manevi_sh1.png

Manevi Temelli Sosyal Hizmet Web Sitesi’nde düşünceleri yayınlanan yazarlar herhangi bir dine ya da inanca mensup olabilirler. Ancak web sitesi olarak herhangi bir dinin ya da inancın diğerlerine göre üstün olduğu anlayışını savunma gibi bir misyon taşımıyoruz. Maneviyat adı altında herhangi bir dinin ya da inancın propagandasını yapma niyeti ve gayreti de taşımıyoruz. Sadece insanın kendini gerçekleştirme, hayatını anlamlandırma ve başaçıkma sürecinde destek aldığı moral (etik) ve manevî (spiritüel) değerlerin neler olduğunu, bu değerlerden ne ölçüde yararlandığını ve sorunlarının çözümüne nasıl bir katkı sağladığını anlamaya çalışıyoruz.

“Sosyal hizmet” kendine özgü yaklaşımı ve müdahale teknikleri olan bir disiplin ve bir meslektir. Son yıllarda bütün dünyada sosyal devlet anlayışında meydana gelen değişimler sosyal hizmetlerin önemini arttırmıştır. Ancak sosyal hizmet uygulamaları istenilen düzeye ve niteliğe kavuşamamıştır. Sosyal sorunlara her ne kadar tedavi edici çözümler önerilse de, henüz koruyucu önleyici hizmet uygulamaları yeterli düzeyde başlatılamamıştır.

Manevi Temelli Sosyal Hizmet Sitesi’nde; ülkemizde ve dünyada yaşanan sosyal sorunlara nasıl bir “sosyal hizmet müdahalesi” uygulanması gerektiğiyle ilgili öneriler sunmaya çalışacağız.

Bu web sitesi ile; AB Ülkelerinde, Kanada ve ABD’inde yaygın olan “spiritual social work” alanının Ülkemiz insanına tanıtılması ve ilgi duyanların istifadesine sunulması amaçlanmıştır. Sitemiz sosyal hizmetler alanında çalışan ya da sosyal hizmetlere ilgi duyan herkesin katkı ve katılımına açıktır. Rahatlıkla görüşlerinizi, fikirlerinizi ve önerilerinizi bizimle paylaşabilirsiniz.

Saygılarımla…

Zeki KARATAŞ / Sosyal Hizmet Uzmanı. 23 Temmuz 2008

Not: Web sitemizde yayınlanan makalelerin refaransı makalenin bitiminde belirtilmektedir. Yazılarla ilgili sorumluluk yazarlara aittir. Yayınlanan fotoğraflar ise www.photo.net adlı adresten alınmaktadır. Her hakkı adı geçen web sitesine aittir. Maddi karşılık beklentisi içinde olmadığımız için web sitemizde reklam uygulaması bulunmamaktadır. Sitemizden yararlananların manevi desteği bizim için yeterlidir.

Web Sitemizle İlgili Görüşler

Merhaba Değerli Meslektaşım,

“Manevi sosyal hizmet” diye yeni bir kavram oluşturmuşsunuz.. Sosyal hizmetler ilkeleri ve yöntemleriyle bilimsel bir meslektir. Meslek elemanlarının insan sevgisi, bilimsel bir meslek eğitimi ile de birleştiğinde örgütsel bir ortamda eldeki kaynakları en iyi şekilde kullanarak uygulanır. Sosyal hizmet mesleğine maneviyatı ve dini bulaştırmak bana göre bilimsel temellerden uzaklaşarak sosyal devlet örgüsündeki yardım ilkelerine de ters düşmektedir.

Türk Dil Kurumu sözlüğünde “manevi”; ‘görülmeyen, duyularla sezilebilen, soyut, tinsel’ olarak tanımlanmaktadır. Elbette her insanın maddi birtakım özelliklerinin yanında, sizin belirttiğiniz manevi özellikleri de mevcuttur. Müracaatçı ile yapılan mesleki çalışmada kişinin sorunlarının çözümüne yönelik somut, maddi değişikliklerin yanında kişinin bu görünmeyen soyut, yani sizin deyiminizle manevi özelliklerinden de yararlanılır. Bu durum son yıllarda özellikle de öne çıkarılmış mesleki bir tekniktir. Bu teknikte kişinin sorunlarıyla başa çıkabilmesi için güçlü, olumlu yanlar ortaya çıkarılır ve desteklenir, özgüven sorunları aşılmaya çalışılır ancak bu tekniğin adına manevi sosyal hizmet denmez, bilimsel adıyla psikolojik destek, psikolojik yardım, kişinin ruhsal dünyasının geliştirilmesi vs. denebilir. Tanımdan yola çıkarsak manevi olan ‘insanın ruhsal yapısı’ olması gerekliliğidir, sosyal hizmet mesleğinin değil. Başka bir deyişle sosyal hizmetin (bir mesleğin) maneviyatı olmaz, bir insanın maneviyatı olur.

Sonuç olarak şunu söyleyebilirim ki; mesleğimizle ilgili yukarıda sıraladığım bilimsel tanımlamalar dururken manevi sosyal hizmet diye yeni ancak yanlış bir kavram ortaya çıkarmışsınız. Yanlışlık bilinçsizce yapılmış ise düzeltilir, yoksa belirttiğiniz yanlış anlamalara her zaman maruz kalınır ve bir mesleki boyutu olmasından dolayı da her zaman eleştirilebilir.

İyi çalışmalar diliyorum.

M. Günay İĞLİ / Sosyal Hizmet Uzmanı

Merhaba Sayın M. Günay İĞLİ

Tam da bizim endişe duyduğumuz konuyu hatırlatmışsınız. Bizim manevi sosyal hizmet derken yapmaya çalıştığımız şey İlahiyat alanına ait olan fıkıh, kelam, tasavvuf gibi konuları sosyal hizmet disiplinine katmak değildir. Maddi manevi boyutu ile bir bütün olan insanı anlamaya çalışmak ve özellikle sorunları ile başa çıkmada kullandığı manevi güçlerini öğrenmeye çalışmaktı. Bizim ülkemizde maneviyat denilince sadece din olarak algılanıyor. Maneviyat hiçbir dine inanmayan insanlarda da tabiata dayanma, yakın ilişkilere sığınma tarzında ve kendi ruhsal güçlerinden destek alma gibi pek çok şekilde açığa çıkabilmektedir. Bizim hedefimiz de insanlarda potansiyel olarak var olan bu güçleri, yine onun yaşamına yön verirken nasıl yöneteceğimizi öğrenmeye çalışmak. Yoksa insanlara inanç empoze etme, misyonerlik yapma gibi gizli bir gündemimiz yok, çünkü hiçbirimizin teoloji alanında eğitimi yok. Sizin de vurguladığınız gibi bilimsel veriler ışığında sosyal hizmet ilkelerine bağlı kalınarak, müracaatçıların manevi potansiyellerini yönetmelerine yardımcı olma amacının dışında başka bir çabamız olmayacaktır. Bizi izlerseniz bunu rahatlıkla görebilirsiniz.

Manevi Sosyal Hizmet kavramsallaştırması maalesef bana ait değil. Bu konuda Amerika’da, AB Ülkelerinde, Kanada’da yapılan çalışmaları 2 yıldır izliyoruz. Bu ülkelerde “Spiritual Social Work” kavramı kullanılıyor ve uygulama merkezleri de bulunmaktadır. Özellikle Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü’nden Dr. Tarık Tuncay’ın Batılı kaynaklara dayalı olarak hazırlayıp yazmış olduğu “Kronik Hastalıklarla Başetmede Tinsellik” adlı makalesinde okursanız görürsünüz, bu konuda binlerce bilimsel makale var. Ayrıca ülkemizde hemşirelik bölümü öğrencileri manevi bakım konusunda yüksek lisans tezleri hazırlıyorlar. Biz de bu alana duyarsız kalmayalım istedik.

Ancak isimlendirme konusunda size hak veriyorum. Belki İngilizce’den çeviri noktasında, birebir çeviri yerine yeni bir kavram üretilebilirdi. Sizin dediğiniz anlamda bir mesleği nitelendirmek değil de, mesleğin hizmet ettiği müracaatçı kesiminin özelliğini vurgulayabileceğimiz yeni bir kavram olabilirdi. Bunun üzerinde durabiliriz. Yani sosyal hizmet mesleğinin, çalıştığı bireylerin manevi güçlerini de önemsediğini vurgulayacak yeni bir kavram düşünülebilir… Örneğin “Manevi Temelli Sosyal Hizmet” “Sosyal Hizmetlerde Manevi Yaklaşım” gibi.

Ufuk açıcı eleştirilerinizin devamını bekliyoruz. Farklı bakış açıları bizi zenginleştiriyor. Lütfen iletişimi sürdürelim.

Bu arada sizin için sakıncası yoksa hangi alanda ne gibi çalışmalar yaptığınız konusunda kısaca kendinizi tanıtırsanız sevinirim.

Bizim için çok önemli katkılarınız nedeniyle saygılar sunuyorum…

Zeki KARATAŞ / Sosyal Hizmet Uzmanı / Site Sorumlusu. (14.01.2010).

————————————————————————-

Zeki Bey Merhaba

Manevi temelli sosyal hizmet sitenizi takip ediyor ve böyle bir sitenin olması beni mutlu ediyor. Belki de günümüzde sosyal hizmetin denenmemiş yönü manevi temelli sosyal hizmet. Ben sorunların ana noktasında maneviyatsızlığımızı görüyor ve sorunlara sadece yapay müdahalelerle çözmeye çalıştığımız için başarısızlıkla sonuçlandığını düşünüyorum. Manevi temelli sosyal hizmet çalışmalarınızı  destekliyorum. Saygılarımla.

Celil DERNEK

Merhaba Celil Dernek,

Manevi temelli sosyal hizmet yaklaşımına destek verdiğiniz için teşekkür ederim. İnsan davranışını ve insan-sosyal sistemler ilişkisini açıklamaya ve anlamaya çalışan teori, kuram, yaklaşım ve paradigmaların insan telakkisinin yetersizliğini derinden hissediyoruz. İnsan psikolojisini tanımlama üzerine yapılan bazı nitelendirmeleri okuduğumuzda insan bu olamaz dediğimiz çok oluyor. İnsanın bilinçdışı ve bilinçli dürtülerinin yönlendirmelerinin ötesinde bir yönü olmalı. Bu boyut da ancak maneviyat olabilir. Biz insanın özünde potansiyel olarak var olan bu iyi, şefkatli ve merhametli yönü anlamaya çalışıyoruz. Bu boyutun geliştirilmesi için yapılması gereken fıtri iyileştirmelerin neler olabileceği üzerine araştırmalar yapmak istiyoruz. Gönül bağıyla yanımızda olan tüm dostların katkısını bekliyoruz. Teşekkürler…

Zeki KARATAŞ / Editör / 23 Mayıs 2014

———————————————————–

Hayırlı Akşamlar,

Sitenizi maneviyatla ilgili bir konuyu araştırırken tesadüfî olarak gördüm. Daha sonra biraz ara ara girerek yazılan makaleleri okudum ve beğendim. Manevi olanın gittikçe unutulup sadece arada hatırlandığı ya da üstünkörü bu hususta yazılmış sözlerle geçiştirildiği ve maddiyatçılığın kendi değerlerimizi, duygularımızı daha da felce uğratıp, kısırlaştırdığı bir zamanda böyle hizmet ve çalışmalara gerçekten ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Biz toplum olarak manevi birikimleri olan zengin bir kültüre sahibiz. Ama gel gör ki bu kültüre yabancılaştığımız için özde faydalanmadığımız gibi, faydalanıp bu alanlarda insanlara bazı paylaşımlarda bulunanlara da maalesef eğreti bakıyoruz. Filmlerden, dizilere hatta eğitim sistemimize kadar manevi olanla hep bir sorunumuz var olagelmiştir. Yıllardır böyle bu durum ama artık bir şeylerin değişmesi adına yabancılaşıp unuttuğumuz öz değerlerimizi yaşatmalıyız. İnsanı salt maddeden ibaret görüp aklı putlaştıran materyalist, pozitivist ilim ya da bilimlerin insanlığın binlerce yıllık maneviyat birikimini hiçe sayan değerlendirme ve yaklaşımlarının ve bu alana dönük öğretileri, karanlık zihniyetin kalıntıları olarak kabul etmelerinin bana göre tek açıklaması var o da; körlüktür. ABD de bile 1995’li yıllardan itibaren yayınlanan genelgeyle psikiyatristlerin eğitim kapsamına ‘dini ve manevi’ konularda da eğitim almaları yönünde uygulamalar getirilmiştir. Bizde buna benzer uygulamalar getirilse anında fırtınalar kopacaktır. Ne yönde nasıl tepkiler oluşacağını da az çok tahmin edebiliriz. Tekrardan çalışmalarınızda başarı ve devamlılık diliyorum. Saygılar.

Recep Erkan (Bir garip münzevi)

Merhaba Recep Bey,

Varoluşçu yaklaşımın temsilcisi Irvin Yalom yaşamla ilgili 4 temel sorundan bahseder: “Yalnızlık, anlam, özgürlük ve ölüm.” Ömrü süresince yaşamına bir anlam arayan insanoğlu rasyonel aklın öncülüğünde maddi dünyayla tatmin olmaya çalışır. Ekonomik gelişmişlik, şöhret, iktidar gibi hedeflerin peşinde koştukça mutluluk yerine kaygı düzeyinin arttığını görür. Eşya ve insanla ilişkisi fizik alemin ötesine geçemeyen birey, var olmanın ötesinde sahip olmaya çabaladıkça içindeki anlam boşluğunun derinleşmesi karşısında şaşkına döner. Geç de olsa kalabalıklar içinde yalnızlaştığını, bencilleştiğini ve özgürlüğünü yitirdiğini anlar, ancak bu sefer de ölüm hakikatiyle yüzleşir. Ölümü de hiçlik olarak nitelendirdiği için ömrü boyunca biriktirip durduğu her şey bir anda anlamını yitirir. Viktor E. Frankl’ın da belirttiği gibi; “İnsan, davranışlarını yönlendiren manevi geleneklerin hızla azaldığı çağımızda kayıplarla yüz yüze gelmiştir. Hiç bir içgüdü ona ne yapacağını söylemez. Hiçbir gelenek ona ne yapması gerektiğini söylemez; bazen neyi arzuladığını bilmez.” İşte günümüzde yitirdiğimiz bu anlamı bulacağımız yer manevi dünyamızdır. Bu nedenle manevi temelli sosyal hizmet bakış açısını sistematik bir şekilde geliştirmek için birlikte çaba sarf etmeliyiz. Bizi destekleyen herkese minnettarız.

Zeki Karataş / 02.08.2014.