siddet34.jpgSon günlerde özellikle medyada konuya ilişkin haberlerin artması özellikle bir çoğumuzun malumu olduğu üzere Ayşe Paşalı’nın, korunma talebiyle ilgili Cumhuriyet başsavcılığına başvurmuş olmasına rağmen, talebinin kabul edilmemesi ve akabinde 7 Aralık 2010 tarihinde boşandığı eşi tarafından bıçaklanmak suretiyle öldürülmüş olması ve daha sonra da bu tür olayların sık sık gündeme gelmesi devletin kadınları koruyamadığı, adli makamların özellikle tutuklama gibi tedbirleri almada ihmali bulunduğu algısına yol açmıştır. Aile içi şiddet kavramı, ilk kez 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun ile yasal olarak kabul edilmiştir. Kanunun kabulünden önce, genel hükümler çerçevesinde çözümlenmeye çalışılan aile içi şiddet, kanun ile çözümlenmesi gereken bir olgu olarak ele alınmıştır. 4320 sayılı Kanun ile, Medeni Kanunda belirlenen genel önlemleri yürürlükten kaldırılması ya da sınırlandırılması değil, özel bir düzenleme getirilerek, aile içi şiddetin önlenmesinde etkinlik sağlanması amaçlanmıştır.

4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanunun amacı, kanunun genel gerekçesinde de belirtildiği üzere aile içi şiddeti önlemek ve şiddete maruz kalan aile bireylerini korumaktır. Bilindiği üzere kişilerin can ve mal güvenliklerinin genel manada korunması idarenin görevidir. Özel olarak da can güvenliğinin tehlikede olduğunu tehditler aldığını iddia eden kişi idari mercilere başvurarak korunma isteyebilecektir. Bu aşamalarda adli makamların bir görevi veya sorumluluğu bulunmamaktadır. 4320  sayılı Yasa koruma kararını verme ve takibini yapma yetkisini adli makamlara vermesi yönüyle de ilktir. Ailenin korunmasına dair kanun 17/01/1998 tarihinde yürürlüğü girmiştir. iki temel ve iki yürürlük maddesinden oluşan bu Kanun ile aile bireylerinin birbirlerine karsı korunması için Medeni Kanunda düzenlenen genel tedbirlerin yanı sıra sınırlı sayıda4 birtakım tedbirler alınmasına imkan sağlanmıştır. 26/04/2007 tarihinde 5636 sayılı Yasa ile Kanunun ilk iki maddesinde önemli değişiklikler yapılarak kanunun kapsamı fiilen birlikte yasamayan bir kısım aile bireylerini de kapsayacak şekilde genişletilmiştir. 01/03/2008 tarihinde Ailenin Korunmasına Dair Kanunun Uygulanması Hakkında Yönetmelik çıkarılmıştır.

Çalışmamızda 4320 sayılı Yasa genel manada değerlendirilerek, teoride ve pratikte karşılaşılan problemlere değinilerek, çözüm önerileri getirilmeye çalışılmıştır. Yasa yönetmelikte belirtildiği şekilde hassas ve ivedi şekilde uygulandığında bir çok aile içi şiddet olayının önüne geçilebilecektir. Örneğin esine karsı şiddette bulunduğu takdirde uzun bir süre evinden ayrı kalacağını, maaşından kesinti yapılacağını gören bir koca, böyle bir şeye kalkışmadan önce iki kez düşünecektir.

Makalenin devamını pdf formatında okumak için tıklayınız… 

Kaynak: http://www.yayin.adalet.gov.tr/dergi/40.%20sayı/tamam.X04-ÖZGÜR%20BEYAZIT.MAKALE..pdf