dinpsiko.jpgMarmara Üniversitesi Din Psikolojisi alanında öğretim üyesi olarak görev yapan Ali Ayten çağdaş psikoloji ekolleri ile dini düşünce arasındaki ilişkiler üzerine araştırma ve incelemelerde bulunmaktadır. Yazar, 2006 yılında “Psikoloji ve Din: Psikologların Din ve Tanrı Görüşleri” adlı eseriyle psikoloji tarihinde ekollerin oluşmasına öncülük etmiş bilim adamlarının dine ve maneviyata bakış açılarını ele almıştır. 10 yıldır bu konularda akademik çalışmalar yürüten Ali Ayten “Din Psikolojisi: Dine ve Maneviyata Psikolojik Yaklaşımlar” adlı kitabında modern psikolojinin hangi tarihsel süreçlerden geçerek günümüzün anlayışına ulaştığını özgün tespitleriyle ortaya koymaktadır. Yedi bölümden oluşan kitapta din psikolojisinin tarihsel gelişim serüveni Robert A. Emmons ve Raymond F. Paloutzian’ın kaleme aldığı “Din Psikolojisi: Dün, Bugün ve Yarın” adlı makalenin tercümesiyle anlatılmaktadır.

İkinci bölümde Robert W. Crapps’ın “Psikanaliz ve Din: Freud, Jung, Fromm ve Erikson’un Görüşleri” adlı makalesiyle psikolojinin ana akımlarından olan psikanaliz ve din ilişkisi ele alınmaktadır. Yazar Ali Ayten “Arap Ülkelerinde İslamî Psikoloji ve Din Psikolojisi Çalışmaları” adlı üçüncü bölümde 2010 yılında Din Psikolojisi Kongresinde sunduğu sözel bildiriye yer vermiştir. Bu bölümde İslam Ülkelerinde yapılan çalışmalar istatistiki verilere dayalı olarak ele alınmıştır.

 “Transpersonel Psikoloji Nedir Ne Değildir” adlı dördüncü bölüm bana göre kitabın en özgün ve dikkate alınması gereken bir bölümüdür. Yazar bu bölümde psikoloji tarihinde dördüncü güç olarak isminden sıkça bahsedilmeye başlanan Transpersonel Psikoloji’yi modern psikologların bakış açılarıyla anlatmaktadır. Özellikle din psikolojisi, manevi bakım, pastoral psikoloji alanındaki çalışmalar yön verecek olan transpersonel yaklaşımın insana ve topluma bakışı vurgulanmıştır. Çünkü biyo-psiko-sosyo-kültürel özelliklere sahip manevi boyutu olan insanı, tek bir bilim dalının bakış açısıyla anlamak ve açıklamaya çalışmak yeterli olmamaktadır. Aynı zamanda insanın düşünce ve davranışları da durağan olmayıp, sürekli değişkenlik arz etmektedir. Dolayısıyla karmaşık ve kompleks ilişkiler ağı içerisinde yaşamını sürdüren insanı anlamak için bütüncül bir bakış açısına ihtiyaç duyulmaktadır. Fizikçi Newton’la birlikte ortaya atılan mekanik anlayışın etkisinde kalan sosyal bilimciler; insan davranışını parçalara ayırarak ve bu parçaları ayrıntılı bir şekilde inceleyerek bütünü hakkında kesin bilgiye ulaşılabileceğini ön görmekteydi. Bu nedenle psikoloji disiplini yirminci yüzyıl boyunca laboratuvar çalışmaları ve deneysel yöntemlerle insan ruhunu bilişsel ve davranışsal boyutuyla incelemiş ve genellemeler yapmıştır. Dönemin hâkim psikoloji akımlarından psikanalitik ve davranışçı ekol, ruhsal ve psişik fenomenleri fizik biliminin ölçütleriyle değerlendirilemediği için, bilimsel araştırmanın konusu olarak dahi görmemiştir. İnsanın hastalıklı, eksik ve sorunlu yönlerine vurgu yapan psikanaliz yaklaşımının aksine, yirminci yüzyılın son çeyreğinde ortaya çıkan hümanist psikoloji insanın güçlü ve sağlıklı yönlerinin geliştirilmesine vurgu yapmıştır. Günümüzde ise psikanaliz, davranışçı ve hümanist yaklaşımın yanında transpersonel (benötesi) psikolojiden dördüncü güç olarak söz edilmektedir. Kendini gerçekleştirmenin insanın en üst hedefi olduğunu belirten ve hümanist psikolojinin kurucusu kabul edilen Abraham Maslow hayatının son yıllarında, insanın doruk deneyimler yoluyla daha büyük bir bütünlük içerisinde benliğinin ötesine geçerek kendini aşabileceğinden (self-transandance) söz etmiştir (s. 150).

Yazar beşinci bölümde John R. Tisdale’nin Hümanist/Transpersonel Bir Din Psikolojisi’ne Doğru” makalesini tercüme ederek transpersonel ve hümanist yaklaşımda kullanılan nicel ve nitel yöntemlerin uygulamaya nasıl aktarılacağına dair ipuçları vermektedir.

Altıncı bölümde “Din Psikolojisinde Tarihsel-Kültürel Yaklaşım: Disiplinlerarası Araştırmalar İçin Bakış Açıları” adlı makalede Jacob Belzen’in din psikolojisinde paradigma değişimine dikkat çektiği görüşlerine yer verilmiştir. Son yıllarda ülkemizde de kültürel psikoloji çalışmaları yapılarak yerel geleneklerin önemine vurgu yapılmaktadır. İnsanın pek çok karakteristik özelliği gibi dindarlığının da kültürel bir fenomen olduğuna dikkat çekilir.

Son bölümde ise Michael E. Nielsen’in “Din Psikolojisinin Geleceği” adlı makalenin tercümesini yapan yazar Gorsuch, Hood, Spilka, Schoenrade gibi tanınmış dini davranış ve düşünceyle ilgilenen psikologların ne tür bir metodolojiye sahip oldukları hakkında bilgiler verir.

Türkiye’de yeni gelişen Din Psikolojisi alanına önemli katkı sunduğunu düşündüğümüz “Din Psikolojisi: Dine ve Maneviyata Psikolojik Yaklaşımlar” adlı kitap, yazar ve akademisyen Ali Ayten’in ustalık dönemi çalışması olarak kabul edilecek önemli bir kaynak eser olma özelliği taşımaktadır.

Özetleyen-Zeki Karataş.

Künye: Ali Ayten. Din Psikolojisi: Dine Ve Maneviyata Psikolojik Yaklaşımlar (2. Baskı), İstanbul: İz Yayıncılık, 2012.