osm-cocuk.jpgOsmanlı Devleti, klasik dönemde korunmaya muhtaç çocuklara vakıflar ve sosyal uygulamalar olmak üzere iki şekilde sahip çıkmış; ancak ağırlıklı olarak aile yanına yerleştirmeyi esas alan bir sosyal politika uygulamıştır. Bu temel sosyal uygulama genel olarak evlatlık olarak tanımlanabilir. Osmanlı Devleti’nde korunmaya muhtaç çocuklara yönelik uygulanan evlatlık kurumu modern evlatlık kurumundan en temel biçimi ile soy bağını ret etmesi, miras bırakılamaması ve geçici bir yerleştirme şekli olması yönleriyle ayrılır. Bu sebepler ile modern anlamda evlatlık kurumundan ziyade koruyucu aile uygulaması özelliği gösterir. Osmanlı Devleti’nde evlatlıkların hukukî statüleri İslam hukuku hükümlerine göre düzenlenmiş ve Tanzimat devrine kadar toplumda önemli işlevler yüklenen tek alternatif uygulama olarak yer edinmiştir. Tanzimat devri ile başlayan kurumsallaşma esasına dayalı sistem yine bu esaslar temel alınarak belirlenmiştir.

 Tanzimat devrine kadar kadıların izin ve denetiminde uygulanan koruyucu aile uygulaması kurum bakımına alternatif bir model olarak Medeni Kanun’un yürürlüğe girmesine kadar devam etmiştir. Medeni Kanun’un kabulü ile beraber evlilik engeli, soy bağı ve mirasa dayalı yeni bir evlatlık usulü uygulanmaya başlanmıştır. Avrupa hukukuna dayalı yeni sistemin çeşitli sebeplerin etkisiyle toplumda sınırlı ölçüde kabul görmesi üzerine, devlet kurum bakımına ağırlık vermiştir. Bu çalışmada Osmanlı toplumunda korunmaya muhtaç çocuklara yönelik evlatlık uygulamasının hukukî durumu değerlendirilerek, tarihi süreç içinde aldığı şekiller ile toplum hayatındaki yeri incelenecektir.

Yrd. Doç. Dr. Abdullah Bay tarafından kaleme alınan “Osmanlı Toplumunda Evlatlıklar ve Hukuki Durumları” adlı makaleyi okumak için tıklayınız…