adderall online

ierdem.jpgİnsan davranışını anlamaya ve açıklamaya çalışan disiplinler genellikle insanın ve toplumun hastalıklı, sorunlu ve yetersiz yönleri üzerinde daha çok durmuşlardır. Medikal yaklaşım olarak adlandırılan bu bakış açısı günümüzde varlığını sürdürmeye devam etmektedir. Ruhsal bozuklukların ve hastalıkların teşhis ve tasnifinde kullanılan uluslararası ölçütler de insanda yanlış olanı bulmaya yönelik düzenlenmiş olup “insanda doğru olan nedir?” sorusuna yer vermemiştir. Sosyal hizmet disiplini de bireyin sosyal işlevsizlikleri üzerine yoğunlaşarak iyileştirme çabalarına ağırlık vermiştir. Matematiksel ifadeyle; hayat doğrusu üzerinde negatif yönde olan insanı nötrleştirmek için hizmet modelleri sunmuş ve bunda da kısmen başarılı olmuştur. Ancak insan manevi boyutu olan bir varlık olduğu için bu boyutu güçlendirilmeden uzun süre nötr kalarak yaşaması mümkün değildir. Bu nedenle insanın temel erdem ve güçlerinin desteklenmesi ve geliştirilmesi gerekmektedir. Bu çalışmanın temelini sosyal hizmet uygulamalarında insani erdemlerin nasıl ele alınması gerektiği konusu oluşturmaktadır. Affedicilik, yardımseverlik, şükür ve alçakgönüllülük gibi dört temel erdemin insanın sosyal işlevselliği üzerindeki etkisi değerlendirilmektedir.

Yazının tamamını oku »

ds-adalet.jpgCeza adalet sistemi içinde uygulanan denetimli serbestlik faaliyetleri ağırlıklı olarak yetişkin hükümlülere hizmet vermek üzere kurgulanmıştır. Denetimli serbestlik uygulamasına tabi tutulan çocuk sayısı her geçen gün artsa da, 2015 yılı itibariyle denetimli serbestlikten yararlanan kişilerin sadece %5’i çocuklardan oluşmaktadır. Bu nedenle denetimli serbestlik hizmetleri kapsamında çocuklara yönelik uygulamalar, yetişkinlere hizmet veren sistemden çocukların yararlandırılması şeklinde yürütülmektedir. Ancak çocuklar kendine özgü gelişim özellikleri nedeniyle yetişkinlerden ayrı değerlendirilmesi gereken ve özel gereksinimleri olan bir gruptur. Çocukları yetişkinlerin küçük bir modeli olarak algılama hatası sonucu çocuklar için yapılan uygulamalarda çevresi içinde birey anlayışı doğrultusunda ön değerlendirme yapılmadan, çocuk ve ailenin katılımı sağlanmadan uygulanan programların başarılı olması mümkün görülmemektedir.

Yazının tamamını oku »

osmanli-dulhane.jpg

Ondokuzuncu yüzyıl Osmanlı devleti için askerî, siyasî, ekonomik ve sosyal açıdan önemli gelişmelerin olduğu bir dönemi ifade eder. XIX. yüzyılın ikinci yarısında Balkanlar’dan ve Kırım’dan gerçekleşmeye başlayan kitlesel göçler bu gelişmelerin en önemlilerinden birisidir. Şehirlere akın eden göçmenler önemli sorunlara yol açmış, devlet bu durum karşısında birtakım tedbirler almak zorunda kalmıştır. Ancak, göçlerin özellikle 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşının ardından daha da artarak devam etmesi sorunları içinden çıkılmaz hale getirmiştir. Her ne kadar Osmanlı devleti, gerekli tedbirleri alarak göçmenlerin önemli bir kısmını imparatorluğun çeşitli vilayetlerine yerleştirmişse de, savaşı takip eden yıllarda yine de İstanbul’da büyük sosyal sorunlar ortaya çıkmıştır. İşte bu sorunları çözmek üzere İstanbul’da yeni sosyal yardım kurumları açılmıştır. Bu kurumların en önemlilerinden birisi de Dulhane’dir.

Yazının tamamını oku »


© 2008 Tema Tasarım Just Skins | Yönetim