manevi_egitim.jpgYunus, bütün dinlerin, insanlara insanlığı öğretmek için geldiğini, insanı insan etmek gayesini güttüğünü söylemiştir.

DİN EĞİTİMİNİN ÖNEMİ

Din eğitimi bireye, hayatını düzene koymak için bazı ilkeler kazandırır.

Din eğitimi insana Allah inancını öğreterek hayatının değerini ve üstünlüğünü anlatır. Ona, bedensel zevklerini ve ihtiyaçlarını gidermesi yanında ruhunun isteklerini de dikkate almasını öğretir.

Din, sosyal gruba iyi ve doğru hedefler gösterir (Ayhan, 1997).

H. Ayhan’a göre, din konularını zamanından önce ya da sonra yanlış öğretirsek, hangi yaşta olursa olsun çocuğa veya yetişkin insana iyilik yerine kötülük yapmış oluruz (Ayhan, 1997).

Sorgu çağının hemen ardından, etrafını kuşatan fizik ve sosyal çevreyi keşfetme ve tanıma arzusunda olan çocuğun önde gelen meraklarından biri de, “kim tarafından yaratıldığı”dır. Diğer meraklarda olduğu gibi, bu konuda da çocuk, cevabı öncelikle anne ve babasından bekler. Peygamberimiz, “Her kişiyle kendi anlayışına göre konuşun,” demiştir. Eğer çocuğunuzla sağlıklı bir iletişim kurmak istiyorsanız, belli zamanlarda hayata onun baktığı pencereden bakabilmelisiniz.

Allah inancı hakkında doğru ve anlaşılır bilgiler vermeye dikkat etmenin yanında, Allah’ın büyüklüğünü, çocuğun sevdiği her şeyi O’nun yarattığını, iyiliklerin ve güzelliklerin sahibi olduğunu anlatarak işe başlamak gerekecektir. Çocuk inanmakla, kendini güçlenmiş ve Allah’a yakınlaşmış hisseder (Ayhan, 1997).

Çocuk 4 yaş dolaylarında Allah hakkında fikir yürütmeye başlar. Bu yaş çocuklarının Allah tasavvuru, gelişim özelliklerine ve zihinsel kapasitelerine uygun olarak Allah’ı insana benzetme, insani vasıflarla düşünme şeklindedir. Çocuğun kafasında, güçlü ve büyük sıfatlarıyla özdeşleştirdiği ve çevresinde bu sıfatları taşıyan kişilerle somutlaşrırdığı bir Allah tasavvuru oluşur.

Nemetschek’e göre Allah, çocuklar için gerçek ve kaçınılmaz bir sığınak, dayanak ve emniyet kaynağıdır. Çaresiz ve ümitsiz kaldıklarında Allah’ı aramakta ve ona yönelmektedirler (Dodurgalı, 1998).

7-9 yaş grubu çocuklarda Allah arayışı, 10-12 yaş grubuna göre daha etkin görünmektedir (Dodurgalı, 1998). 7 yaşından itibaren çocuklar, Allah’ı kendisinin ve yakınlarının yaratıcısı çok yüce bir varlık olarak tasavvur ederken, hâlâ onun gökte olduğunu düşünürler.

Ancak 11 yaşından itibaren çocuklar, soyut bir yaklaşımla Allah’ın her zaman her yerde olduğuna inanırlar. Bu bilişsel gelişime koşut olarak, çocuğun getirdiği açıklamalarda, hiç şüphe yok ki anne ve baba modelinin rolü çok büyüktür. Anne ve baba, dini inanç, düşünce ve uygulamalarıyla öncelikle sağlıklı bir model oluşturmalıdır.

Çocuğun soruları, yukarıda belirtilen gelişim aşamaları göz önünde tutularak, basit, fakat doğru ve sade bir dille cevaplandırılmalıdır. Allah’ın esirgeyen, her şeyi yaratan ve koruyan bir yüce varlık olduğu anlatılmalı ve çocuğa Allah korkusu yerine Allah sevgisi aşılanmalıdır. Eğer çocuk Allah sevgisine ulaşan bir insan olabilirse, başta insanlar olmak üzere tüm varlıkları sevecektir. Bu sevgi ise, ona her türlü güçlüğü yenmesinde yardımcı olacaktır. İnsanları sevme ve saymanın, Allah’a yakınlaşma demek olduğu ona anlatılmalıdır.

Allah inancı gelişen çocuk, kafasındaki sorulara yanıt bulan, güven duygusu gelişmiş, dingin, huzurlu bir birey olmaya başlar. Bu nedenle özellikle 7 yaşından başlayarak din konusunda ihtiyacı olan bilgiyi vermek ve olumlu bir model oluşturmak suretiyle çocuğu desteklemek, ebeveynin başlıca görevi olmalıdır.

Allah hakkında henüz hiçbir bilgisi olmayan çocuklara, Allah’ın ceza verici ve korkutucu olduğunu telkin etmek, çok yanlış sonuçlar doğurur (Ayhan, 1997).

Bazı aileler, Allah korkusunu yanlış bir şekilde, terbiye aracı olarak kullanmakta ve bu korkuyu, “Annesinin sözünü dinlemeyeni Allah taş yapar!”, “Yemeğini yemeyeni cehennemde yakar!”, “Yalan söyleyenin dilini keser!” gibi cümlelerle çocuğun kafasına sokmaya çalışmaktadır. Bunun sonucunda, yanlış bir Allah tasavvuru oluşmakla kalmaz, aynı zamanda sürekli kendini suçlayan ve aşağılayan bu çocuğun, ruh sağlığı da bozulur.

Nitekim Mualla Öztürk, aşırı derecede gelişmiş “Allah korkusu”nun ortaya çıkardığı birtakım rahatsızlıkları ele almakta ve çocuğun zamanla yenemediği mikrop, hastalık, ölüm gibi korkularının içinde ve başında Allah korkusunun olduğunu söylemektedir (Dodurgalı, 1998).

Dodurgalı’ya göre, bu duruma meydan vermekten kaçınılmalıdır. Hatta Allah’ın çocuklar için günah yazmadığı sık sık vurgulanarak, çocuğun Allah’a yaklaşması temin edilmelidir (Dodurgalı, 1998). Kısaca, çocuğun Allah korkusu yerine Allah sevgisiyle yetişmesi gerekmektedir.

Çocuk, Allah’ın seven, koruyan, hoş gören, affeden, cezadan çok ödüllendiren bir varlık olduğunu öğrenmelidir.

Yavuzer, Haluk(2007). Çocuğu Tanımak ve Anlamak. Remzi Kitabevi. İstanbul. Sf.70.