cancer.jpgKanser adının anılması bile çoğu insanın tüylerini ürpertir. Geçmiş yıllarda çoğu zaman ölümle eş değerde tutulan kanser hastalığının tedavisinde yaşanan gelişmeler, kanseri yenen ünlülerin medyadaki haberleri ve erken teşhisin öneminin anlaşılması ile günümüzde tedavisine daha umutla bakılan zorlu ve uzun bir mücadele olarak algılanmaya başlandı. Bu uzun mücadele insanı biyolojik olduğu kadar psikolojik ve sosyal yönden de etkileyen süreçleri içermektedir. Bu nedenle tam bir iyilik halinin sağlanabilmesi için hasta biyolojik olarak tedavi edilirken uzman kişiler tarafından psikolojik ve sosyal yönden de desteklenmeli ve gereken tedavi verilmelidir.

Sosyal yönden baktığımızda kanser olan birey  toplumdaki ve ailedeki rol ve görevlerini uzun bir süre tam anlamıyla yerine getirememektedir. Bu durumda zorunlu olarak ailede ortaya çıkan rol değişikleri, hastanın işlevlerini üstlenme, çalışamayan kişi ile azalan gelir kaynakları ve bununla beraber zincirleme gelişen bir takım sıkıntıların yaşanması kaçınılmaz olmaktadır. 

Diğer taraftan ülkemizde  bu hastalığın tedavisinin her yerde yapılıyor olmayışı sağlık göçüne ve ailelerin düzenlerinin tamamıyla değişmesine ve hatta ailenin parçalanmasına sebep olmaktadır. Çoğu zaman hasta olan birey ve ona refakat edecek aile üyesi tedavi imkânının olduğu şehre göç etmekte diğer aile üyeleri yetişkinse aynı şehirde kalmaya devam etmekte kendine bakamayacak durumda olanlar yani çocuklar ise eş dost akraba yanına gönderilmekte ve aile iki üç parçaya ayrılmaktadır. Buda aile üyelerinin eğitim ve iş hayatını olumsuz etkilemektedir. 

Tedavi için hiç tanımadığı bir şehre gelen birey ve yakını için zorlu bir hastalıkla mücadelenin yanı sıra hayat şartlarıyla mücadele de söz konusu olmaktadır. Yabancı bir şehirde hastasına refakat edecek olan yakını için barınma, yeme, içme gibi temel ihtiyaçlarını karşılayacak bir yer zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Maddi imkânı yeterli olan hasta yakınları geçici bir ev kiralayarak bu dönemi geçirebilmektedirler. Ancak maddi yönden yetersiz hasta yakınları hastane bahçelerinde ya da koridorlarında aylarca yatıp kalkarak yaşamaktadırlar.

Bütün bu olumsuzluklar zaten hastalık tanısı ile beraber kriz ortamının hâkim olduğu aile kurumunun daha da sarsılmasına sebep olabilmektedir. Kanser olan aile bireyi ve tedavi ekibi aileden duygusal destek ve sevgi beklentisi içindeyken aile sosyal psikolojik ekonomik bir sürü çatışmanın ve çıkmazın içinde mücadele vermektedir. Çoğu zaman yaşanan bu sıkıntıların hasta da farkında olmakta bu da tedavi sürecine olumsuz yansımaktadır.

Burada hastalık öncesi aile ortamının oldukça büyük önemi vardır. Aralarında açık iletişimin olduğu sosyo-ekonomik düzeyi yüksek daha az sorunlu ve birbirlerine daha yakın aileler bu sıkıntıları daha kolay aşabilmektedirler. Ailelerin bu süreçte yaşanan sıkıntılarla sağlıklı bir şekilde baş edebilmeleri için stres yaratan bu faktörlerin bilinip azaltılması, aileye danışmanlık ve psiko-sosyal destek hizmetleri sunulması, olumsuz tutumların ortadan kaldırılması önemli ve gereklidir.

Filiz Demir Saka. Sosyal Hizmet Uzmanı. İstanbul Üniversitesi İç Hastalıkları A.B.D. Yoğun Kemoterapi ve Transplantasyon Ünitesi.