onleme.jpgHer çocuk gelişim hızı, öğrenme biçimi, kişiliği ve ailesinden edindikleriyle birbirinden farklı özelliklere sahiptir. Çocuk, çevresiyle etkileşimi yoluyla edindiği deneyimler sonucu dış dünyayı keşfeder ve gelişir. Bu gelişimin ilk adımları ise daha bebeğin oluşumunu izleyen ilk haftalarda atılır. Mc Cain ve Mustard (2002), beyin gelişimindeki en önemli sürecin hamilelik ve yaşamın ilk yılları olduğunu; annenin bebeğini emzirirken, bebeğin hem beslendiğini hem de annesinin dokunuşunu ve sıcaklığını hissedip, onun sesini duyup gülümseyişini gördüğünü; bütün bu deneyimlerin de yaşamının ilk yıllarında bebeğin beynindeki milyonlarca sinir ağının oluşumunu ve gelişimini doğrudan etkilediğini ileri sürmektedir. Diğer taraftan yaşamın ilk yıllarında, bütün bu uyaranlardan ve anne/yetişkin desteğinden yoksun kalma, ihmal edilme veya kötü muamele görmenin ise çocukların gelişimlerinde telafisi mümkün olmayan aksaklıklar, okulda başarısızlık, sınıf tekrarı, özel eğitim gereksinimi, öğrenimine devam etmeme; yetişkinlikte ise işsizlik ve suç işleme eğilimi gibi olumsuz sonuçlara yol açtığı görülmektedir. Bu nedenle de anne adayına hamileliğinin ilk haftalarından itibaren yapılan müdahaleler sadece bebeğin gelişimini desteklemekle kalmayıp yetişkinliğini de etkileyecek derecede önem taşımaktadır (Shankoff ve Philips, 2000).

Yapılan araştırmalardan elde edilen sonuçlar, yaşamın ilk yıllarında bireye verilen desteğin, kısa vadede bireyin okul başarısı ve öğrenimini daha üst basamaklara kadar çıkarmasına, uzun dönemde ise eğitim düzeyinin yükselmesi ve gelir düzeyinin artmasına, suç işleme oranlarının azalmasına, başka bir deyişle bireyin sosyo-ekonomik düzeyinin yükselmesine ve bunun sonucu olarak da toplumsal kalkınmaya katkıda bulunduğunu göstermektedir (Campbell ve Ramey, 1994; Barnett, 1995; Lunenburg, 2000; Oden, Schweinhart ve Weikart, 2000; Reynolds, Temple, Robertson ve Mann 2001; Schweinhart, 2003; Barnett ve Hustedt, 2003; Kağıtçıbaşı, Sunar, Bekman ve Cemalcılar 2004; Ou ve Reynolds, 2004). Yaşamın tümü üzerinde bu denli etkisi olan bu erken destekten yoksun kalmak ise bireyin yaşamını her açıdan olumsuz şekilde etkilemektedir. Öyle ise nedir önleme ve erken müdahale?

Erken müdahale ve önleme, bir sorunu çözümlemekten daha ziyade çocuğa, aileye ve dolayısıyla topluma sosyal ve ekonomik yönden uzun vadede yararlı olmaya odaklanmış uygulamalardır.

Günümüzde erken müdahalenin, erken çocukluktaki deneyimlerin, sağlık ve refahın belirleyicisi olduğu, yeteneklerin geliştirilmesine olanak verdiği, toplumda eğitim düzeyi, istihdam oranları ve toplumsal üretkenliğin artması şeklinde uzun vadede olumlu sonuçlarının olduğu konusunda artan bir yaklaşım söz konusudur (Keating ve Hertzman 2000). Bu bağlamda erken müdahale, biyolojik ve çevresel olumsuzlukların etkisinin ortadan kaldırılabileceğinin ve çocuklara çok daha olumlu bir gelişme olanağı sunulabileceğinin ispatıdır (Brookes-Gunn, Berlin ve Fuligni, 2000).

Önleme ve erken müdahale, yalnızca gelişime yönelik gelecekte karşılaşılacak problemlerin önlenmesini değil aynı zamanda çocuğa kötü muamele edilmesini, duygusal ve davranışlarla ilgili problemleri, uyuşturucu madde kullanımını, suça yönelik davranışları engellemeyi; bunların yanı sıra bir çocuğun sağlıklı gelişimi için gerekli olan bütün şartların sağlanmasını da amaçlamaktadır (Keating ve Hertzman, 2000). Bu bakımdan önleme ve erken müdahalenin en önemli hedefi, risk ve koruyucu faktörler arasındaki dengeyi değiştirmektir (Hawkins, Catalano ve Arthur, 2002; NIDA 2003). Koruyucu faktörlerin etkisi risk faktörlerinin etkisinden daha önemlidir. Çünkü önleme ve erken müdahale stratejileriyle, fiziksel ve toplumsal çevrenin olumsuz etkilerini en aza indirerek çocukların ve ailelerin davranışlarını etkileme, bu yolla da koruyucu faktörlerin işler kılınmasıyla toplumsal yapının sağlamlaştırılması amaçlanmaktadır (Brooks-Gunn ve diğ., 2000).

Önleme ve erken müdahale programları incelendiğinde bunların, ev ziyaretlerine dayalı, erken çocukluk eğitimine yönelik, ailelerin ebeveynlik becerilerinin geliştirilmesini ve çocuğun gelişimi hakkında bilgilendirilmesini amaçlayan; okula hazırlamaya yönelik sivil toplulukların geliştirdiği ve birden çok amaca hizmet eden programlar olmak üzere farklı amaçlarla geliştirilen programlar olduğu görülmektedir. Bu programlardan ev ziyaretlerine dayalı olanlar çoğunlukla ve öncelikli olarak da korunmasız anneleri hedeflemektedir.

Programlar anneye sosyal destek sağlama, aileyi çocuk gelişimi, bebeğin gelişiminde ilk yılların ve aile desteğinin önemi konusunda bilgilendirme, ebeveynlik becerilerini geliştirme, çocuk disiplini konusunda stratejiler öğretilmesi, ebeveynlerin problem çözme becerilerini geliştirme, ebeveynlere eğitim ve iş olanakları sağlama ve annelere rehberlik yapmaya yönelik pek çok amaçla yürütülmektedir (Gomby, Culross ve Behrman, 1999). Bu yolla aileler, iş saatleri dışındaki zamanlarda evlerinde ziyaret edilerek eğitilmektedir. Bu şekilde öncelikle çocuğun gelişiminin desteklenmesi, aile içi ilişkilerin iyileştirilmesi ve aile bireyleri arasındaki bağların güçlendirilmesine çalışılmaktadır (Sweet ve Appelbaum, 2004). Ev ziyaretlerine dayalı programlarda, programların amaçları, programı uygulayanların özellikleri, ailenin sosyoekonomik düzeyi ve ebeveynlerin yaşı programın etkililiğini belirleyen faktörler olarak değerlendirilmektedir.

Bu çalışmayla da günümüze kadar uygulanan ve halen uygulanmakta olan ev ziyaretine dayalı erken müdahale programlarından özellikle de sosyoekonomik açıdan risk grubunda olan aileler ve çocuklarına uygulanan programlar ve bu programların etkileri değerlendirilerek ülkemizdeki erken çocukluk eğitimi uygulamalarına yönelik öneriler getirilecektir.

Dr. Hülya Kartal / Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi.

Makalenin devamını okumak için tıklayınız…