isitme22.jpgHer 1000 yeni doğan bebekten yaklaşık 1-3’ü çeşitli tiplerde işitme kaybı göstermektedir. Çocuklarda konuşma edinim yaşının yaşamın ilk 3 yılında şekillendiği düşünülürse erken dönemdeki işitme kaybı tespitinin önemi anlaşılır.

Bebeklerde işitme kaybının erken tanı ve tedavisi için her bebeğe yeni doğan işitme taraması yapılması gereklidir. Yeni doğan işitme taramasında sıklıkla kullanılan iki yöntem ABR ve Otoakustik emisyon testidir. Taramalarda bu yöntemler ayrı ayrı veya bir arada kullanılabilir. OAE testi hızlı ve kolay uygulanabilmesi açısından yeni doğan işitme taramasında tercih nedenidir.

OTOAKUSTİK EMİSYON TESTİ NEDİR?

1978 yılında David Kemp tarafından geliştirilen uyarılmış otoakustik emisyon cihazı ses uyarısına karşı kokleanın oluşturduğu ses dalgalarını dış kulak kanalına yerleştirilen minyatür bir mikrofon ve buna bağlı mikrobilgisayar ile kaydeder. Yeni doğan bebeklerin birçoğunda OAE tarama testinin ilk uygulamasında sonuç alınamayabilir. Bu durumda testin tekrarı gerekir. Otoakustik emisyon testi işitme kaybını ve derecesini göstermez sadece kokleanın fonksiyonel olup olmadığını gösterir.

Kaydı ve yorumlanması kolay olan otoakustik emisyon testi işitme taramasında en yaygın kullanılan testtir. Ülkemizde özellikle büyük şehirlerde bazı hastanelerde yeni doğan işitme taraması uygulanmaktadır. Diğer yandan Başbakanlık Özürlüler İdaresi ile Sağlık Bakanlığı tarafından yeni doğan işitme taramasının rutin hale getirilmesi için çalışmalar yapılmaktadır.

OAE TESTİNİN ÖNEMİ

Çocuklarda işitme kaybı hangi dönemde fark edilirse edilsin konuşmanın kazanımı ve kaybedilmemesi için yapılacaklar çok önemlidir. Bebeklik döneminde oluşan bir işitme kaybı konuşma gelişimini olumsuz etkileyecektir. Bu nedenle derecesi ne olursa olsun bebeklerde işitme kaybının erken tanısı için her bebeğe yenidoğan işitme taraması yapılması gereklidir.

OAE TESTİ HANGİ DURUMLARDA GEREKLİDİR?

Konuşmayan, tepkisiz görünen, sese yönelimi olmayan çocukların uzman ve hekimlere başvuruları ertelenmemelidir. Çocuktaki işitme kaybının erken yaşta fark edilebilmesi için ailelerin bilgilendirilmesi gereklidir.

İŞİTME KAYBI TANISI

Yeni doğan işitme taraması ve sonrasında yapılan ABR testi sonucunda işitme kaybı tanısı konmuş bebeklerin bu durumu kabullenmeleri ve bununla baş edebilmeleri için psiko-sosyal destek sağlanmalıdır. Genellikle ailelerin böyle bir durum karşısında yaşadıkları ilk tepki şoktur. Dikkat edilmesi gereken bir diğer konuda işitme kaybı engelini aileye anlatan kişinin kim olduğu ve bunun nasıl aktarıldığıdır. Ailelerin içinde bulunduğu durum, sosyal hizmet uzmanı denetiminde ve aile terapisi formatında görüşmeler yapılarak aktarılmalı ve bundan sonra yapılacaklar için aile bilgilendirilmelidir.

Ailenin yaşadığı duygusal tepkiler normale döndükten sonra ailelerle birlikte bebeğin geleceği ile ilgili planlar yapılmalıdır. Aileler; bebeklerinin motor, mental, lingustik ve diğer gelişim basamaklarının normal seyrine yaklaştırmak için işitme cihazı ve özel eğitim konusunda bilgilendirilmelidir.

İşitme kayıplı çocuğun değerlendirmesinde işitme kaybı ile birlikte merkezi sinir sistemi bozuklukları, zekâ geriliği, duygusal bozukluklar görülebileceğinden yapılacak değerlendirme ekip çalışmasını gerektirmektedir.

Bu ekipte;

  • Kbb uzmanı

  • Pediatrist

  • Nörolog

  • Odyolog

  • Sosyal Hizmet Uzmanı

  • Psikolog

  • Özel eğitimci mutlaka bulunmalıdır.

AİLELER NE YAŞAR?

İşitme engelli bir çocuğa sahip olma gerçeği ile karşı karşıya kalan aileler;

  • Şok

  • İnkâr

  • Depresyon

  • Karmaşa

  • Kızgınlık

  • Utanma

  • Pazarlık

  • Kabullenme

  • Uyum süreçlerinden geçerler.

Bu süreçlerden birinden diğerine geçişte sıralama yoktur. Aile bir basamaktan diğerine geçerken geriye dönüşler yaşayabilir, bir basamakta kalıp takılabilir veya basamakları hızlıca aşabilir. Ancak bu basamakların birinde kalıp, kabullenme ve uyum süreçlerini yaşayamazsa ailenin çocukla ilgili sağlıklı kararlar vermesi, içsel huzuru yaşamaları, çevreyle bütünleşmeleri zorlaşır. Böyle bir durumda öncelikle ailenin psikolojik sağlığının desteklenmesi gerekir.

İşitme kaybı teşhis edildikten sonra tedavideki en önemli aşamalardan biri ailelerin çocuğun ileriki yaşlarında işitme cihazı kullanacak olmasını kabul etmelerini sağlamaktır. Bir diğer aşama da; çocuğun işitme cihazı kullanır hale gelmesine yardımcı olmaktır. Erken yaşta işitme cihazı ile rehabilite edilen çocuklarının psiko-sosyal gelişimlerinin hızlandığı tespit edilmiştir. İşitme kaybı tanısı konulmuş bebeklerin en erken işitme cihazı kullanma yaş aralığı 6 – 10 ay arasıdır.

İŞİTME KAYIPLI ÇOCUK İÇİN NE YAPMALI?

Birçok aile çocuğun işitme engelli olmasından dolayı uzun süre üzüntü ve çaresizlik yaşar. Önemli olan aileyi çocuğun eğitim ve gelişimi için gerekli uzmanların varlığından haberdar etmek ve çocuğun gereken desteği alması için aileyi harekete geçirmektir.

İşitme kaybı olan çocuk ve ailesi için yol haritası niteliğinde yapılması gerekenler şöyledir.

1. İşitme kaybının erken teşhisi ve erken tedavisi,

2. Ailelerin oryantasyonu için aile terapisi,

3. İşitme kayıplı bebek ve çocuklara erken yaşta işitme cihazı kullandırılması,

4. İşitme kayıplı birey ve ailenin hayat boyu eğitimi.

AİLELER VE ÖZEL EĞİTİM

İşitme kaybı ve uygun cihaz seçiminden hemen sonra özel eğitime başlanmalıdır. Uzmanlar tarafından verilen erken eğitim çocuğun dinleme becerilerini geliştirecek ve daha rahat iletişim kurmasını sağlayacaktır.

Özel eğitim aile ve çocuk için güç ve yorucu bir süreçtir. Aynı zamanda işitme kayıplı çocuğa sahip olan ailenin maddi ve manevi olarak yıpranması söz konusudur. İşitme engelli birey ve aileyi etkileyen en önemli süreçlerden biri de ÖZEL EĞİTİME başlanmasıdır. Özel eğitime erken başlanması tedavinin gelişiminde de önemli rol oynamaktadır. Mesela işitme kaybı tespit edilen 3 yaşındaki ve 10 aylık olan iki çocuğa eş zamanda özel eğitime başlandığında, 10 aylık olan çocuğun normal gelişim gösteren akranlarıyla aynı parametreler gösterebileceği tespit edilmiştir.

Özel eğitim ile birlikte okulöncesi eğitim (kreş, anaokulu) kaynaştırma eğitim(normal ilköğretim sınıflarında) programına alınmalıdır. Bu eğitim sürecinde okul ve aile işbirliği içinde olmalıdır.

ÖZEL EĞİTİMİN FAYDALARI

Tüm dünyada yapılan araştırmalar gösteriyor ki erken tanı sonrasında özel eğitime başlanmış çocuklarda;

  • Sosyal

  • Emosyonel

  • Linguistik

  • Akademik

  • Kavramsal gelişim basamaklarında ilerlemeler kaydedilmiş normal akranları seviyesine gelebilmiştir.

SONUÇ:

Dil gelişim temellerinin hayatın ilk 3 yılında tamamlandığı düşünülürse erken eğitimin önemi daha iyi anlaşılır. İşitme kaybı tanısı ne kadar erken konulup, eğitime ne kadar erken başlanırsa konuşma gelişimi o derece normale yakın olabilecektir.

Aileye verilecek psiko-sosyal destek erken müdahale ve erken eğitimde başarının önemli bir faktörüdür.

Özlem AKSARAY / Odyolog  &  Vahdi ÇOBAN / Sosyal Hizmet Uzmanı / Cerrahpaşa Tıp Fakültesi