adderall online

7 Şubat 2015Çocuk Adalet Sistemi

cas.jpgAdalet Bakanlığı’nın öncülüğünde UNICEF’in desteğiyle uygulanan Çocuklar İçin Adalet Projesi kapsamında psiko-sosyal ve hukuki müdahale anlamında yeni bir yaklaşım yöntemi oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu alanda çalışanlar için rehber ve kılavuzlar oluşturulmuş, personel hizmet içi eğitimden geçirilmiş, sempozyumlar, çalıştaylar düzenlenmiş, araştırma ve değerlendirme raporları hazırlanmıştır. Tüm bu gelişmeleri takip etmek ve üretilen bilgi ve tecrübelerden sistematik bir şekilde yararlanmak çocuk adalet sisteminin özneleri olan çocukların yüksek yararı açısından son derece önemlidir. Çoğunlukla ideal düzeyde hazırlanan ve sunulan eğitimlerin sahada beklenen değişimi gerçekleştirmediği sürekli dillendirilen bir husustur. Gerek insan kaynağı yetersizliği, gerek çalışanların özlük haklarının düşük olması gibi etkenler nedeniyle yeterli motivasyon sağlanamadığı için uygulamada aksaklıklar yaşanmaya devam etmektedir. Sosyal psikolojide bir kural vardır: “Tutumları etkileyebilirsiniz ancak bu davranışların değişeceği anlamına gelmez.” Davranış değişikliği bireysel yapısal değişimlerin ötesinde daha pek çok değişimin birlikte gerçekleşmesi sonucu ortaya çıkacak bir durumdur. Bu nedenle sosyal sorunlar alanında bir model üretildiğinde bu modelin yerelde etkin bir şekilde uygulanmasının uzun yıllar alacağı bilinmelidir. Sistem ne kadar mükemmel olursa olsun uygulanabilirliği çalışanların inancı ve bakış açısı kadardır.

Yazının tamamını oku »

suriyeli-siginmacilar.jpg

Kasım 2014 itibarıyla Türkiye’de resmi rakamlara göre 1.6, resmi olmayan rakamlara göre 2 milyon civarında Suriyeli göçmen yaşamaktadır. Bu sayılar Türkiye’nin resmi rakamlara göre nüfusunun %2.1’i, resmi olmayan rakamlara göre de %2.5’i oranında Suriyeli ağırladığı anlamına gelmektedir. Suriye sınırı ve civarındaki illerde yaşayan yaklaşık 10 milyon nüfusa 1.2 milyon civarında yeni nüfus eklenmiştir. Ekim 2011’de İçişleri Bakanlığı’nın aldığı karar ile Türkiye’de kayıt olan Suriyeli sığınmacılara “geçici koruma statüsü” verilmektedir. Geçici koruma rejimi ile Suriyelilere sınırsız kalış, zorla geri gönderilmemeye karşı koruma ve acil ihtiyaçlara yanıt veren kabul düzenlemelere erişimi içerecek şekilde koruma ve yardım sağlanmaktadır. Suriyelilerin %85’i kamp dışında yaşamaktadır. Kamplardan hastanelere 500.000’in üzerinde hasta sevk edilmiştir. Türkiye’de ameliyat edilen hasta sayısı 200.000’i aşmıştır. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 35.000 Suriyeli doğumu gerçekleşmiştir. Türkiye Nisan 2011-Kasım 2014 döneminde göçmenler için 4.5 milyar dolar harcama yapmıştır. Resmi verilere göre Birleşmiş Milletler ve Avrupa ülkelerinden gelen yardım miktarı 246 milyon dolar civarındadır.

Yazının tamamını oku »

aile-donusum.jpgToplumun çekirdeğini oluşturan, bireyleri ve toplumu bir arada tutan aile kurumu, hoşgörü, sevgi ve karşılıklı anlayış çerçevesinde yetişen bireyler, güçlü toplum olmanın temel esasıdır. Göç ve kentleşme, kültürel değerlerdeki aşınma, bireyselleşmenin artması, aile eğitimindeki eksiklikler, yeni iletişim teknolojileri gibi nedenlerle, aile üyeleri arasındaki iletişim azalmış, boşanmalar artmış, tek ebeveynli ailelerin oranı yükselmiş ve aile kurumu zayıflamaya başlamıştır. Nüfusun yaş yapısındaki değişimler sonucunda gelecekte aktif olmayan nüfusun payının artması, doğurganlık hızının azalmasıyla da yaşlı nüfusun payının yükselmesi riski bulunmaktadır. Bu programla, Türkiye’nin ekonomik ve sosyal gelişmesini desteklemek üzere dinamik nüfus yapısının korunması, aile kurumunun güçlendirilmesi ve böylece sosyal refah ve sosyal sermayenin artırılması amaçlanmaktadır. Program kapsamında aile refahının korunması, evlilik öncesi eğitim ve aile danışmanlık hizmetlerinin etkinleştirilmesi, sosyal yardım ve hizmetlerin aile temelli sunulması, genç nüfusun yarattığı demografik fırsat penceresinden azami derecede faydalanılması öngörülmektedir.

Yazının tamamını oku »

osm-cocuk.jpgOsmanlı Devleti, klasik dönemde korunmaya muhtaç çocuklara vakıflar ve sosyal uygulamalar olmak üzere iki şekilde sahip çıkmış; ancak ağırlıklı olarak aile yanına yerleştirmeyi esas alan bir sosyal politika uygulamıştır. Bu temel sosyal uygulama genel olarak evlatlık olarak tanımlanabilir. Osmanlı Devleti’nde korunmaya muhtaç çocuklara yönelik uygulanan evlatlık kurumu modern evlatlık kurumundan en temel biçimi ile soy bağını ret etmesi, miras bırakılamaması ve geçici bir yerleştirme şekli olması yönleriyle ayrılır. Bu sebepler ile modern anlamda evlatlık kurumundan ziyade koruyucu aile uygulaması özelliği gösterir. Osmanlı Devleti’nde evlatlıkların hukukî statüleri İslam hukuku hükümlerine göre düzenlenmiş ve Tanzimat devrine kadar toplumda önemli işlevler yüklenen tek alternatif uygulama olarak yer edinmiştir. Tanzimat devri ile başlayan kurumsallaşma esasına dayalı sistem yine bu esaslar temel alınarak belirlenmiştir.

Yazının tamamını oku »

beslemelik.jpgBeslemelik kurumu geçmiş yüzyıllardaki feodal tarım düzeni içerisinde hem koruyucu aile sistemi, hem de bir emek biçimi olarak yaygın şekilde kullanılmıştır. Bununla birlikte eskiçağlardan itibaren neredeyse bütün toplumlar içinde bir şekilde yer edinmiş olan bu kurumun önemi ve yaygınlığı günümüzde unutulmuştur. Geçmişte, besleme kullanımı öylesine geniş çaplı bir uygulama haline gelmiştir ki, zengin konaklarında onlarla ifade edilen sayılarda besleme istihdam edilmiştir. Kurumun yaygınlığı sadece geçmişle de sınırlı değildir. Günümüzde çok az sayıda da olsa, özellikle köylerde beslemelere rastlamak mümkündür. Beslemelerin geçmişteki yaygın kullanımı ve aynı zamanda da günümüzdeki durumları göz önünde bulundurulduğunda, bu kurumun incelenmesi toplumsal tarihimizin çok az bilinen bir yönünü gün ışığına çıkarması açısından ayrı bir önem arzetmektedir.

Yazının tamamını oku »

cocuga_yonelik_siddet.jpgAile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, çeşitli sivil toplum kuruluşlarının yanı sıra çocukların da görüşlerini alarak “Çocuğa Yönelik Şiddetle Mücadele Ulusal Strateji Eylem Planı” taslağını hazırladı. Çocuğa yönelik her türlü ihmal, istismar ve şiddetin önlenmesi amacıyla hazırlanan eylem planı taslağı üzerinde Bakanlığın çalışmaları sürüyor. Eylem planı, çocukların da hazırlık aşamasına katılması açısından diğerlerine göre, daha güçlü ve önemli bir özellik taşıyor. Taslak üzerinde çocukların görüşlerini alabilmek için taslak metnin “çocukça” versiyonu hazırlandı. Bu metin Türkiye’nin iki ayrı bölgesinde toplanan İl Çocuk Hakları Komiteleri ile tüm bölgelerden temsilcilerin katıldığı bir forumda çocukların görüşlerine sunuldu. Eylem planı, sadece hazırlık aşamasında değil uygulamada da çocukların istek ve ihtiyaçlarını belirleyerek ilgili faaliyetleri gerçekleştiren bir yaklaşımı benimsiyor.

Yazının tamamını oku »

lgbt.jpg

Din ve maneviyat (spirituality) hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır, hemen hemen her birey dinî ya da manevî bir eğilime sahiptir. LGBT bireyler üzerine yapılan nitel bir araştırmayı içeren bu makale, bu bireylerin dinî ve manevî eğilimlerini konu edinmektedir. Makalede şu sorulara cevap aranmaktadır: Katılımcıların inanç/inançsızlık durumları nedir? Katılımcıların din tasavvuru nasıldır? Katılımcıların Tanrı tasavvuru nasıldır? Katılımcılar hayatın zorluklarıyla başa çıkma sürecinde dinî/manevî unsurları kullanmakta mıdır? Türkiye’de LGBT bireylerle ilgili bazı çalışmalar olmakla birlikte, onların dinî ve manevî eğilimlerine dair herhangi bir çalışma bulunmamaktadır. Bu durum da makalenin literatüre katkısını daha önemli kılmaktadır. Bu araştırmanın örneklemini, İstanbul’un Beyoğlu semtinden seçilen 30 LGBT birey oluşturmaktadır. Örneklem, on bir gey, altı lezbiyen, altı biseksüel ve yedi transeksüel bireyi içermektedir. Katılımcıların %40’ı kendisini “Müslüman” olarak tanımlarken, %60’ı kendisini “Alevi”, “agnostik”, “ateist” ve “kararsız” olarak tanımlamıştır.

Yazının tamamını oku »

cocuklar12-15.jpgKamu Denetçiliği Kurumu ya da uluslararası toplumda bilinen adıyla Ombudsmanlık, 29 Haziran 2012 tarihinde kurulan yeni bir kurumdur. Yasal düzenlemelere göre kurumun kuruluş amacı; eğitim, sağlık, ulaşım ve barınma gibi kamu hizmetlerinin işleyişinde bağımsız ve etkin bir başvuru mekanizması oluşturmaktır. Okul, hastane, çocuk bakım kuruluşu, valilik, kaymakamlık, karakol, itfaiye ve belediye gibi idarelerin eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarıyla ilgili bir başvuru yapıldığında kurumun görevi bu başvuruyu insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden inceleyip araştırarak gerekmesi halinde ilgili yerlere önerilerde bulunmaktır. Diğer bir ifadeyle, bütün çocuklar okul, hastane, çocuk bakım kuruluşları, valilik, kaymakamlık, karakol, itfaiye ve belediye gibi idarelerle yaşadığı sorunları çözmek için Kamu Denetçiliği Kurumuna müracaat edebilir. Çocuklar; eğitim, sağlık, ulaşım ve barınma gibi kamu hizmeti alırken haksızlığa uğradıklarında ya da öğretmen, doktor, hemşire, polis ve asker gibi kamu görevlileriyle bir sorun yaşadıklarında bu sorununu öncelikle ilgili idare ile paylaşması, sorununun hala çözülmediği düşünülüyorsa kamu denetçisine başvurması gerekmektedir. Başvuru üzerine kurumun görevi sorununu incelemek, araştırmak ve gerekirse ilgili idareye önerilerde bulunmaktır.

Yazının tamamını oku »

ergenlik.jpgTarihin her döneminde bütün toplumlarda var olan risk faktörleri aile üyelerinin psiko-sosyal işlevselliklerini ve toplumsal yaşama aktif bir birey olarak katılımlarını kısıtlamakta ya da engellemektedir. Ailedeki risklere zamanında müdahale edilemediğinde çocuklar uzun yıllar ihmal ve istismara maruz kalmakta ve geri dönüşü mümkün olmayan gelişimsel gerilikler yaşamaktadırlar. Ülke nüfusumuzun % 25,3’ü 14 yaş altı çocuklardan oluşmaktadır. Ancak bu çocuklardan koruma sistemine dâhil olanların, ihmal istismar nedeniyle hayatını kaybedenlerin, özel desteğe ihtiyacı olanların, denetim ve gözetim altında olanların belirlendiği bütüncül bir ulusal veri tabanı bulunmamaktadır. Yüksek risk altındaki çocuk ve ailelerden başlanarak hizmet planlaması yapılabilmesi için çocuk ihmali ve istismarı alanında ulusal düzeyde risk piramidi oluşturularak sorunun büyüklüğünün ortaya çıkarılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu amaçla sağlık, eğitim, emniyet ve sosyal hizmet kurumlarının hizmet alanlarına giren çocuk ve ailelere yönelik risk taraması yapılarak erken müdahale sisteminin devreye girmesi sağlanmalıdır.

Yazının tamamını oku »

cas.jpgAvrupa Birliği tarafından finanse edilen ve UNICEF’in teknik desteği ile Türkiye Cumhuriyeti hükümeti tarafından uygulanan Çocuklar İçin Adalet projesinin kapanış töreni gerçekleştirildi. Çocuklar İçin Adalet Projesi’nin kapanış toplantısına, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam ile Adalet Bakanı Bekir Bozdağ da katıldı. Bakan İslam kapanış toplantısında yaptığı konuşmada, adalet kavramının Türk kültüründe temel ve belirleyici bir özellik taşıdığını ifade ederek, adaletin tecelli etmediği toplumların mutluluğa, huzura ve refaha ulaşamayacağını belirtti. Bakanlık olarak öncelikli hedeflerinin bütün çocukların haklarının önemsendiği, korunduğu, ayrımcılığa maruz kalmadığı, insan onuruna uygun bir biçimde yaşayabildiği ortamları oluşturmak olduğunu ifade eden Bakan İslam, ”Dünyamızın geleceğini planlamak istiyorsak, aile içerisinde ve toplumsal hayatta adaleti tesis etmek, çocuklarımız için hem fiziksel hem de toplumsal ortamın düzenini ve sağlığını korumak zorundayız” diye konuştu.

Yazının tamamını oku »

davutoglu-1.jpgBirincisi düzenlenen, Uyuşturucu ile Mücadele Şurası ATO Congressium’da, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun katılımı ile gerçekleştirildi. İki gün süren ve Bakanlar Kurulu kararı ile alınan uyuşturucuyla mücadele eylem planının masaya yatırıldığı şuranın açılışına, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yanı sıra eşi Sare Davutoğlu, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu,  İçişleri Bakanı Efkan Ala, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç katıldı. Başbakan Davutoğlu şuranın açılışında yaptığı konuşmada, bazı sorunların bir mekan, nesil veya alanla sınırlı olduğunu, bir mekanla sınırlı olan sorunların çözümü için oralarda alınacak tedbirlerin yeterli olabileceğini, bir nesille sınırlı olan sorunlar için de o tarihi kesitte üretilecek çözümlerle neticeye ulaşılabileceğini ifade etti.

Yazının tamamını oku »

developmental-disabilities.jpgTürkiye’nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin kabul edilişinin üzerinden 25 yıl geçti. Ne yazık ki hala çocukların insan haklarının ihlal edilmemesi, korunması, geliştirilmesi ve çocukların seslerinin duyurulması için tüm devletlerin ve yetişkinlerin yapması gerekenler var. Paris Prensiplerine uygun standartlara göre oluşturulmuş ulusal insan hakları kurumları çocukların insan haklarının korunmasında, geliştirilmesinde önemli bir role sahiptir. Bu kapsamda pek çok ülkede oluşturulan çocuk ombudsmanlığı sistemi çocukların hayatında olumlu değişiklikler yaratabilmektedir. Türkiye’de Kamu Denetçiliği Kurumu olarak adlandırılan ombudsmanlık kurumu 2011 yılında kuruldu. Kurum kapsamında çocuk ombudsmanlığı aynı zamanda kadın ve engelli yurttaşlardan da sorumlu ombudsman tarafından yürütülmektedir.

Yazının tamamını oku »


© 2008 Tema Tasarım Just Skins | Yönetim