cimen.jpgBahar aylarının verimli topraklarının içinde iki tohum yan yana yatıyorlardı. Tohumlardan biri diğerine: “Ben büyümek istiyorum!”dedi, “köklerimi altımdaki toprağın derinlerine ve filizimi yeryüzüne göndermek istiyorum. Güneşin sıcağını yüzümde, sabahın tatlı dokunuşlarını yapraklarımda hissetmek istiyorum!”dedi ve büyümeye başladı. İkinci tohum ise, “Ben korkuyorum” dedi, “Köklerimi altımda yatan toprağın derinliklerine gönderirsem, karanlıkta beni neyin beklediğini bilmem. Üstümdeki toprağı zorlayıp yeryüzüne çıkmaya çalışsam, filizlerim zarar görebilir. Hem tomurcuklarım açmaya başladığında üzerlerinde salyangozlar gezip, onları yemeye kalkarsa? Ya tomurcuklarım açılıp, çiçeğe dönüştüklerinde küçük bir çocuk beni koparıverirse? Yo, hayır. En iyisi burada kalıp beklemek. Büyümek için belki daha güvenli bir zaman bulabilirim” diyerek beklemeye başladı. O sırada yumuşamış olan bahar toprağını eşeleyen bir tavuk, buldu tohumu ve bir lokmada yutuverdi onu.

“Riskleri göze almaktan ve büyümekten korkanları yaşam bir anda yutuveriyor.” “Patty Hansen”

“Risk kelimesi, eski çağlardan İtalyanca risicare kelimesinden türemiştir. Risicare ise cesaret etmek anlamına gelir. Bu bağlamda risk, bir yazgıdan ziyade bir seçimdir. Cesaretle attığımız özgür adımlar risk hikâyesinin ta kendisidir. Bu hikâye ise insanoğlunun ne olduğunun tanımıdır.” (Peter L. Bernstein)

Risk, sadece hayatın parçası olduğu için değil, ayrıca yapmaya zaman ve eğilimimiz varsa kontrol edebileceğimiz bir kaderin sorumluluğunu bize verir. (application2.ibb.gov.tr/)

Gerek kendi yaşamımızda gerekse çocuklarımızın gelişiminde karşılaştığımız ya da karşılaşma ihtimalimiz bulunan birçok risk vardır. Aslında felsefi düşündüğümüzde yaşamın kendisi başlı başına bir risktir. Yukarıda da belirtildiği gibi riskler aslında gelişime açılan kapılardır. Önemli olan karşılaşma ihtimalimiz olan riskleri tahmin ederek kendimizi yaşanması muhtemel durumlara hazırlamaktır.

Kısa bir hayali canlandırma yapalım: Her gün yaptığımız gibi işimize gitmek üzere evden çıkmaya hazırlanıyoruz. Tam kapıdan çıkarken birden beynimizde risk şimşekleri çakmaya başlar. “Ya şimdi asansördeyken elektrik kesilirse, ya kırmızı ışıkta beklerken arkamdan gelen araç beni fark etmeyip çarparsa, ya bir kapkaççı çantamı/cüzdanımı çalarsa, vs. vs.” Ne yapmalı? Evden hiç çıkmayıp beklemeli mi?  Elbette hayır dediğinizi duyar gibiyim. Dedik ya hayat başlı başına bir risktir. Hayattan zevk alan kişiler riskleri yönetmeyi beceren kişilerdir. Sizce Everest Dağı’nın zirvesine tırmanmak riskli midir? Elbette risklidir diyorsunuz değil mi. Peki Everest Dağı’nın zirvesine çıkmayı başaran var mı? Elbette var. Tabiiki başaramayanlar da var.  Başarabilenler riskleri ön görüp kendisini hazırlayan ancak cesaret edenlerdir.

Çocuklarımızın her gelişim döneminde riskler elbette olacaktır. Eğer biz ebeveynler, riskleri tanır ona göre hazırlık yaparsak, çocuklarımızı hayat dağının zirvesine çıkmalarını sağlayabiliriz. Bilgi, sevgi, cesaret, güven yol göstericimiz olacaktır bize. Çocuklarımız içinde bulundukları gelişim dönemlerinde risk alma davranışlarını gösterirler. Bu durum da oldukça normaldir. Peki, neden risk alma davranışları sergilerler?

Çünkü:

-Kendi hayatlarını kontrol etme arzuları vardır.

-Yetişkin otoritesine ve geleneksel topluma direnme arzuları vardır.

-Kaygı, gerilim, yetersizlik ve başarısızlıkla baş etme yolu olarak kullanma arzuları vardır.

-Akran gruplarına daha çok kabul edilme arzuları vardır.

-Kendi kimliğini doğrulama arzuları vardır.

-Kendini kanıtlama arzuları vardır.

-Meraklarını giderme arzuları vardır. (7-19 Aile Eğitim Programı 5.modül)

Kendi yaşamımızı gözden geçirdiğimizde benzer arzuları bizlerin de yaşadığımızı fark ederiz. Eğer sevilmiş, güvenilmiş ve cesaretlendirilmiş isek birçok riski mat etmişizdir. Psiko-sosyal açıdan sağlıklı bireyler, risklerle baş etme becerisine sahip kişilerdir. Her an hepimizin ani bir durum yaşama riski var mıdır? Elbette vardır. Çocuğunuzun okul arkadaşlarından etkilenerek kötü bir alışkanlık edinme riski var mıdır? Elbette vardır. Peki, ne yapmalı oğlumuzu/kızımızı okula göndermeyip evde özel ders mi aldırsak yoksa onunla birlikte biz de her derse birlikte mi katılsak yoksa onun için bir güvenlik görevlisi mi tutsak. Elbette bu saydıklarım mantıklı çözümler değildir. Belki de çocuğumuza sevgi, güven, cesaret üçlüsünü kazandırarak daha kolay başarırız bu işi. Ya da şunları deneyebiliriz; çocuklarımızla iletişime önem vermek, onları koşulsuz sevmek, birlikte kurallar oluşturmak (yaşına ve cinsiyetine uygun), olumlu model olmak, eğlenceye vakit ayırmak, rollerimizi iyi oynamak, arkadaşlarını ve ailelerini tanımak, çocuklarımızı ve kendimizi iyi tanımak. Çocuklarımızın boş vakitlerini, okul başarılarını, okula devam durumlarını, arkadaşlık yaptığı kişileri, ani değişiklikleri, problem çözme becerilerini izlemek.

Yaşamın her evresinde alınabilecek riskler vardır. Ergenlik döneminde alınabilecek riskler üzerinde özellikle durulmalıdır. Çünkü ergenlik döneminde alınan risklerin sonucunda bireylerin zihinsel, fiziksel, sosyal -duygusal- mesleki ve ahlaki gelişimleri önemli ölçüde etkilenebilir. Bu açıdan hem ailenin hem de çocuğun; bu dönem içerisinde alınan risklerin farkında olması ve söz konusu risklerin ne gibi olumsuz sonuçlarının olacağının bilincinde

olması son derece önemlidir.(7-19 Aile Eğitim Programı 5.modül)

Risksiz bir yaşam yoktur. Çünkü yaşamın kendisi başlı başına bir risktir. Ancak her risk de başarıya açılan bir kapıdır. Önemli olan o kapıya uygun anahtarı bulabilmektir.

Metin ÖKSÜZ / Sosyal Hizmet Uzmanı