden etkilenebilmektedir. Genler bu faktörlere bağlı olarak kapanabilmekte veya açılabilmektedir. Bu durumda genlere sahip olma özelliği aslında oldukça yaygındır ve toplumun yaklaşık %60′ında mevcuttur. Bu nedenle de otizme yatkın olarak doğan çocuklar bağışıklık sistemlerinde yetersizlik, hormonal bozukluk, alerji, sindirim sistemlerinde bozukluklar ve buna bağlı beslenme yetersizlikleri ile dünyaya gelmektedirler. Aynı gerekçelerle bu çocuklarda astım, epilepsi, kalp-damar hastalıkları, kemik erimesi, şeker hastalığı ve çeşitli kanserlere yakalanma olasılığı da yükselmektedir. Yazının tamamını oku »

engelli3.jpgMümkün olsa, her dostumu buraya mutluluk stajına çağırırdım. Yaklaşık bir aydır el bebek gül bebek hazırladığımız Rehabilitasyon Merkezi’nde, hayatın saklı yüzünü, gölgede bekleyen sürprizlerini okuyorum. Burada küçücük sevinçlerin, minicik başarıların ne kadar da büyük olduğunu öğreniyorum. Mutlu olmayı unutanların, hatırlayacağı o kadar mutluluk var ki! Sevinmeyi büyük şeylere bağlayanların keşfedeceği o kadar sahici sevinçler var ki!. Kendimce bir “Engelli Günlüğü” tutmaya karar verdim. Bu günlüğün kahramanlarını, aileleri izin verdiği ölçüde, fotoğraflıyorum da. Tanıyın istiyorum o kalbi büyük kalıbı küçük kahramanları. Bir de onların annelerini, babalarını, utangaç kardeşlerini, mahzun ağabeylerini, eli koynunda ablalarını iyi bilin. Yazının tamamını oku »

mehmet-aysoy_kitap2.jpgTC Özürlüler İdaresi Başkanlığı Eski Başkanı Dr. Mehmet Aysoy, Özürlüler Politikalarının gerçek yüzünü anlatan “Hayatı Paylaşmak İçin “ENGEL ÇOK” adlı bir kitap yayınladı.   Mehmet Aysoy kitabı hakkında şunları söyledi: Avrupa Birliği Sürecinde Özürlüler Politikası (Aralık, 2004) yayımlandıktan sonra Temmuz 2005′te 5378 sayılı Özürlüler Kanunu ve 2006 yılı ortalarında da ilgili yönetmeliklerin tümü yürürlüğe girdi. Bundan böyle AB konseptinde bir ayrımcılıkla mücadele mevzuatı ve ülkemizde ilk defa belli bir kesime yönelik hak temelli bir sosyal politika aracına sahip olduk. Bu çalışma, Özürlüler Kanunu ekseninde hem özürlülük, hem de sosyal yapının çözümlenmesini içermektedir. Çalışmanın hacmi ekler sebebiyle olması gerekenden daha büyük olmuştur ancak bunun sebebi okuyucuya özürlüler adına var olma mevzuatın nasıl özürlüler aleyhine birer araca dönüştüğünün göstergesi olması nedeniyledir. İkinci olarak özürlüler mevzuatı bu alanda bir dilin oluşmasını da belirlemiştir. Bu nedenle çalışmanın sonuna Prof. Dr. Ali Seyyar’ın “Bakım Terimleri Sözlüğü”nden yararlanılarak bir sözlük eklenmiştir. Yazının tamamını oku »

ozurlu.jpgEngelliler yaşadıkları toplumlarda birçok olumsuz tutum ve davranışla karşılaşabilmekte, ülkelerin gelişmişlik düzeyleri farklılıklar gösterse de toplumların engellilere karşı tutum ve davranışları benzerlikler göstermektedir. Ekonomik ve sosyal yapı bozuklukları, toplumların bilgi eksikliği, yetersizliği, aldırmazlığı, yanlış yaklaşımları, olumsuz tutumları, ayrımcılık ve fiziksel çevre şartlarının yetersizliği özürlülerin sıklıkla karşılaştığı engellerdir. Özürlülerin toplumlarda karşılaştıkları en önemli engellerden biri de onların üretici bireyler haline gelmelerini engelleyen tutumlardır. Engellileri toplumun dışına iten, onları üretici yerine tüketici yapan, sosyal bütünleşmelerini engelleyen en önemli sorun ise özürlü ayrımcılığıdır. Özürlü ayrımcılığının ortadan kaldırılabilmesi için başta engelliler olmak üzere toplumun tüm kesiminin çabası gereklidir.

Yazının tamamını oku »


© 2008 Tema Tasarım Just Skins | Yönetim