mmerter.jpgYeni kitabı ile psikoloji alanına Nefs psikolojisi kavramını getiren Psikiyatr Dr. Mustafa Merter, günümüzde hemen herkesin muzdarip olduğu depresyon, kaygı, endişe, narsisizm gibi rahatsızlıkların maneviyata ağırlık verdiğimiz takdirde ilaç kullanmadan geçirilebileceğini söylüyor. Psikiyatr Dr. Mustafa Merter daha önce Benötesi psikolojisi kavramını ortaya koymuş ve 900 Katlı İnsan kitabında da bize insanın sonsuz gelişim potansiyeline sahip bir varlık olduğunu anlatmıştı. Geçtiğimiz günlerde yayınlanan Nefs Psikolojisi ve Rüyaların Dili kitabında ise insanı Batı psikolojisinden farklı bir tarzda ele almamız gerektiğini söylüyor. Halihazırdaki psikolojinin insana çare olamadığını vurgulayan Merter, çarenin maneviyatta olduğuna işaret ediyor.

Psikolojide daha önce Benötesi psikolojisi kavramını dile getirmiştiniz. Şimdi de nefs psikolojisi kavramını gündeme getirdiniz. İkisi farklı kavramlar mı? 

Benötesi psikolojisi çerçevesinde tasavvuftan feyz alarak insanı tarif etmeye çalışan alt ekole maneviyat psikolojisi de diyebiliriz, nefs psikolojisi de diyebiliriz. Transpersonal da bu işin Frenkçesi. Daha doğru olanı nefs psikolojisi çünkü hakikaten psikoloji Türkiye’ye ilk girdiği zaman ilmün nefs diye oturması gerekirken, biz batı mukallitliği ile insan hakkında bütün bildiklerimizi unutup psikoloji demişiz. Nasıl teknoloji konusunda bir şeyler alıp ithal ediyorsak insanı da o şekilde ithal edip, öyle bir psikoloji telakkisi kavrayışı oluşturmuşuz.

Psikoterapi Bizde Zaten Var

Geleneğimizde psikoloji bilimi var mı?

Bizim geleneğimizde yok ama Ehl-i tasavvuf oldu olası bizim telkin tedavi dediğimiz, psikoterapi dediğimiz terapiyi zaten yapmışlar. Biliyorsunuz önceden tasavvuf müesseseleri çok yaygın. Sadece İstanbul’da 360′ın üstünde dergâh var. Bu dünyada da böyle. Budist rahipler de kendi geleneğine göre psikoterapi yapmış. Hristiyanların da değişik ekollerinde, bu ad altında geçmese bile bir psikoterapi sistemleri varmış. Ama Avrupa dinle kavgalı duruma geldikten sonra, dine alternatif bir kurum oluşturma ihtiyacı ortaya çıkmış. Bundan dolayı da dinden kopmuş psikoloji hatta dine karşı psikoloji Avrupa’da zuhur etmiş.

Bu psikolojinin ne gibi arızaları var?

İlahi vahiy müessesesinden koptuğumuz için bir çok spekülasyon yapılmış, uyduruk şeyler söylenmiş. Freud’un Jung’ın teorilerine baktığımız zaman çok uyduruk yönleri var. Doğru tarafları yok mu, var. Bu durumda ilim Çin’de bile olsa Müminin malıdır, alacağız. Fakat çok da yanlışları olan bir sistem oturmuş. İşte bu yanlışları düzeltmek için, Batı psikolojisinin doğru taraflarıyla, tasavvufun bize getirdiği insan bilgeliğini bir araya getirme çabasıdır 9 Katlı İnsan ve Nefs Psikolojisi kitapları.

Tasavvuftan hareket ederek psikoloji camiasında insanı yeniden tanımladınız, yeni bir kavram getirdiniz. Nasıl tepkiler alıyorsunuz?

Materyalist yani gördüğüne, laboratuvarda ölçtüğüne biçtiğine inanan pozitivist, dikey bir nedensellik olduğuna inanmayan, her şeye yatay nedensellik diyen, yani ilahi iradeyi inkar eden maddeperest psikolojiye göre bunların hepsi zırva. Çünkü sen öyle şeylerden bahsediyorsun ki adamların kitabında yok. Yalnız tabi ki o camiada bile bir yankı uyandırıyor. Çünkü var olan psikoloji insanlara yetmiyor. İnsanlık psikolojisi gitgide bozuluyor. Depresyon, bağımlılık, evham, öfke, kaygıda o kadar artış var ki, siz ne işe yarıyorsunuz demezler mi? Demek ki psikoloji bu haliyle iflas etmiş.

Hz. İnsana Bakmalı

Nefs psikolojisinde tanımladığınız nefs kavramı bizim geleneğimizdeki nefs kavramı mı?

Kur’an-ı Kerim’de 7 nefs mertebesi vardır. Emmare’den, Safiye’ye. Safiye bu ad altında geçmez ama ehline malumdur. Biz 7 ana kat üzerinde varoluşumuzu sürdürüyoruz. Ama ara katlar da var tasavvufta. Bize bunu Mesnevi Şerif’te ‘Senin varlığın belki 900 kattır’ diye Hz. Mevlana anlatır. Demek ki biz varoluşsal olarak Emmare’den başlayarak nihayeti olmayan sonsuz bir gelişme potansiyeline sahibiz. Onu yaşayamıyor olsak bile her katta da bizim bir temsilcimiz var. Her insan bir yandan da Hz. İnsandır. Hz. Mevlanamızın, Hıristiyan papazlardan hayat kadınlarına kadar çok değişik, insanlara gösterdiği tazim, hürmet, bir kamil-i mürşidin çok kusurlu bir insanın karşısında durup kusurlarını ona yansıtmaması, güzelliklerini yansıtması hep insanın bu çok katlılığına ve içindeki Hz. İnsan potansiyeline işaret eder. Biz insana ruhumuzdan üfledik diyor Rabbimiz. Demek ki biz insana o gözle bakmazsak hakikaten Batı psikolojinin bilmediği çok önemli bir hakikati biz de göz ardı ediyoruz demektir.

Bir de ‘can’ kavramından bahsediyorsunuz. Can nedir?

Biz bu hikmetleri bilemeyiz. Bunları Mürşid-i Kamiller bilir ve kişinin anlama kapasitesine orantılı olarak açıklarlar. ‘Bir ben vardır bende benden içeri’ diyor Yunus. Demek ki her insanın içinde olağanüstü bir güzellik var. Ama bu ruhtu, candı, nefsti… fazla spekülasyona girmemek lazım. Ama yine de öyle bir potansiyelin olduğunu bilerek herkese o gözle bakmak gerek. Tasavvuf beğenmediğimiz bir kişiye sarhoş, ayyaş, kumarbaz gözüyle bakmamayı öğretiyor. Sen kendi kusuruna bak diyor.

Tekamül İbadetle Mümkün

İnsanın huzursuzluğunun bulunduğu nefs katından üst katlara yükselememiş olmasından kaynaklandığını söylüyorsunuz. Üst kata çıkabilmek için ne yapmamız gerekiyor?

Ahsen-i takvim ve Esfele safilin arasında değişik varoluş mertebeleri vardır. Bu varoluş mertebelerini en altı Nefs-i emmare ama onun altında da Esfele safilin var yani bodrum katları. Demek ki iki alem arasında, ara bir varlığız. Varoluş ‘ekolojisini’ ayarlayan, bu ekolojiyi bozmayan, içinde bulunduğumuz kattan düşmememizi sağlayan İslam’ı yaşamaktır. 5 vakit namazıyla, orucuyla, haccıyla, zekatıyla, emir ve yasaklara riayet ederek İslam’ı yaşamaktır. Ama bu bizi büyüklerimizden duyduğumuz kadarıyla aşağıya düşmekten alıkoyar. Nevafil (nafile) ibadetler yapıldığı takdirde yukarıya doğru tekamül mümkün olabiliyor. Bu ibadetlerin hem ibadet yönü var hem de ‘Amilus salihati’ (salih amel) yönü var. Yani ben yattım kalktım, günde bilmem kaç vakit namaz kıldım. Şu kadar oruç tuttumla bitmiyor. Kur’an-ı Kerim tekamül etmek için vermeyi öğrenmelisin diyor. Amilus salihati boyutuna geçmelisin. O zaman ne korkarsın ne de mahzun olursun.

Allah için vermek ve dağıtmak mı?

Evet ama sadece mal olarak değil. Neyin varsa. Bugün Allah için ne yaptın? İlmin varsa ilminle, sabrın varsa sabrınla, malın varsa malınla… Neyin varsa. Çünkü bu dünya bir imtihan yeri. Her gün imtihandan geçiyoruz. Şuradan çıktın bir simit aldın. Orada birkaç kuş var. Bu da bunların göz hakkı deyip onlara simit atmak da ibadet. Amilus salihati deyince çok büyük hayır işleri olarak görmemek lazım. Ama gitgide daha narsist, özsever, malperest, maddeperest insanlar haline geldik. Denge burada kaçıyor. Bu denge kaçtığı için kaygı, öfke, narsizm artıyor.

İbadetler bizi üst kata çıkarıyorsa ibadetlerini yaparak yaşamaya çalışan insanların depresyon vb. manevi rahatsızlık yaşamaması lazım değil mi?

Rabbim bizi yaratırken bazı fıtri zaaflarla yaratmış. Bu hem bedensel açıdan böyle, hem de nefsani açılardan. Dolayısıyla depresyon da var şizofreni de var. Tıp ilmi bunlara çare üretmeye çalışıyor. Ama bildiğimiz bir şey de var; ağır depresyonu olan biri doktora gidiyor. İlacını alıyor. İbadetini yapıyor. Psikoterapisini yapıyor ama ondan sonra bu insan manevi açıdan tekamül etmek için bir adım atarsa yani nevafilleri arttırırsa işe yarıyor. Çok anlaşılır bir örnek vereyim. Bir ara Bodrum’da çok muhterem bir insan, her yaz bittiğinde panik atak şikayetiyle bana geliyordu. Bir gün geldi bana ‘Doktor bey, çok iyiyim. İlacı bıraktım namaza başladım. 5 vakit camiye gidiyorum’ dedi. Demek ki cemaatle kılınan namaz o adamın evham derdine ilaçsız da çare oldu. Bazen çok ağır rahatsızlıklarda ilaç kullanmak zaruridir. Eyvallah, Allah öyle yarattığı için. Doğru yaşanan maneviyat her halukarda yardım eder. Ben bunu şizofrenlerde de, her türlü rahatsızlıkta da gördüm.

Rüyalar Bize Yol Gösterir

Rüyalara önem veriyorsunuz neden rüyalar bu kadar önemli?

Efendimiz bir hadis-i şerif’inde buyuruyor ki ‘Benden sonra vahiy müessesi kapanmıştır. Benden sonra sadık rüyalar vardır’ diyor. Demek ki rüya neredeyse vahiy kadar önemli bir ilahi rabıta kurma vasıtası. Ama bu rüyalar doğru yorumlandığı, doğru kişiler tarafından yorumlandığı takdirde. Yoksa yine Efendimiz rüyayı herkese anlatmayın diyor. Yanlış yorumlanan rüya yanlış işlere sevk eder. Dolayısıyla doğru psikologlar, doğru eğitim almışlarsa, doğrudan kastım İslam’ı yaşamak, İslam’ı yaşayan, hatta mümkünse bir mürşid-i kamilin sohbetlerine katılan psikologlar yorumlamalı. Böyle psikiyatr ve psikologların bir de üstelik destur alırlarsa, rüya yorumu yapmasında hiçbir sakınca yoktur. Bütün bunları bilmeyen Freudiyen rezalette olduğu gibi insanı cinsel obje zanneden bir psikiyatrın yorum yaptığı rüyalar çok tahrip edici olabilir.

Rüya rahatsızlıkların tedavisinde yardımcı oluyor mu?

Çok. Sanki içimizdeki bir mürebbi. İbn-i Arabi hazretleri ‘Rabbül has’ der. ‘Özel rabbi vardır herkesin’ der. İlahi feyzlerin benim merceğimden geçip bana özel bir mesaj haline gelmesi ile sanki içimdeki bir mürebbi bana ders veriyor. Rahim isminin tecellisi olarak içimizdeki mürebbi, Allah’tan gelen feyzle bize ‘şunu yap, bunu yapma’ diye mesajlar verebilir. Hiçbir insan bırakılmamıştır.

‘Hal’ler Yükümüzü Hafifletir

Hallerden de bahsediyorsunuz. Hal deyince ne anlamalıyız?

Hal duygunun tersine uzun vadede üzerimizde tesir gösteren nefsani bir dalgalanmadır. Diyelim namaz vakti geldi, çok güzel bir camiye gittin. İçeri gittin bir fena oldun. Namaza durdun. Normal duygu ve düşüncelerin ötesinde bir dizi hal yaşadın namaz esnasında. İşte bunun adı hal. Bir sekine hali, selam hali, barış, teslimiyet, huşu, tevazu hali… yüzlerce hal var. Emin ol sırtındaki yükün bir kısmı alınmış olur o halleri yaşaman sebebiyle. Dünyaya küçük de olsa değişik bir açıdan bakmaya başlarsın. Belki daha önce göremediğin çözüm üretecek yolları görebilirsin.

Ne kadar zamandır bu çalışmaları yapıyorsunuz?

20 senedir bize göre bir psikoloji olabilir mi diye çalıştım.

Kur’an dışında hangi kaynaklardan faydalandınız?

Bütün çalışmalarımda kıyaslama üzerine gidiyorum. Bir kere bütün batı kaynaklarını okuyorum. Onun yanı sıra Kuran-ı Kerim, yani Ümmül kitap, ayeti kerimelerin psikolojik açıdan anlaşılması, orada geçen kelimelerin semantik analizi psikolojiye bambaşka anlamlar katıyor. Sonra hadisi şerifler ve tasavvuf büyüklerinin menkıbeleri, yazıları, Mesnevi şerif, İbn-i Arabi hazretleri.

Emeti Saruhan / 08 Mart 2014 / Yeni Şafak

http://yenisafak.com.tr/pazar-haber/cagin-sorunlarina-ilac-maneviyat-09.03.2014-624473?ref=manset-12.1