adderall online

ckkongresi.jpgSağlıklı bir toplumun ana kaynağı olan çocukların korunmasına ilişkin konuları, farklı uzmanlık alanlarından katılımcılarla tartışarak bu alanda bütüncül ve işlerlikli bir model oluşturmak üzere düzenlenen 1. Uluslararası Çocuk Koruma Kongresi çıktılarının toplumda ve bilim evreninde bir farkındalık ve duyarlılık oluşturması amaçlanmaktadır. Bu sonuç bildirgesi, kongrede bu bağlamda tartışılan uluslararası ve ulusal boyutta çocuk koruma sistemleri, ülkemizde ve dünyada bu alanda yaşanan sorunlar, çocuk haklarının işlerliği, çocukların sağlıklı gelişimini sağlamak ve onları örselenmeden korumak için yapılan ve yapılması gereken önleme, savunu, sağaltım ve izlem çalışmaları, eğitim, araştırma ve uygulamaların eşgüdümü konularını içermektedir.

Yazının tamamını oku »

bir-osmanli-cocugu.jpgİstanbul, fethinden itibaren Osmanlı Devleti’nin değişik eyaletlerinden gelen kişiler için çekim merkezi olmuştur. Şehir gelen göçler ile sürekli büyümüş ve zaman zaman marjinal gruplar tarafından adeta istila edilmiştir. XVII. yüzyıldan başlayarak, XIX. yüzyıla kadar süren tarihsel süreçte İstanbul; külhanbeyler, dilenciler, kabadayılar, kopuklar olarak adlandırılan marjinal grupları barındırmıştır. Bu dönemdeki savaşlar, ekonomik sıkıntılar, ahlaki çöküntüler ve devletin çözüm arayışlarının eksikliği külhanbeyler sorununu yaratan etmenler arasında yer almıştır. Göçler sırasında yaşanan gayrimeşru ilişkiler nedeniyle doğumlar hızla artmış ve ortaya korunmaya muhtaç çocuklar sorunu ortaya çıkmıştır. Bunların yanı sıra iş bulmak amacıyla İstanbul’a gelen genç nüfusun artması beraberinde işsizlik, barınma sorunu ve güvenlik sorununu getirmiştir. 11-15 yaş grubundaki gençler gündüzleri dilenerek veya günübirlik işlerde çalışarak yaşama tutunmaya çalışmışlar, akşamları ise soğuktan korunmak için çevrelerinde bulunan hamamların “külhanlarına” sığınmışlardır. Daha önce külhanlarda yaşayan ve ayni kaderi paylaşan külhanbeyler, yeni gelen yetimlere kucaklarını açmışlar, gelenek ve göreneklerini onlara usta çırak ilişkisiyle aktarmışlardır.

Yazının tamamını oku »

cocukla-gorusme2.jpgÇocuk istismarı (çocuğa kötü muamele) nedir?

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre “Çocuğun sağlığını, fiziksel ve psiko-sosyal gelişimini olumsuz etkileyen, bir yetişkin, toplum ya da devlet tarafından bilerek ya da bilmeyerek tüm davranışlar çocuğa kötü muameledir.”

Cinsel çocuk istismarı nedir?

Çocuğun kendisinden en az 6 yaş büyük bir kişi tarafından cinsel haz amacıyla zorla ya da ikna edilerek cinsel etkileşime maruz bırakılmasıdır. Ensest, tecavüz, çocuğu pornografi ve fuhuş malzemesi yapmaktan; teşhircilik, cinselliği kışkırtan konuşmalar, cinsel ilişki ya da pornografik film seyrettirme, cinsel organları okşama, oral sekse kadar değişen eylemler cinsel istismar spektrumu içindedir.

Yazının tamamını oku »

sc_elestirel.jpg“Hiçbir yere ait değilim, ama bunu olduğu gibi sindirmeyi başardım. Bunu pek dert etmiyorum. Kimi zaman fazla bir seçeneğiniz olmuyor.” Edward Said

Günümüz insanı mutlu değil. Mutsuzluğunun kökleri derinlerde. İnsanoğlu için ufukta görünen bir mutluluk adası yok. İnsan varlığını biçimlendiren yüzyılların teorisi, yeniden mi ele alınmalıdır? Ele alanlar var. Yeni şeyler söyleyenler. Üretenler. Ama mutsuzluk iklimi dağılmadı. Dağılmıyor. Üstüne insansızlaşma, hüzün, acı ve envai türde sosyal sorun çoğaldı. Dünya mutsuz insanın elinde bir ateş topuna döndü. Kötülerin ve akılsızların güçlü dünyasındayız. İnsanlığı barışa, mutluluğa, adalete, çoğulcu bir demokrasiye götürecek “akıl, akıl, akıl!” diye bir ses yükseliyor ölümlülerin toprağından. Duyanlar da sessiz. Ne yapmalı?

Yazının tamamını oku »

tsk.jpg

‘Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde son 10 yılda intihar edenlerin sayısının aynı dönem içinde şehit olanların sayısından fazla olduğu tespit edildi. Bunun üzerine Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, son 10 yılda şehit olan TSK personeli sayısının 601; intihar eden personel sayısının 965 olduğunu açıkladı’(1). Basına yansıyan bu açıklamadan hareketle; TSK’da artan intihar olaylarının altında yatan sebepleri tespit etmek ve olası intiharlara yönelik önlem açısından  sosyal hizmet müdahalesine dikkat çekmek ve ‘kuramsal açıdan TSK’da Sosyal Hizmet mesleğinin gerekliliğini ortaya koymak amaçlı ele alınmıştır. Sosyal hizmet, sosyal işlevselliği artırmak, kapasiteyi yenilemek, güçlendirmek ve özlenen amaçlara uygun toplumsal koşulları oluşturmak üzere bireylere, gruplara, ailelere ve  topluluklara yardımı kapsayan mesleki çalışmalar bütünüdür (Zastrow, 2013, s.8).

Yazının tamamını oku »

cocukvesuc.jpg

Polis Akademisi Başkanlığı koordinesinde 15-17 Kasım 2014 tarihlerinde VI. Uluslararası Risk Altında ve Korunması Gereken Çocuklar Sempozyumu düzenlenecektir. Sempozyumun en önemli amacı ulusal ve uluslararası alanda Risk Altında ve Korunması Gereken Çocuklar konusunda çalışan uygulayıcılarla akademisyenlerin bir araya gelerek bilimsel yöntemler ışığında işbirliği ve diyaloğun geliştirilmesi, bilimsel analizlere dayalı politika önerileri geliştirilmesidir. Sempozyumun bu yılki teması “Çocuk ve Suç” olarak belirlenmiştir. Sempozyuma ilişkin alt temalar ise aşağıda yer alan tabloda detaylı olarak verilmektedir.

Yazının tamamını oku »

27 Ağustos 2014Medeniyetlerin Ben İdraki

davutoglu.jpg1991 yılında Jakarta’da sömürgeci dönemden kalan Flamanca kitapların yoğun bulunduğu bir sahafda 1926 yılında basılmış ilginç bir hatırat ve değerlendirme kitabı bulmuştum. O gün sadece bir misyonerin İslam dünyası gözlemleri açısından önemli görerek aldığım ve bir yolculuk esnasında seri şekilde okuduktan sonra kütüphaneme yerleştirdiğim bu kitap iki sene sonra Huntington’ın “Medeniyetler Çatışması” başlıklı makalesi yayınlanınca bir kez daha dikkatimi çekti. Her iki eserin kavram ve mantık dokusu, asrın başında yaşamış batılı bir misyonerle, asrın sonunda yaşamış batılı bir akademisyenin İslam dünyası gözlemlerini mukayese edebilmek açısından  son derece ilginç bir mukayese zemini oluşturuyordu.  Herşeyden önce her iki eserin başlığı da aynı temel unsuru barındırıyordu: Medeniyetler Çatışması.

Yazının tamamını oku »

int-cafe.jpgİletişim teknolojilerinin hızlı gelişimi ile birlikte internet üzerinden tesis edilen sosyal iletişimin özelliği toplumsal değişime bağlı olarak etik anlayışı doğrultusunda da tartışılır hâle gelmiştir. Post-modern iletişim aracı olarak kullanılan internet, sanal âlemin oluşturduğu sunî yakınlığına rağmen beşerî ilişkilerin insanî ve dolaysıyla etik değerlerini sarsabilecek konuma da getirmiştir. Özellikle sosyal ağ sitelerinde yaşanan gayri-ahlâkî iletişim bozukluklarının iki olası sebebi vardır. Ya toplumsal ahlâk yapısında yaşanan erozyon kolayca sosyal ağ sitelerine sirayet etmekte ya da sanal iletişim araçlarının suni özelliği kişilerin ahlâkî değerlerinin bozulmasına sebebiyet vermektedir. Şüphesiz her iki unsur da sosyal paylaşım sitelerinin niteliğini etki altına alabilmektedir. Kullanıcıların kişilik haklarının korunmasını amaçlayan internet güvenliğinin sağlanabilmesi, etik, özgürlük ve toplumsal alan değerleriyle yakından ilgilidir.

Yazının tamamını oku »

travma2.jpgTravma, hayatın günlük akışı içinde, hiç beklenmeyen bir anda, insanın dayanma gücünü zorlayan ya da aşan bir durum olarak tanımlanabilir. Travmaların oluşmasında, çocuğun olayı kendi yaşamına veya başka birinin yaşamına tehdit olarak algılaması çok önemlidir. Olay ne kadar doğrudan tehdit oluşturuyorsa, etkisi o derece büyük olur. Travmaların bir bölümü, doğal afetler sonucu yaşanır. Hiç beklenmedik bir anda ortaya çıkan sel, yangın, deprem gibi bir felaket, çocuğun yaşamını değişik ölçülerde etkileyebilir ve çocuğun yaşamının o günden sonra bir daha eskisi gibi olmamasına neden olabilir. Travmaya neden olan olaylar insan eliyle ortaya çıkmış da olabilir. Bu tip olaylar arasında, hırsızlık, taciz, tecavüz, kazalar, bir vahşete şahit olmak sayılabileceği gibi, çocuğun okuldaki yıl sonu gösterisinde rolünü unutması da sayılabilir.

Yazının tamamını oku »

itomanbay.jpgBaşkent Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı Prof. Dr. Işıl Bulut’un, Sosyal Hizmet Uzmanları web sayfasında sosyal hizmet uzmanlarının unvan sorunuyla ilgili bir yazısı yayınlanmıştır (http://sosyalhizmetuzmani.org/sosyal_hizmet_unvani_hakkinda.htm. Aynı yazı “Sosyal Hizmet Uzmanlarının Unvan Sorunu” adıyla manevisosyalhizmet.com sayfasında da yayınlanmıştır). Demek ki bu kavramdan belirsizlik duyan, içine sindirmekte zorlanan biri yazıyla Prof. Bulut’a sormuş ve yanıtını almıştır. Çünkü yazı hem bir profesörün kaleminden hem bir bölüm yöneticisinden çıktığı için önemlidir. Şimdi bu yazıyı irdelemek ve değerlendirmek istiyorum. Çünkü bu, üzerinde tartışılması, doğru karara varılması ve diğer sosyal mesleklere onların üzerlerine çıkmışlık duygusu verilmemesi ve rencide edilmemeleri için düzeltilmesi gereken bir konudur. Bu arada bu yazısıyla mesleğin gelişimi yönünde bir tartışmaya kapı açtığı için Prof. Dr. Işıl Bulut’a teşekkür etmek istiyorum. Çünkü ilk kez bu konuda ve bu yönde bir yazıdır bu. Düşüncelerin kalıcı olması ve yayılması için birkaç kişi kendi aralarında konuşarak değil yazarak tartışmaya gereksinimimiz çok büyüktür. (NOT: Aşağıdaki bölümlerdeki italik dizili tümceler Sayın Bulut’a aittir.)

Yazının tamamını oku »

cocuk_adalet.jpgAdalet Bakanı Bozdağ, Türkiye’deki ceza infaz kurumlarında 2014 Mart ayı itibariyle 1.686 çocuk tutuklu bulunduğunu bildirdi. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin yazılı soru önergesini yanıtladı. Çocuklara eğitim öğretim verilmesinin temel ilke olduğu ceza infaz kurumlarında, resmi, özel ve gönüllü kişi, kurum ve kuruluşlarla işbirliği çerçevesinde, çocuğun yüksek yararı gözetilerek, tutuklu ve hükümlü çocuklara yönelik eğitim ve iyileştirme faaliyetleri yapıldığını ve bu faaliyetler kurumlarda bulunan öğretmen, psikolog ve sosyal hizmet uzmanları tarafından yerine getirildiğini kaydeden Bozdağ, kurumlarda birinci kademe okuma yazma ve ikinci kademe eğitimi kursları, örgün ve yaygın eğitime hazırlık ve destek kursları, açık ilköğretim okulu ve açık öğretim lisesi sınavları, üniversite giriş sınavları, meslek eğitimi kursları, sosyal, kültürel ve sportif faaliyetler, kitaplık ve kütüphane faaliyetleri, psiko-sosyal hizmet servisi faaliyetlerinin yürütüldüğünü ifade etti.

Yazının tamamını oku »

kadin.jpg“Bu hayatta sorunsuz bir yaşam mümkün olmayacaktır” sözünü kim söylerse söylesin, hepimiz tarafından kabul görse gerek. Asıl mutluluk sorunsuz bir yaşam değil, sorunların üstesinden gelebilmektir. Çünkü biliyoruz ki, hayatın problemleri ne bizim için, ne de bir başkası için bitmeyecektir, tam aksine gittikçe daha karmaşık bir yapı alacaktır. Günümüz dünyasında genel olarak ekonomik, sosyal ve demokratik haklarda iyileşme ve gelişmeler olmasına rağmen bireysel ve toplumsal sorunlar çoğalarak girift bir yapıya kavuşmakta ve içinden çıkılmaz bir hal almaktadır. Peki, bunun nedeni/nedenleri nelerdir?

Yazının tamamını oku »


© 2008 Tema Tasarım Just Skins | Yönetim