adderall online

ms-3.jpg26-28 Kasım 2015 tarihleri arasında Manisa Celal Bayar Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü tarafından düzenlenen sempozyum sona erdi. Sempozyumda sosyal hizmetin iki temel ilkesi olan insan hakları ve sosyal adalet ekseninde insan değer ve onurunu yüceltmenin öneminden bahsedildi. Mevcut durumda sosyal adaletsizliğin temelinde ülkelerin siyasi ve ekonomik politikalarından kaynaklanan sistem sorunu olduğuna vurgu yapılarak, gelecek dönemlerde sosyal hizmetin birey ve çevresi yanında makro sistemi dönüştürme misyonuna daha da ağırlık vermesi gerektiği belirtildi. Sosyal hizmet eğitiminde öğrenci katılımının daha etkin hale getirilerek derslerin ve içeriklerinin belirlenmesinde öğrencilerin de görüşlerinin alınmasının öğrenciler açısından bir hak olduğu vurgusu yapıldı. Sosyal hizmetin hak temelli olarak uygulanabilmesi için sosyal politika alanında sosyal çalışmacıların aktif olarak görev almaları gerektiği üzerinde duruldu. Bu bağlamda sosyal çalışmacıların sosyal politikaların uygulayıcısı olmanın yanında karar alma mekanizmalarına da etki etmesi gerektiği ifade edildi. Yeni açılan sosyal hizmet bölümlerinin ve uzaktan eğitimlerin niteliği konusunda endişelerin olduğu belirtilerek gelecek dönemde etik dışı sosyal hizmet müdahalelerinin artabileceği vurgusu yapıldı. Bu nedenle bir an önce meslek odasının kurularak mesleki standartların belirlenmesi gerektiği belirtildi.

Yazının tamamını oku »

utsch.JPG

Varoluşçu yaklaşımın temsilcisi Irvin Yalom yaşamla ilgili 4 temel sorundan bahseder: “Yalnızlık, anlam, özgürlük ve ölüm.” Ömrü süresince yaşamına bir anlam arayan insanoğlu rasyonel aklın öncülüğünde maddi dünyayla tatmin olmaya çalışır. Ekonomik gelişmişlik, şöhret, iktidar gibi hedeflerin peşinde koştukça mutluluk yerine kaygı düzeyinin arttığını görür. Eşya ve insanla ilişkisi fizik alemin ötesine geçemeyen birey, var olmanın ötesinde sahip olmaya çabaladıkça içindeki anlam boşluğunun derinleşmesi karşısında şaşkına döner. Geç de olsa kalabalıklar içinde yalnızlaştığını, bencilleştiğini ve özgürlüğünü yitirdiğini anlar, ancak bu sefer de ölüm hakikatiyle yüzleşir. Ölümü de hiçlik olarak nitelendirdiği için ömrü boyunca biriktirip durduğu her şey bir anda anlamını yitirir. Viktor E. Frankl’ın da belirttiği gibi; “İnsan, davranışlarını yönlendiren manevi geleneklerin hızla azaldığı çağımızda kayıplarla yüz yüze gelmiştir. Hiç bir içgüdü ona ne yapacağını söylemez. Hiçbir gelenek ona ne yapması gerektiğini söylemez; bazen neyi arzuladığını bilmez.” İşte günümüzde yitirdiğimiz bu anlamı bulacağımız yer manevi dünyamızdır.

Yazının tamamını oku »

esler-iliskiler.jpgEvlilik kurumu ailenin çekirdeğini, aile de toplumun temelini oluşturur. Kültürümüzün binlerce yıllık geçmişe sahip olmasında, ailenin büyük rolü vardır. Aile, geçmiş ve gelecek arasında bir kültür elçisidir. Bu çalışma evliliğe adım atacak bireylere farkındalık kazandırmak, eşler arası iletişimi besleyen manevi-kültürel değerlerimizi tespit etmek ve bu değerlerin yaşanması için öneriler geliştirmek amacı ile hazırlanmıştır. Evlilik kurumu manevi-psikolojik yaklaşım çerçevesinde ele alınmış, “manevi değerlerin eşler arası iletişime katkısı ve günümüzdeki evliliklerin manevi-kültürel değerlerle ilişkisi” incelenmiştir. Veri toplama aracı olarak mülakat kullanılmıştır. Mülakata 24’ü evli, 5’i nişanlı olmak üzere toplam 29 kişi katılmıştır. Mülakatlar, içerik analizi ile değerlendirilerek yorumlanmıştır.

Yazının tamamını oku »

fatihsahin-1.jpg1995 yılından bu yana düzenli olarak gerçekleştirilen Sosyal Hizmet Sempozyumlarının on dokuzuncusu, 26-28 Kasım 2015 tarihleri arasında Celal Bayar Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Sosyal Hizmet Bölümü tarafından düzenlenmektedir.  2015 yılı sosyal hizmet bilim ve meslek alanı için özel bir yıldır.  Ülkemizde, 1961 yılında Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığına bağlı olarak kurulan “Sosyal Hizmetler Akademisi” ile başlayan sosyal hizmet eğitimi, 1965 yılında ilk mezunlarını vermiştir. Sene 2015, Türkiye’de sosyal hizmet uygulamasının ellinci yılı. Bu özel yılda Sosyal Hizmet Sempozyumunu düzenlemek Celal Bayar Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Sosyal Hizmet Bölümü olarak bize nasip oldu. “Türkiye’de Sosyal Hizmet Uygulamasının Ellinci Yılı: İnsan Değer ve Onurunu Yüceltmek” temalı Sosyal Hizmet Sempozyumu 2015’in amacı, ülkemizde sosyal hizmet teori ve uygulamalarını bilimsel ve profesyonel boyutları ile tartışmaktır. Bu alanda yer alan tüm uygulayıcıların, akademisyenlerin ve konuya duyarlılık gösterenlerin bilgi ve deneyimlerinin paylaşılması ve tartışılması, çözümler üzerinde çalışabilme açısından büyük önem taşımaktadır.

Yazının tamamını oku »

msh.jpgYard. Doç. Dr. Abdulkadir Çekin tarafından kaleme alınan Maneviyat, Manevi Bakım ve Sosyal Hizmet adlı kitap 2014 yılında Etüt Yayınları’ndan çıktı. Kitapta manevi bakım ve manevi sosyal hizmet alanında Batı’da yapılan araştırma ve uygulamalara yer verilerek yerel düzeyde nasıl bir model oluşturulması gerektiğiyle ilgili ufuk açıcı düşünceler sunulmuştur. Risk grubu bireylerin sosyal işlevselliklerini ve yaşam kalitelerini yükseltmeyi hedefleyen sosyal hizmet uzmanları farklı müracaatçı kesimleriyle çalışmak zorundadırlar. Yardıma ve korunmaya muhtaç çocuklar, gençler, engelliler, yaşlılar, hastalar, mahkumlar, mülteciler vb. birey ve grupların sorunlarına çözüm bulmak, ihtiyaç duydukları hizmetleri organize etmek, insanın manevi boyutuna duyarlı olmayı gerektirmektedir. Bu kitapta Abdulkadir Çekin sosyal hizmetin her bir hedef kitlesine yönelik manevi temelli yaklaşımın nasıl olması gerektiğini ortaya koymaktadır. Kitap on bir bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında din ve maneviyat kavramları açıklanmakta, sonraki bölümlerde ise sosyal hizmet maneviyat ilişkisi kurulduktan sonra Batı’da gerçekleştirilen manevi sosyal hizmet uygulamaları anlatılmaktadır. Kitapta ayrıca manevi sosyal hizmetin İslami temelleri de anlatılmaktadır.

Yazının tamamını oku »

jugendamt.jpg

Bu çalışmada Almanya’da Gençlik Dairesi’nin (Jugendamt) çocuk koruma önlemleri ile ilgili uygulamalarının ardından ortaya çıkan problemler incelenmektedir. Makalede ayrıca Almanya’daki göçmen aileler bağlamında çocuk koruma tedbirleri ele alınmaktadır. Bu çerçevede ilk olarak karşılaştırmalı bir inceleme ile Fransa, İngiltere ve Türkiye’deki çocuk koruma sistemlerine değinilmektedir. Bununla birlikte Almanya’da çocukların ve gençlerin korunması ile ilgili tarihsel süreç ortaya konulmakta, Alman Gençlik Dairesi’nin kurumsal yapısı tartışılmaktadır. Almanya’daki göçmen ailelerin hassasiyetlerini ve şikayetlerini örneklerle sunmaya çalışan makale, istatistikî verilerle desteklenmektedir. Sonuç bölümünde ise özellikle Almanya’da yaşayan Türk kökenli göçmen ailelerin problemleri göz önünde bulundurularak sorunlara ilişkin Türkiye’nin de yapıcı olarak dahil olabileceği savunulmaktadır.

Yazının tamamını oku »

cocugum.jpg

Canım Oğlum… Bugün seni seyrettim alem-i berzahtan… Eyüp Sultan Camii’nin avlusunda duaya açılmış minicik avuçlarını öpmek için yeryüzüne inmiş meleklerin arasındaydın. O masum halini görünce gözlerim yaşardı. Eyüp Sultan Hazretleri sildi gözyaşlarımı ve “sakın üzülme” diyerek teselli etti beni. Ehl-i iman için hakiki firakın olmadığını söyledi. “Vuslat çok yakındır, mahzun olma” dedi.

Burada zaman mefhumu değişti birden. Dünyada daralan yüreğim sonsuzluğa kanatlandı, genişlendi ve felaha kavuştu.

Benim için sakın üzülme evladım. Vakur duruşunu asla bozma. Baban onuruyla yaşadı ve hak bildiği yolda Hakk’a yürüdü.

Yazının tamamını oku »

ev-hirsiz.jpgBu çalışmanın konusunu, ev hırsızlığı suçunu işleyenler oluşturmaktadır. Araştırmanın amacı; ev hırsızlık suçunu işleyenlerin profillerini saptamak ve bireylerin kriminal eğilimlerinin oluşmasında etkili olan bazı faktörleri ortaya koymaktır. Araştırma, Diyarbakır ilinde bulunan kapalı cezaevinde ev hırsızlığı suçundan tutuklu ve hükümlü bulunan 50 suçlu üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma, çalışma kapsamındaki suçlulara uygulanan anket formundan ve onlarla yapılan derinlemesine görüşmelerden elde edilen veriler ve bulguların yorumlanmasına dayanmaktadır. Elde edilen bulgular bireylerin kriminalleşmelerinde veya suça başlamalarında; düşük sosyo-ekonomik pozisyona sahip olma, bazı ailesel sorunların varlığı, küçük yaşlarda sokaklarda ücret getirici işlerde çalışma, sokak ve mahallede suç ve sapkın eylemler sergileyen çocuklarla temas etme, birliktelik oluşturma olanaklarının varlığı, uyuşturucu madde kullanma, okulu terk etme ve kendilerinden yaşça büyük olan suçlulara olan özenti duyma gibi bazı faktörlerin etkili olduğunu ortaya koymuştur.

Yazının tamamını oku »

7 Şubat 2015Çocuk Adalet Sistemi

cas.jpgAdalet Bakanlığı’nın öncülüğünde UNICEF’in desteğiyle uygulanan Çocuklar İçin Adalet Projesi kapsamında psiko-sosyal ve hukuki müdahale anlamında yeni bir yaklaşım yöntemi oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu alanda çalışanlar için rehber ve kılavuzlar oluşturulmuş, personel hizmet içi eğitimden geçirilmiş, sempozyumlar, çalıştaylar düzenlenmiş, araştırma ve değerlendirme raporları hazırlanmıştır. Tüm bu gelişmeleri takip etmek ve üretilen bilgi ve tecrübelerden sistematik bir şekilde yararlanmak çocuk adalet sisteminin özneleri olan çocukların yüksek yararı açısından son derece önemlidir. Çoğunlukla ideal düzeyde hazırlanan ve sunulan eğitimlerin sahada beklenen değişimi gerçekleştirmediği sürekli dillendirilen bir husustur. Gerek insan kaynağı yetersizliği, gerek çalışanların özlük haklarının düşük olması gibi etkenler nedeniyle yeterli motivasyon sağlanamadığı için uygulamada aksaklıklar yaşanmaya devam etmektedir. Sosyal psikolojide bir kural vardır: “Tutumları etkileyebilirsiniz ancak bu davranışların değişeceği anlamına gelmez.” Davranış değişikliği bireysel yapısal değişimlerin ötesinde daha pek çok değişimin birlikte gerçekleşmesi sonucu ortaya çıkacak bir durumdur. Bu nedenle sosyal sorunlar alanında bir model üretildiğinde bu modelin yerelde etkin bir şekilde uygulanmasının uzun yıllar alacağı bilinmelidir. Sistem ne kadar mükemmel olursa olsun uygulanabilirliği çalışanların inancı ve bakış açısı kadardır.

Yazının tamamını oku »

suriyeli-siginmacilar.jpg

Kasım 2014 itibarıyla Türkiye’de resmi rakamlara göre 1.6, resmi olmayan rakamlara göre 2 milyon civarında Suriyeli göçmen yaşamaktadır. Bu sayılar Türkiye’nin resmi rakamlara göre nüfusunun %2.1’i, resmi olmayan rakamlara göre de %2.5’i oranında Suriyeli ağırladığı anlamına gelmektedir. Suriye sınırı ve civarındaki illerde yaşayan yaklaşık 10 milyon nüfusa 1.2 milyon civarında yeni nüfus eklenmiştir. Ekim 2011’de İçişleri Bakanlığı’nın aldığı karar ile Türkiye’de kayıt olan Suriyeli sığınmacılara “geçici koruma statüsü” verilmektedir. Geçici koruma rejimi ile Suriyelilere sınırsız kalış, zorla geri gönderilmemeye karşı koruma ve acil ihtiyaçlara yanıt veren kabul düzenlemelere erişimi içerecek şekilde koruma ve yardım sağlanmaktadır. Suriyelilerin %85’i kamp dışında yaşamaktadır. Kamplardan hastanelere 500.000’in üzerinde hasta sevk edilmiştir. Türkiye’de ameliyat edilen hasta sayısı 200.000’i aşmıştır. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 35.000 Suriyeli doğumu gerçekleşmiştir. Türkiye Nisan 2011-Kasım 2014 döneminde göçmenler için 4.5 milyar dolar harcama yapmıştır. Resmi verilere göre Birleşmiş Milletler ve Avrupa ülkelerinden gelen yardım miktarı 246 milyon dolar civarındadır.

Yazının tamamını oku »

aile-donusum.jpgToplumun çekirdeğini oluşturan, bireyleri ve toplumu bir arada tutan aile kurumu, hoşgörü, sevgi ve karşılıklı anlayış çerçevesinde yetişen bireyler, güçlü toplum olmanın temel esasıdır. Göç ve kentleşme, kültürel değerlerdeki aşınma, bireyselleşmenin artması, aile eğitimindeki eksiklikler, yeni iletişim teknolojileri gibi nedenlerle, aile üyeleri arasındaki iletişim azalmış, boşanmalar artmış, tek ebeveynli ailelerin oranı yükselmiş ve aile kurumu zayıflamaya başlamıştır. Nüfusun yaş yapısındaki değişimler sonucunda gelecekte aktif olmayan nüfusun payının artması, doğurganlık hızının azalmasıyla da yaşlı nüfusun payının yükselmesi riski bulunmaktadır. Bu programla, Türkiye’nin ekonomik ve sosyal gelişmesini desteklemek üzere dinamik nüfus yapısının korunması, aile kurumunun güçlendirilmesi ve böylece sosyal refah ve sosyal sermayenin artırılması amaçlanmaktadır. Program kapsamında aile refahının korunması, evlilik öncesi eğitim ve aile danışmanlık hizmetlerinin etkinleştirilmesi, sosyal yardım ve hizmetlerin aile temelli sunulması, genç nüfusun yarattığı demografik fırsat penceresinden azami derecede faydalanılması öngörülmektedir.

Yazının tamamını oku »

osm-cocuk.jpgOsmanlı Devleti, klasik dönemde korunmaya muhtaç çocuklara vakıflar ve sosyal uygulamalar olmak üzere iki şekilde sahip çıkmış; ancak ağırlıklı olarak aile yanına yerleştirmeyi esas alan bir sosyal politika uygulamıştır. Bu temel sosyal uygulama genel olarak evlatlık olarak tanımlanabilir. Osmanlı Devleti’nde korunmaya muhtaç çocuklara yönelik uygulanan evlatlık kurumu modern evlatlık kurumundan en temel biçimi ile soy bağını ret etmesi, miras bırakılamaması ve geçici bir yerleştirme şekli olması yönleriyle ayrılır. Bu sebepler ile modern anlamda evlatlık kurumundan ziyade koruyucu aile uygulaması özelliği gösterir. Osmanlı Devleti’nde evlatlıkların hukukî statüleri İslam hukuku hükümlerine göre düzenlenmiş ve Tanzimat devrine kadar toplumda önemli işlevler yüklenen tek alternatif uygulama olarak yer edinmiştir. Tanzimat devri ile başlayan kurumsallaşma esasına dayalı sistem yine bu esaslar temel alınarak belirlenmiştir.

Yazının tamamını oku »


© 2008 Tema Tasarım Just Skins | Yönetim